kendilerinin her zaman olduklarını ve olacaklarını ayrıca zamanla eleştirmekte haklı olduğunuz kesimin ülkücülüğün ü'sünü ağızlarına aldırmayacak kesimdir.
çoğu sadece ülkücü büyükleri tarafından kendisine gösterileni yapar, öğretileni dinler. açıp olayları başka kaynaklardan ögrenme geregi duymazlar.
hiç unutmam, yurttan ülkücü bi arkadaşımla oturuyoruz, muhabbet ederken bilgisayarındaki o klasik güllü, 3 hilalli, bozkurtlu resimlerin içinden bi tanesi dikkatimi çeker. bu resimde uğur mumcu'nun da içinde oldugu bissürü adamın portrelik fotografı vardır, olaylar gelişir:
- bunlar kim lan?
+ vatan hainleri.
- lan şu gözlüklü uğur mumcu değil mi, ülkücüler ona da mı vatan haini diyo?
+ valla o adamın hakkında pek bi şey bilmiyom ama orada resmi varsa ben de sevmem o adamı.
- bu resmi kim kolajlamış?
+ ne bileyim lan ülkücü biri işte.
nasıl ki bir solcu, davasına gönül verdi diye boş veya değersiz olarak nitelendirilemeyecekse bir genç ülkü davasına gönül veriyor diye böyle aşağılanamaz. sen dinine, milletine bağlısın diye boş insan diye ve klasik solcu tabiriyle "faşist" diye nitelendiriliyorsun diye öyle olmazsın, bunu söylemek de kimsenin haddine düşmez. sen solcu olarak vatanını a yoluyla seviyorsundur, onlar b yoluyla seviyordur. sen dinleri gereksiz bulursun, onlar iman eder. bu hiç kimseyi ilgilendirmez. her yerde insanların görüşlerine saygı diye yırtınmayı bilirsiniz, bir de şu adamların görüşlerine saygılı olun. tıpkı sol gruplardaki gibi içinde boş insan da vardır, dolu insan da. işi ekseriyete vurmak anlamsız. sanki solcuların hepsi çok kültürlü insanlar, gençlerin birçoğu özenti.
Ülkücü benim babamdı. 16 yaşındayken yüzlerce kişilik bir grupla askerlik şubesine giderek gönüllü askere alınmayı istedi. Ülkücü benim amcamdı. 17 yaşında dizinden aldığı kurşunla hayatının geri kalanını aksayarak yaşadı. Ülkücü benim askere giderken gönüllü komandoluk istedim. Ülkücü bu başlık altına yazan gereksiz zevatla muhatab olmaz.
Bir ülkücüyle tanışırsanız eğer bir gün, Allah'a şükredin. O günü de hafızanıza kaydedin.
mafya çizgisinde, hiyerarşik bir yapıya sahip gençler. her türlü kötülük beklenir bunlardan. kendisine faydası olmayan zevatlar topluluğu, hakaret edilmeyecek kadar sığ, ciddiye alınmayaca kadar bayağı. kültür yozlaşması diye bir kavram varsa, doktora tezi bunlar üzerine yapılmalıdır.
bugün üsküdar'da, 15-20 tanesini bir arada gördüğüm gençlik.
beşiktaş-kabataş iskelesinin önünde, yüzleri denize dönük şekilde elleriyle bozkurt işareti yapıyorlardı.
1-2 dakika durdular öyle. uzaktan baktım, çoğu liseli genç.
e ne olmuş? liseli gençler komünist olunca, islamcı olunca güzel de ülkücü olunca mı fena?
bilmiyorum, bilemiyorum.
lise zamanlarımda "ocağa çekilmek" korkusuyla ülkücülerden uzak durmalarımızı, sultanahmet kitap fuarında kendileri hakkkında olumsuz laflar etmiş bir derginin standını dağıtıp, standdaki kızları itip kaktıklarını hatırlayınca "evet, fena!" diyesim geliyor.
hiç ağızlarından düşürmedikleri "delikanlılık" böyle birşey değildir inşallah. şahsi problemlerinin intikamını almak için "ülkücüler için şöyle böyle diyor" diye hasımlarını abilerine şikayet edip, bir ton sopa attırmak, kitap standı dağıtmak, savunmasız kızcağızları itip kakmak, delikanlılık denen şey değildir inşallah.
sorun şu ki, ülkücülüğün enetelektüel bir altyapısı yok. yahut var da, kullanılmıyor, işlevini yitirmiş.
bir ülkücü entelektüel görmek isterim. şu, üsküdar'dakilerin arasından 5 tanesi mürekkep yalamış adam olmalı mesela. aralarından biri kavga edecek olsa, "dur, ne yapıyorsun! ülkücüyüz biz, bize yakışmaz!" dese.
bu şiddete meyyalliğin tek sebebi entelektüel birikimin eksikliği değildir elbette. yeniyetmelik falan da değildir, ama nedir bilmiyorum.
türkiye'de imaj sorununu en ağır yaşayan güruhtur ülkücüler. peşinden de polisler gelir.
gençler korkar bunlardan...
'ülkücüler şekilci yeaaa' diye gördüğü 3-5 çapulcuyu bu başlık altında tasvir edenler ve bu 3-5 çapulcu yüzünden genelleme yapıp kendi değerini dolaylı olarak da bakış açısının sığlığını ortaya koyanların okumayacak olduğunu bile bile şu entry numarasını vermek istiyorum: (#7207712)
80 li ve 90 lı yıllarda sağ kültüre ait en önemli isimleri ve kaynakları barındıran ülkücü gençlik zamanın rüzgarı sayesinde toz toprağa karışmış durumdadır. türkiyedeki en sağlam yazarlar (sağcı yazarlar) mhp kökenli idi. hepsi bir yaprak gibi teker teker ayrıldı gittiler. rahmetli başbuğ son günlerini anap-dyp partilerini birleştirme projeleri ile geçirdi. gerçi hoş- dyp mhp nin meclisteki temsilcisi oldu ama...
rahmetli belli bir yaştan sonra aksiyonu yakın kurmaylarına devretti. kavgasız gürültüsüz bir toplantıya şahit olamadım. iftar yemeğinde dahi kargaşa ve kavga çıkartan bir yığından gerçek ülkücüler ümidi kesti artık. şu an ise; meclis ağzına kadar tıka basa mhp li olsa ilgimi çekmiyor.
bahçeli döneminde ise bu hır gür azalmış gibi görünüyor ama ortada ideal(ülkü) yok.
bir partinin -ülkemi seviyorum o yüzden beni seçin- gibi saçma bir oy isteme tekniği olamaz. herhalde seveceksin. ben, diğerlerinden farkın ne onu istiyorum. sen ülkemi seviyorum yetmez mi? diyorsun. bana yetmiyor.
ülkücü gençlik sorunsalı ise harbiden bir yara artık. yani hangi ülkücü genci bir enstrümana, bir sanata, bir bilim dalına yöneltebilir ocak yönetimi. yöneltemez çünkü kendisi bilmiyor zaten.
daha doğrusu ocağa başkanlık edecek adam gibi adamı buldukları zaman şükrediliyor, bırak sanatı edebiyatı...
aşağıdaki sanattan siyasete edebiyata ait isimler belli yaş grupları için hiç te yabancı olmasa gerek...
şimdi neredeler acaba???
mim kemal öke
agah oktay güner
yavuz bülent bakiler
ilham gencer
ömer öztürkmen
ozan arif
uğur ışılak
En cok potansiyelin oldugunu inandigim ancak parti tarafindan hic deger verilmemis ve egitilmesi bilinmemistir. Zamaninda yardim adi altinda mafya tarafindan mhp'ye bagislanan paralarin bir kismi ulku ocaklarinin verimliliginin arttirilmasi ve genclerin egitimine ayrilmamis hata edilmistir. Potansiyeli olan ama tabiiki yeterince verimli olmayan bir baska yapidir.
gördüğümüz kadarıyla liselerdeki çevre-arka arayışındaki gençlerden beslenen gençliktir. sol görüşlü gördüler mi deymeyin keyiflerine, neden mi, çünkü nasıl olsa yeterli sayıda adama ve rakibi çökertecekleri tenha bir ana sahiptirler.
(bkz: ne gördüysem o)
korkakdırlar arkalarını kollamak için ocaklarda toplanırlar çoğuna sorsan "dokuz ışık"larını elmalarını bile bilmezler.entry girmeye bile değmezlirde de neyse.
olayları bozkurtlu kolye takmak, ülkücü yeminini ezberlemek, bi de hedef turan rehber kuran sözünü günde 4500 kere söylemektir. genelde ülkü ocaklarında bütün gün çay içerler. ha bi de kuzu neyin çevirirler. ***
kendini her yerde söylem ve eylemleriyle belli eden bir nevi sosyopattır, olamadıkları şeylerin öcünü almanın bazı kişilere artislik yapmaktan geçtiğini zanneden değişik kişilikler, psikolojinin inceleme konusu.
işi gücü onu bunu dövdüm demekden ileri gidemeyen küfürden ve hakaretten ibaret bir kültüre sahip(cahil öfkesi) , emperyal devletlerin maşası olan gençlik...