tam da sınav kağıtlarını okumadan önce, sınıfta bir öğrenciye (ağzımdan kazara çıkması neticesinde) "sen onu başka yerinden anlamışsın" dediğim an bana katıla katıla ve dalga unsuruyla gülmeleri sebebiyle gazabıma nasıl hunharca uğracaklarını şu saat itibarıyla tahmin edemeyen güruh. yok size öyle extra extra extra enayi notları. gazap üzümlerinden şarap yapacam ellerimden size.
bu topraklarda adına önceden 'talebe' denilen kelimedir. dilin sekülerleşmesi sonucu bu kelimeye öğrenci denilmiştir. halbuki 'talebe' lafzı daha anlamlıdır ve bir zihniyeti temsil eder, zira talebe 'talep etmek'ten gelir. yani öğrenme, eğitilme, terbiye edilmek için 'talep etmek' gerekir. ancak 'öğrenci' kelimesinde bu anlam yoktur. lafızlardaki bu farklılık zihinlerde/yaşayışlarda da tahakkuk etmiştir. bugün öğrencilere baktığımızda ekseriyetin 'talep eden' olmadığını görebiliriz.
bütün hayatı sınavlara odaklı -ki bunu böyle yapan anlamsız derecede öğrenci düşmanı eğitim sistemidir- sosyalitesi sıfıra yakın, okulda öğretmenleri tarafından sindirilen gencecik beyinlerdir.
hayallere sahip olabildiğimiz en önemli süreç. koşulsuz şartsız ne beklersek hayattan onu isteriz, kimse de size soramaz niye diye, zaman geçtikçe odunlaşırız bizde şayet öğrenme isteğini, o öğrenciye ait temiz duyguları kaybetmişsek.
cebindeki değerli o son 1 lirayı kaybetme korkusu yaşayan, sürekli bir şeylere ihtiyaç duyan ancak onları gidermek için babasına el açmaya mahrum olan, sınav zamanı sinir - stres olan ve en önemlisi her daim hayallerini ertelemek zorunda kalandır öğrenci.
erkek öğrenci:
1.ilk
2.Orta
3.lise
4.Üniversite diye 4 de ayrılan kütledir:
1-dert,tasa 5 sınıfta başlar.(bulvar gazetesinin varlığından haberdar olma dönemi felan)
2- dert,tasa 8 sınıfta.(yk dinlemek,bisiklette akrobatik haraketler geliştirmek, bileg eğzersizleri ve matamatiksel 31 rakamını 2 ile çarpıp 62 bulunca kızlara suç atma hallerinin varlığından haberdar olduğuna inanma iftiraları atmak.)
3-dert,tasa 3 yıl okuyanlarda 2. yıl 4. yıl okuyanlarda 3. yıl başlar dertler söz,ea,fen seçmeye çalışmak bu dönemlerde erkekler damarcı gençlik,esrarlı gözler, kahve hane oyunları vs...kızlar ben öpüştüm boynumu öptü çok hoşuma gitti diye arkadaşlara anlatma zibidi tiplere gönülü alamayacasına kaptırım 'çok çektim artık kimseyle duygusal anlamda bağ kurmak istemiyorum yalanının gelişim evresi'.
4-her yılında vardır belirli aralıklarda dert tasa aşk,ihanet,hayattan alınan dersler herreş vardır.Sürekli kapağı at kolay, at kolay, kolay lafları bu döneme başlamadan önce öğrenciye verilen en büyük itekleyici güç unsuru olmuştur.
2 yıllık üniversitelerde : ilçelerdeki menfaatçi esnaftan imdallah etmek,
kızların yerli halk tarafından sözlü tacizlere maruz kalması,
evleneceği insanı 'kızı' bulmak tek taş denilen takının ne kadar pahalı olduğunu öğrenmek.
kız öğrenci:
1.ilk
2.orta
3.lise
4.üniversite diye 4 de ayrılan kütledir
1.abilere hayranlık duyma,yaşıtlarına yüz vermeme
2.abilere aşık olma,aşıtlarına yüz vermeme
3.abilerle sevgili olma,aşıtlarına yüz vermeme
4.abilerle evlenme (3 yıl sonra eşi tarafından aldatılma hayal kırıklığı hüsran)
beş parasız okul yollarında itten beter haliyle paşalar gibi yürüyen kişi.
ilk duyduğumda aklıma yurt ortamını getiren kelime.
hayatımın en övünç dolu ve mutlu yıllarında dahil olduğum sınıf.
aşk acısı çekmeye en münasip kişilik.