istanbul üniversitesi iktisat fakültesi hocalarından biri olması muhtemel zat. bunlar finalde de 60 dakikalık sınavı 15 dakikada bitirtirler, öyle dumur kalırsınız kağıdın karşısında.
okurken tüm fırsatlarda çayıra yayılan,gafil gençlikçe sevilen,göklere çıkarılan; lakin boşa okuduğu ve iyi yetiştirilmediğinden dolayı işsiz kaldığı kafasına dank edince dönüp küfrettiği hocadır.
ders işleyiş şekli eleştirildiğinde öğrencileri "sınav kağıtlarınızı okuduğumu mu sanıyorsunuz, kağıtlarınızı okusam hiç biriniz bu üniversiteden mezun olamazsınız" sözüyle imalı bir şekilde tehdit etmek bu tür bir öğretmene yakışan bir davranıştır.
gereksiz ayrıntılara takılmayan öğrencilerini sadece lazım olan bilgileri vererek hayata hazırlayan hocadır. sene bittiğinde vermesi gerekeni verebiliyorsa sorun yok demektir.
hatta bu süreyi bazen 45 dakika veya yarım saate kadar düşürebilen ve bunu adet haline getiren hocadır. acıklı durum ise çoğu öğrencilerin bu durumdan hoşnut olmasıdır. hocamız 4 saat yerine, yarım saatte işini bitiriyor fakat 4 saatlik ücretini çatır çatır alıp evine ekmek götürüyor. o parayı yemek için insanda öncelikle boğaz olması gerekir. bu öyle bir boğazki her türlü lokma geçebilmektedir. maalesef bu tarz hocalarımıza üniversitelerimizde sıkça rastlayabiliriz.
sonra vay efendim neden bizim eğitim sistemimiz bozuk diye sorarız kendimize. *
ayrıca öğrenci milletinin iş hayatına atılana kadar en sevdiği hoca/öğretmen tarzıdır.