TKP/ML TiKKO'nun böyle bir eylemi yoktur. zira tikko şehirde değil kırsalda örgütlüdür. ülkücülerin balgat katliamında kendi halkını öldürüp solcuların üstüne attığı gibi bir vakadır veya kontrgerillanın planlarından biridir. olan halk evladına olmuştur.
edit: sözlükteki komünistler rahatsız çünkü ülkücüler komünistleri karalamak için halk evlatlarını öldürüyor.
' bahçelievler, bahçelievler' diye g.tünü yırtan, komünizmin enjekte ettiği kızıl zehirle hanüsilasyon gören,
savunduğu emekçiyi öldüren bir avuç rus taklitçisi p.çler tarafından 5 işçinin hunharca katledilmesi.
ulan ayıp be, üniversiteli p.çler bide bunu bi haltmış gibi orda burda söylemiyo mu,
unutmadık
unutmayacağız...
edit sözlükteki komunist piçler rahatsız...
bu işçileri tkp ml nin katledildiği iddia edilmiş fakat tkp ml o dönem bu katliamı kesinlikle reddetmiş ve bu eylemin bir kontrgerilla eylemi olduğunu iddia etmiştir. ha yine de kim yaparsa yapsın vahşice bir katliam, sonuç olarak bu insanlar da ülkücü olsalar bile emeğiyle geçinen insanlar. ölen işçiler için söylenecek tek kelime; allah rahmet eylesin.
18 mart 1978 günü, ülkücü hareket için kara bir günün habercisi olmuştu... istanbul ümraniye'de beş ülkücü işçi, beş vatansever türk milliyetçisi t.k.p.m.l. tikko adlı komünist çete tarafından korkunç işkenceler geçirildikten sonra, kurşuna dizilerek şehit edilmişti...
beş ülkücünün şehit edilmesi, bütün türkiye'deki milliyetçi ve ülkücü kuruluşları ayağa kaldırmıştı. artık birer birer değil beşer beşer şehitler vermeye başlayacağımız günler gelmekteydi....
35 ülkücü kuruluş kızıl katliamı kınamak amacıyla istanbul'da bir araya gelerek, cenaze töreni öncesi ortak bir basın toplantısı düzenlemişti
17 mart 1978 tarihinde ömer bayraklar salih ulu bahri bilgin cevat koca sinan koca isimli 5 ülkücü işçinin aynı anda dev-yol militanları tarafından katledildiğinde, sinan koca'nın henüz 10 günlük bebeği vardı.
bu satırlar, alınları terleyerek hiç para kazanmamış
işçi hakları savunucularına,bir protesto yazısıdır.
cümlelerin her biri bir çığlık, harfleri kan kırmızısıdır.
geldiler...
eşitlik(?) için geldiler,kominizm için geldiler...adalet(?) için geldiler.
beş işçiyi işkenceyle öldürdüler
eve bir kuru ekmek götürebilmekti tek istedikleri
bir gözde bir gecekondu en büyük hayalleri
allah'ı inkar etmediler.vatan'a ihanet etmediler
elleri çatlak,ayakları nasırlı emekçiydiler.
emekçilerin haklarını savunanlar(?)tarafından,
bir gecekonduya hapsedildiler.
söküldü hayata tutunmaya çalışan parmakları penselerle,
biçildi eğilmeyen başları orakla,
kırıldı işçi ayakları çekiçle.
1 mayıs mahallesi adında bir p.ç doğurdu ümraniye
çığlıkları yalız yalız içinde kalan cesetlerle...
Benzer şeylerin sağcıların da başına geldiği düşünüldüğünde,efsaneleştirilmemesi gereken bir şey olduğu görülecek olaydır. Burun kesmek falan elbette hoş değil ancak bu insanlar dağda pkk ile çatışırken ölmedi.Ne sağcısı ne solcusu.Yalnızca kendi ideolojisini güçlendirmek için öldü,vatanları için değil.Abartmayalım.
bir olaya katliam denmesi için kaç kişinin ve ne şekilde ölmesi gerekiyor sorusunu sorduran olaylardan yalnızca biri
(bkz: balgat katliamı)
(bkz: mardin katliamı)
giresun'un çanakçı kasabasından ekmek derdi için istanbula gelmiş bu beş gariban, otoyol fiat fabrikasında çalışmaktadırlar. 17 mart 1978 günü, ümraniye'de oturdukları gecekondu mahallesinde, başlarını sokacakları gecekondu inşaatına başladıkları gün yanlarına gelen kişilerce "gelin size daha düzenli ev yapacağınız yerler göstereceğiz" denilerek kahvehaneye çağırılmışlardı. ümraniye o dönem solcularca kurtarılmış bölge ilan edilmişti. fakir fukaradan aidat adı altında haraç toplanmaktaydı. bu beş arkadaş o güne kadar bu talepleri görmezden gelmiş, militanlara papuç bırakmamışlardı. o gün tedirgin şekilde bu davete icabet ettiler. kahvehaneye vardıklarında üzerine çullanan militanlarca elleri ve ayakları bağlandı. burada kızıl devrim mahkemesi tarafından yargılanıp içerenköy'deki taş ocaklarına götürüldüler.
önce burunlarını kulaklarını kestiler bu beş garibanın, sonra da birer kurşun sıktılar kafalarına. cesetleri bulunduğunda tanınamayacak haldeydi. 23 Yaşındaki Sinan Koca'nın biri 10 günlük olan 3 çocuğu, 29 yaşındaki ağabeyi Cevat Koca'nın 1 çocuğu, 29 yaşındaki Bahri Bilgin'in 7 çocuğu, 27 yaşındaki Ömer Bayraktar'ın 4 çocuğu, Salih Ulu'nun 1 çocuğu yetim; gencecik hanımları da dul kaldılar.
bahçelievler'i sürekli gündeme getirenlerin, bilmedikleri, bilmek de istemedikleri katliamdır.