küresel ısınmayla bir alakası olup olmadığı kafalarda soru işareti bırakan (ahanda ? böyle) model.
hatta kış günleri güzel olacak islam modelidir. akdeniz bölgesinde görlür. yazları kurak ve yobaz, kışları ılımlı ve yımışak oluyormuş bu islam iklimi.
bırakın bunları.
sadece namazını kılıp, ramazanda orucunu tutan buna karşın başka hiçbir konuda fikir beyan etmeyen insanların benimsedikleri, devlete asla karışılmayan islam modelidir.
AKP, Türkiye'yi katı bir şeriat ülkesi haline getiremeyeceğini görüyor. Dahası, bu amacı terk etmiş görünüyor. Böyle bir amacın, çok şiddetli toplumsal ve siyasal çatışma yaşanmadan gerçekleşmeyeceğini 28 Şubat'tan sonra kavradıkları anlaşılıyor. Zaten, geleneksel islami hareketten de bu nedenle koptukları söylenebilir.
Diğer taraftan, Batı ve küresel semaye ile entegrasyon arayışında olan muhafazakâr yeni burjuvazinin de böyle bir talebinin (şeriat) olmadığını kaydetmek gerekiyor.
Düşük yoğunluklu bir islamizasyon hamlesi, bu kesimleri tatmin edecek gibi görünüyor. AKP'nin imam Hatip Liseleri'nin önünü açmak, türban, "helal gıda" ve Milli Eğitim müfredatının değiştirilmesi vb. için yürüttüğü ısrarlı çaba bu çerçevede değerlendirilmeli.
Evet, yukarıda belirttiğim gibi AKP; ABD tarafından geliştirilen "Büyük Ortadoğu Projesi" ve "Ilımlı islam" siyasetinin bir ürünü, Washington'da tasarlanmış ve Ankara'da yürürlüğe konmuş politik bir projedir.
Şimdi bu tezi biraz daha açalım.
Amerikan dışişleri ve istihbaratının önde gelen Orta doğu, Türkiye ve islam uzmanlarından Graham Fuller'in, 1990lı yılların ortalarından beri "ılımlı islam" projesi üzerine çalıştığı bilinir.
Fuller, Ortadoğu'daki anti-amerikan radikal islamcı akımları önleme ve geriletmenin yolunun, laik sistemleri desteklemekten değil, aksine radikal islamcı partileri küresel kapitalist sistem içine çekecek ve özlerini dönüştürecek bir yaklaşımı benimsemekten geçtiği tezini yıllardır savunur.
Fuller'e göre Batılıların, islam ülkelerinde laiklik konusundaki ısrarının hiçbir anlamı yok. Çünkü ona göre islam dünyasında laikliğin tarihsel ve kültürel temelleri bulunmuyor. Laiklik, Batı-Hristiyan kültürüne özgü bir olgudur. Ayrıca, Müslümanların günlük yaşamlarında dini nasıl yorumlayıp uyguladıkları ABD'nin stratejik çıkarlarını da hiç ilgilendirmez. Önemli olan şey, bu ülkelerin yada örgütlerin anti-amerikan bir niteliğe sahip olmamasıdır.
O da ancak, ılımlı bir islam modeli geliştirmekle mümkündür. Bu çerçeveden bakınca, Fuller'e göre, Fransız ekolünü izleyen laik Türkiye "başarısız" bir örnektir. Laiklik nedeniyle islam dünyasından, onları etkileyemeyecek ölçüde uzaklaşmıştır. Ancak, yine de önemli bir laik birikime ve demokratik geleneğe sahiptir. Bu durumda bir "ortalama" alınabilir.
Örneğin; Amerikalı strateji uzmanlarından Dinesh D'Souza da, daha 1995'te yazdığı bir kitapta , "Biz islam köktendinciliğini dönüştürmeli, onu liberalleştirmeliyiz" demektedir.
işte alınmak istenen bu "ortalama" ılımlı islamdır.
Fuller, 2000 yılında Türkiye hakkında yaptığı "şaşırtıcı" bir yorumda aynen şunları söylüyor:
"Türkiye, yakın bir gelecekte iki partili bir temsil sistemine gebe. Kökleri geçmişe dayanan ekonomik kriz, iktidardaki koalisyon (Bülent Ecevit liderliğindeki 57. Hükümet'ten söz ediyor) partilerinde büyük deprem yaratacak. Fazilet Partisi'nden kopan bir grup ılımlı islamcı, geniş tabanlı bir siyasi oluşuma gidecek. Bazı etkin siyasetçiler, partilerinden istifa ederek bu yeni oluşuma katılacak. Yeni oluşum kar topu gibi büyüyüp gelişecek. Türkiye'de yakın gelecekte ılımlı islamcılar iktidara gelecek. Ilımlı islamcıların yanında islami söylemlere ters düşmeyen ılımlı sol bir parti de Meclis'e sokulacak"
(Akt. Prof. Dr. Ümit Özdağ, Yeniçağ gazetesi 29.4.2004)
Ne demeli ? Yukarıdaki satırlar bir "analiz" olmanın çok ötesine geçmiyor mu ? Fuller, sizce de tasarlanmış, bağlantıları kurulmuş, ve bir ihtiyat payı bile bırakmaya gerek duymayan kesinlikteki bilgilerden (buraya dikkat, 2000 yılından söz ediyoruz) hareket etmiyor mu ? Eğer Fuller bir falcı değilse, yeryüzünde bu kesinlikte ve şaşmazlıkta ortaya konulan başka bir siyaset öngörüsünün örneği var mı? Çünkü, bu öngörüdeki herşey neredeyse gerçekleşmiş durumda.
kimilerinin "ılımlı islam yoktur, islam tektir" diyerek eleştirdiği tanım. ılımlı islam'ın ne olduğunu bilmem de bu eleştiri yöntemi takıldı kafama. madem tek islam var, e o zaman bu kadar mezhep, aleviler, sünniler, hanefiler, hanbeliler, vahabiler vs. vs. ne oluyor anam babam?
abd'nin büyük ortadoğu projesi kapsamında türkiye'ye biçtiği deli gömleği. piyasayla barışık, alabildiğine işbirlikçi ve tüm bu koşulların iç dengelerde ağrısız sızısız hazmedilmesi için kendi içinde bir o kadar da gerici olmanın amerkancası.
"Turkey is a secular country that is predominantly Muslim. There has been a lot of tension in the country between secularist and traditional Muslims, and the state has been battling Kurdish separatists for many years."
kaynak cnn.
kırmızıyla altını çizdiğim tümceyi bu ülkeye ve dış güçlere ettirten ... (ler)lardır.
dedemizin,nenemizin kanını yerde bırakacak olanlardır, bıyığından ve baş bağlamasından seçilebilen ... (ler)lardır.
diyecek birşey bulamadağım insan yığınıdır,yığın yığın insan gafletleridir,necasetle yoğurulanlardır..
yatay düzlemde ele alınan bir şemada rahatça incelenebilir, şöyle ki;
1920' lerde tepeden inme bir devrim olan kemalizm düzeni türkiye' ye girmiş ve zaman içinde türklere, türk olma bilinci kazandırılmıştır. bu tarihe gayetle yakın bir tarihte, osmanlı devleti' ne ilk batılı esintileri ve parlementoyu getiren ittihat ve terakki cemiyeti, pan turk ideolojileri ile, kafkaslara ve orta asyaya saldırmak gibi, nispeten hayalci idelerin peşinde koşturmuşlardır.
insanları osmanlılık şemsiyesi altında birleştirmeye çabalayan bu zihniyet, ne yazık ki balkan savaşları sonrasında, bulgaristan ve yunanistan gibi ülkelerin, karşıt ideoloji olan: panslavizm idesine yenik düşüp, ayrılması üzerine söz konusu ittihatçi hayal ürünü için tarihçiler: ''patladı behçet!'' deyimini kullanmaktadırlar.
sonrasında, birinci dünya savaşı ile yine ittihatçılardan enver paşa' nın alman hayranlığı üzerine almanya ile savaşa giren osmanlı devleti, sultan beşinci mehmet reşat' ın araplara, cihat çağrısı yapması ile yeni cepheler ümidine gebe olmuştur. ancak, yapılan cihat çağrısına, hristiyan ingilizlerle mac mahon antlaşması yapıp, itilaf devletleri yanında, bir başka müslüman ağırlıklı ülke, osmanlı' ya karşı savaşınca, dünya üzerinde dünyevi halifelik sona ermiştir. etkisiz, hiç bir işe yaramayan bir doğu masalı, bir arap efsanesine dönüşmüştür. solayısıyla, ikinci halka olan islamcılık halkası da çökmüştür... hayır!!! çökmemiştir işte. bu halkalardan, insanları en fazla uysallaştıran ve demografik yapı ile yakın ilişkiler içine girdikten sonra, onlara devlet için var oldukları fikrini aşılayan bir köleler imparatorluğu ütopyası...
batılı emperyalistler, türklerin mustafa kemal atatürk ile birlikte, siyasi reformlar gerçekleştirip, dini reformlarda yalnızca kamusal alanlarda reformist davrandığını görmüş ve bu ülkenin bağrında yatan büyük yobazlıktan, ümmetçilik bağımlılığından haberdar olmuştur.
bunu ta o zamanlar gören wilson' ın vasiyeti doğrultusunda abd emperyalizmi, ümmetleştirdikten sonra, köleleştireceği bir topluluğun fantazisiyle yanmaya başlamıştır.
zamanlar geçmiş ve çok partili siyasi rejim geldikten sonra, türkler dini tekrar siyasete alet etmeye ve böylece oy depoları yaratmaya başlamışlardır.
bunun için, nurculardan, sait nursi' nin post-modern öğrencilerinden yardım alan çeşitli sağ tandanslı politikacılar, msp gibi siyasi oluşumlarla, cuma namazlarından oy toplama gailesine düşmüşlerdir. ancak, henüz batıdan ithal ettikleri bir itelijans olmadığı için, daha çok vahşet eğilimli görülen bu tarz oluşumlar, ülkenin katı-laik kurumlarınca kapatılmıştır. ancak 11 eylül' den sonra hız kazanan 3.dünya savaşı yolunda, çin ve rusya bloğuna adam kaptırmak istemeyen abd bloğu, türkiye' yi ümmetleştirip kaynak, üs ve savaş alanı haline de getirebileceği bir küresel güç odağı damızlığına evirtmek için fethullah gülen endeksli, rte damgalı hareketler başlatmıştır. ülkedeki solcularında sayısının azlığı ve örgütlü olmamalarından faydalanan bu oluşum siyasi bir terör yaratarak, bilgisayar oyunlarının da faydalarıyla, halkta umutsuzluk siyasetini güderek başa gelmişlerdir.
bu, türk' ün köleleştirilmesindeki en büyük adımdır, simgeside: türban adı verilen, fransız bohemlerinin fantazi aracı olarak kullandıkları, olmayan bir alaaddin hikayesi metasıdır.
ılımlı islam, sanılanın aksine, islami bir rejime geçişi sağlayacak, önayak olacak ve küresel güç odakları tarafından demokratik sistem içinde kabul ettirilmeye çalışılan ideolojinin adıdır.
ılımlı islam bir oksimoron'dur. zira, islama dayalı bir yönetim tarzının ılımlı olması mümkün değildir. hemen yanlış anlaşılmasın, sadece islam değil herhangi bir dine dayalı yönetim biçimi ılımlı olamaz. çünkü, din dogmatik bir kavramdır ve kesin kuralları vardır. siz, bir inanan iseniz eğer, bu kuralları olduğu gibi kabul edersiniz. bu nedenle, dini bir esasa dayalı rejim, dinin emrettiği kurallar dışındaki kuralları yok sayacak, kendinden olmayanları düşman belleyecektir. çok da uzak değil, hemen sınır komşumuz iran bunun somut bir örneğidir.
sanmayın ki, ılımlı islam, öyle dininizi, inancınızı ılımlı ılımlı yaşayabileceğiniz, naif bir düzendir. aksine, inancınızı özgürce, diğer dinlerin, mezheplerin varlığını da kabul ederek ılımlı bir ortamda yaşamak için demokrasi ve laiklik olmazsa olmazdır.
tayyip i gaza getiren terim. ılımlı deyince sanki başka katı islam varmış gibi oluyor, halbuki tek bir islam var, ben islamcıyım, ayrıca türkiye bir islam devleti...
amerika nın ılımlı islam tabirine göre suudi arabistan da ılımlı islamı uygulayan bir ülkedir. hatta isterseniz kapkara çarşaflarla dolaşın ama ülkenizi yönetenler amerikancıysa hem laik hemde ılımlı islam modeli bir ülke olabilirsiniz yani ne kadar s.kko bir kavram anlatabiliyormuyum bilmem.
amerikanın bize dayattığı bir saçmalık işte.
ılımlı islam olmaz, islam zaten ılımlı bir dindir. bu sıfat islamdaki radikal kesimin terörist faaliyetlerinden sonra * a.b.d tarafından ortaya atılmış, potansiyel tehlike olan ortadoğuya müttefiki(!)* olan türkiyeyi örnek göstermesiyle ortaya atılmış, kurulmuş bir tezgahtan başka bir şey değildir. Daha somut ifadesiyle a.b.d nin terörist eylemler karşısında "yussuf yussuf" seslerinin hat safhaya çıkmasıyla gündeme gelmiştir, ülkem vatandaşı bu ılımı pek bi benimsemiştir.
+ neden rte mahmut abi?
- aabi adam ılımlı yavvv, hem güneş gözlüğü takınca yakışıklı oluyo.uzun falan...
+ siktir..
islamın bugünkü yapısından rahatsız bünyelerin dış destekli empoze biçimi. dini menfaatlerine kullanan günümüz devlet ya da bireysel hareketin dayanak noktası.
abd' nin orta doğu projesi hayallerini gerçekleştirmesi için, önünde mıh gibi duran islam' ı hedef alarak, hristiyanlığa uyarlama şeklidir. bizde ılımlı islam olarak tanımlanan şeyin, ingilizce karşılığı '' uysallaştırılmış islam '' dır. elbette ki din ve devlet işleri birbirinden ayrılmalıdır. laik düzen korunmalıdır. ancak ılımlı islam diye bir kavram da olmamalıdır.