türkiye de ki tarifi ; kısa yoldan sırtını devlete dayamaya çalışan memur ( istisnalar hariç)
dünya da ki tarifi ; öğrenme çağında ki çocukların gençlerin ve tüm öğrencilerin öğreniminin büyük bir kısmını yüklenmiş fedakar meslek erbabı insan.
edit; yarası olan gocunur , istediğiniz kadar eksileyin ve bulundunuz yerde ki dershaneleri sayın!
Sözleşmeli, ücretli diye akepe hükümetince köleliğe mahkum edilen, kimisine kölelik fırsatı bile verilmeyen ve açlıktan ölmeye terkedilen, Güneydoğu'da Türkçe öğretmek için, Türklük için şehit olurken Akepe hükümeti Tarafından Kürtçeyle eğitim teranesiyle ölülerine bile saygı gösterilmeyen Türk devletinin varlığı ve ilerlemesi için en önemli insanlardır.
hele benim gibi yanına subay ekini alıp "öğretmen subay" tamlamasını almışsa can sıkıcı bir adam olmuş demektir. hiçbir öğretmenimi sevmedim, sevemedim. sebebini bilmiyorum ama öğretmen seviliyorsa bir problem vardır...
frank mc court'un öğretmen olan ve olmak isteyen, istemeyen herkesin mutlaka okumasını tavsiye ettiğim tadına doyulmaz kitaplarından biridir. o kitapta kendisiyle barışık, kendisine dürüst, düzgün bir adam bulacak ve çok şey öğreneceksiniz aynı zamanda eğlenirken.
ne zaman kitaplarını okusam ruhuna gönderdiğim selamımı alıyorsundur umarım hocam.
öğretmen saygı duyulması gerektiği için değil, saygı uyandırdığı için saygı duyulandır. işte mc court budur.
cumhuriyet'in kuruluş döneminde aldıkları aylık 23 cumhuriyet altını'na denk gelen meslekten olan kişiler.
bu günümüzde 9600 lira civarında bir miktardır. günümüzde aldıkları aylık ise 4 cumhuriyet altını etmektedir.
yokluk döneminde verilen bu aylık sanırım kamal atatürk'ün eğitime ve eğitimciye verdiği değeri anlatmıştır. bir de merkez sağ takımının eğitim ve eğitimciye vermedikleri değeri göstermiştir.
Harika devlet politikasıyla yeterince çalıştırılmayan ve maaşı da az veridiği için insanlar arasında saygınlığını yitirmiş insanların az çalışmasından şikayet ettiği kendinin de maaşını beğenmediği bir meslek grubu.. Lanet olası kömür hırsızına benzeyen heriflerin bile veli sıfatıyla gelip artistlik yaptıkları görülmüştür..
ikiye ayırabiliriz. bir işini hakkıyla yapan, çile çeken, kendisi yanarken öğrencilerini aydınlatan eli öpülesi insan. diğeri ise; mesainin ve haftanın bitmesi dört gözle bekleyen, maaş alacağı zaman mesleğini hatırlayan, yurdum çocuğunu okumaktan nefret ettiren insan görünümlü varlık.
öğreten kişi. bazılarına göre ise kendimin de içinde bulunduğu bir meslek adı. Öğretmenler olmasaydı doktor, avukat, polis falan olmazdı. Hatta belki uludağ sözlük bile olmazdı.
öğrecilerin baş belasıdır.hatta öğrenciler öğretmenlerle çok iyi dalga geçmişlerdir.
öğretmenler:bu yeni nesil iyice bozuldu yav.
öğrenciler:işte size cevap:atatürkün sözü:öğretmenler,yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
Buna benzer birçok dalga geçmişliği vardır öğrencilerin.
gelin bir de bana sorun nasıl olduklarını. eğitim fakültesine nasıl insanların geldiğini. çocuklarımıza bir şeyler öğreteceklerin ne denli acayip insanlar olduklarını.
ve bir de türkiye'nin en iyi eğitim fakültesindeyim güya.
ha sen onlardan değil misin? dersen. ben hiç onlardan olmadım usta. kendimi bu türk eğitim sistemi/@zigonsehpande ait olduğum yerde hiç hissedemedim. neyse susayım ben. yine anlatmaya başlarsam bitmeyecek.