iddia ediyorum benim kadar yiyen olmamıştır. artık dayaktan geçip işkenceye dönüşmüştü, bir hafta boyunca yüzümün yarısı mos mor bildiğin patlıcan moru renginde dolaştığımı bilirim.
ailem bilinçsizdi polise gitti, polis takmadı bile.
gümüşhaneli türkçe hocası oğuzhan piçi; kodumun ülkücüsü, buradan yedi ceddine selamlarımı yolluyorum.
ilkokulda pek yemedim ama ortaokulda çok yedim
bi defa da lisede yedim, mudür yard. uyardı okulun etrafinda sigara icilmeyecek diye biz güvenlik kulübesinin önünde atıp okula giriyoduk, adam 1 uyardı 2 uyardı sonra bize bi dayak, tokat falan değil sopayla dövdü kürek sapıyla hemde.
Kopyaya yardım ve yataklık yaptığım için tattığım dayak türüdür. Kopyaları almadım, kopyayı çekmedim, soruları da cevapları da görmedim. Sadece hocayı oyalamam gerekiyordu ve öyle de yaptım. Başka bir hoca tarafından dayak yedim, ilk sınavım kafadan not verilerek 35 falan geldi. ikinci sınavda 90ları ve üçüncü sınavda da 90 ları gördüm. ingilizcem cok kötüydü ama koymuştu bana 35 almam. Kağıdım okunmadan hem de.
bir kadın öğretmen tarafından iliklerime kadar yemek istediğim dayaktır, yeterki saçları afro olsun ve yaşı 40+ bu saatten sonra el kaldıracak halimiz yok *
orta son sınıfta yediğim ilk ve son dayaktır. müdür yardımcısı bir görevden kaytardığımız için ben dahil beş kişiyi odasına çağırdı. kulaklarımızı çekerek kütletti hatta benim biri kütlememişti. ne deyağını yemiştim o müdür yardımcısının be.
böyle öğretmenler her okulda var. bu orosbu çocuğu dayakçı öğretmenler veli toplAntılarında çocuklara dayak atmak için öğrencilerin ailelerinden izin alırlar.
artık eskisi gibi olmayandır. zira öğretmenin tüm misyonunu sildiler. otorite falan da değil. zaten öğrenciye anan baban ne iş yapıyor diye de soramıyor. o dışarıda konuştukların kim hiç diyemiyor. sigara içiyor okuldan çıkıp öğrenci öğretmenden ateş istiyor. çok güzel lan.
bu arada disiplinsizlik ve otorite boşluğu olduğu zaman neler olduğu ortada. ya kuralları geliştirip disiplin sağlarsınız ya da her gün lise önlerinde çok serseri toplarsınız.
genelde çocuk yaşta yenildiği için ilerde ciddi sorun oluşturabilecek travmalara neden olabilir. kaç yaşıma geldim ama 4. sınıfta haksız yere yediğim tokadı hala unutamadım. yani kısacası öğrenciyi hayattan soğutan dayaktır. anne-baba dayağından daha çok koyar insana.
bazen komiktir. şahit olduğum yaran örnekleri de vardır. ilk okul ikinci sınıfta öğretmenimiz bir arkadaşı falakaya yatırmıştı. okulun kapanmasına bir hafta kadar bir süre vardı. malumunuz yaz aylarıydı. sağolsun bizim falakalık arkadaş yaz günü üst üste sekiz çift çorap giyince öğretmeni güldürmekten komaya sokmuştu. haliyle dayaktan sıyırmıştı. hey gidi bilim.
ortaokul 2 deyken her zaman ki gibi birkaç metre uzaklıkta öğrenciler maç yapıyordu.öğle paydosunda 2-3 kafadar öğrenci(1'i yakın arkadaşım) o top sahasına maça gitmişlerdi.öğle paydosu bittiğinde hala ordaydılar.öğrenciler sıraya dizilmişlerdi.onlar ise hala yoktuydular sırada..birkaç dakika sonra gelince öğretmen tokatlayarak dayak attı.tokatın şiddetiyle öğretmenin kol saatini kolundan çıkmıştı.
ilkokul 4. sınıftayken öğle arasında yemek dağıtılıyordu öğrencilere.yemeğin yanında portakal vardı.2 öğrenci(2 si benim arkadaşım dı) adı gökhan olan öğretmene "gökhan portakal" deyince öğretmen geldi yanlarına o öğrencilere öyle bir tokat attı ki öğrenciler sıranın altına girmişlerdi.hala unutamam o olayı 12 sene geçmesine rağmen.
bu konu hakkında çok tartıştım çevremdekilerle. her ne kadar güven kaybına da yol açsa, disiplin için bazen gerekli olan hadise. bazıları cidden hakediyor çünkü.
örnek;
beden dersindeyiz. hava soğuk olduğu için salonda yapıyoruz. minder, ip filan var, takılıyoruz. beden hocası başımızda. kızın teki sakız çiğniyor. hoca da dalgaya alıyor. biraz şakalaştıktan sonra ''hadi bi ceza bulalım, sakızı kafana yapıştırırız bak burda'' diyip şakayı sürdürüyor.
neyse, aradan 10 dk. geçiyor, kız ağzında hala bişeyler geveliyor. hoca sinirli bi şekilde ''sakız mı ağzındaki?'' diyor ve kız yılışık bi şekilde ''hıhııı'' diyor. yani şimdi hoca buna n'apsın? sinirleri bozuluyor ve hırpalıyor. sakızı at diyor, kız kıpkırmızı bi şekilde gidiyor.
hayır, bu çok mu doğru? değil tabi ki. ama bu masumhane bir örnek. daha neleri var. sen geç hocaya küfret, dediklerini sallama, tahrik et, sonradan ''hoca dayağına karşıyız''
hiç uğraşmayıp disipline yollamak orta yoldur ama o an ki ruh halinin içinden nasıl bişey çıkacağı belli olmaz.
hiç tatmadığım dayak çeşidi*. öyle uslu da değildim ama başarılı idim biraz, belki ondan, belki de bana iyileri denk geldiği için hiç dayaklarını yemedim. yine hayatımda iz bırakan, yön veren bir öğretmenim de olmadı.
Öğretmen, kendi çocuğunu döven başka bir öğretmeni nasıl karşılar ?
Onunla ilgili neler düşünür?
Hangi davranışlar içine girer?
öğretmen, Önce bu konuyu düşünüp, sonra dayak atıp atmamaya karar vermelidir.
ilkokul yıllarımda düzenli olarak yediğim hede, ögretmenim'de alışmıştı düzeyli bir öğretmen, öğrenci, dayak üçlümüz vardı taki şiddetin sınırını aşıncaya kadar burnumu sıraya vurup da kanatınca:
ben öğretmene küfür edip okuldan kaçınca koptu kızılca kıyamet, babam öğretmenindir döver dedi, annem elleri kırılsın dedi sevgili amcam haketmiştir dedi, canı sağolasıca halamın eşi (eniştem) gidip hocayı bi güzel dövdü arabasının içine tükürmüşler arkadaşıyla öğretmenim tayinini alıp gitti ama benim markus talihim dönmedi her gelen hoca bu o mu dedi benim için allahtan eniştem vardı da bütün hocalar beni sıradan geçirmediler. babama kalsa eti benim, kemigini sen kır....
eğer çok sık dövüyorsa acizlik; sadece gerektiğinde, dayaktan başka çare kalmadığında dövüyorsa gerekliliktir.
sıkıysa gel sen 50 kişilik sınıfa bağırmadan ve dövmeden ders anlat denilesi durumdur.