olayları ve kavramı öğrenmeyi değil, kaçla geçerizin, ya hoca bunlar ileride benim işime yaramayacakki yaaaeeee psikolojisidir. buyur al sana 100 en yüksek notla geçtin, mezun olunca ne olacak peki?
sınavlar hakkında binbir türlü söz söyleyip sınavlarla ilgili vize ve final haftlarına kadar hiç bir eylemde bulunmayıp üstüne sınavlar kötü geçince hocalara veya okula bok atmaktır.**
normal zamanda çalışmak yerine; ''sınavlar ne olur acaba?'',
sınav zamanında ise yine çalışmak yerine; ''sınavlardan sonra şöyle bi taksim yapsam...''
şeklinde düşüncelere dalan kişi öğrenci psikolojisini yaşayan bir örnektir. (bkz: vize haftasındaki öğrenci psikolojisi)
öğrenci psikolojisi anlaşılması güç ebeveynler tarafından haksız görülmüş olup her daim ders çalışması geren bir robot muamelesi almıştır... öğrenciyi en iyi anlayan yine bir öğrencidir... karışık durumlarda özellikle yazılı öncesi ve sonrası patlamaya hazır bir bomba gibidir uzak durulması gerekir..
bir zamanlar sınavlarımı kitap defter kapı pencere ve her ne varsa her şey açık yapardım. nasıl olsa öğrenciler sorularımın yanıtlarını kitaplarda bulamazlar kolay kolay. çoğu zaten kitaplarda olmaz da, kitaplarda olsa ve bulsalar bile, fazla zaman harcamadan yanıtı bulmaları için kitabı iyice sindirmiş olmaları gerekir ki o zaman da geçmeyi zaten hakederler.
amacım, öğrencilerin sınava hazırlanırken rahat olmalarını sağlamaktı. teoremleri ezberlemesinler, konuyu anlasınlar, sınavda düşünsünler ve en önemlisi başkalarının değil kendi akıllarına güvensinler...
açık kitap, her öğrencinin isteyeceği türden bir sınav olmalı, öyle değil mi? öğrenciler hep sınav sisteminin ezberciliğinden yakınmazlar mı? al sana hiç ezber!
ama sınavda ne olurdu? öğrenciler, daha soruyu okur okumaz, kalemi kağıdı ve beyinlerini bir kenara bırakırlar, sorunun yanıtını bulacaklarını umarak kitaplara sarılırlardı. düşünmekten vazgeçtim, soruyu anlamaya bile çalışmazlardı.. harıl harıl düşünmek yerine harıl harıl kitap sayfaları çevirirlerdi. sınıfta sürekli bir sayfa ve hışırtı sesi.. ve "nerde bu alçak teorem" fısıltısı.
oysa azıcık düşünseler yanıtı bulacaklarına adım gibi eminim. ama hayır! illa kitapta bulunacak! kendine güvensizlikten başka bir nedeni olamaz bunun. baktım birazcık düşünseler yapabilecekleri soruları benim özgürlükçü felsefem yüzünden yapamıyorlar, pes ettim, kitap ve defteri yasakladım sınavlarımda.
kendine güvensizliğin bir başka belirtisi de, örneğin dersten sonra sorulan şu tür sorulardır: "hocam, bu konuyu hangi kitaptan öğrenebilirim? bunlar nerede yazıyor?" daha şimdi ders verdik ya! not almadın mı? aldım.. notlarını çalış işte.. tek başına kal ve düşün. kendi örneklerini yarat. kavramla çamur oynuyormuş gibi oyna, ta ki bir şekil alana, bir şeye benzeyene dek. hayır, illa bir kitap... çünkü, sınıfta ilk kez gördüğü kavramları hemen özümseyememiştir. üç aşağı beş yukarı anlayabilmiştir ancak. doğal ve olağan olan da budur ama ancak bir dahinin ya da çok profesyonel birinin ilk kez gördüğü bir kavramı anında özümseyebileceğini gel de anlat.
öğrenci, benim bunları öğrenmek için bir kitap okuduğumu, ama o kitabı özellikle kendisine vermediğime inanmıştır. nerdedir o kitap! orda bir kitap var uzakta! ama hoca söylemiyor nerde olduğunu! kitap bulunduğunda da hep ilk sayfadan başlanır. sanki balzac okunuyor!
bir de biri-bana-bunu-anlatsıncılar vardır. kütüphaneye gitmez, aramaz, araştırmaz, düşünüp taşınmaz! illa bana anlattıracak. işim bu değil mi, anlatırım. anlamaz ya da özümsemez. boş bakışlarından sezerim anlamadığını. anlamaz çünkü kavramla yalnız başına saatler geçirmemiştir. tek başına anlayacağına inanmıyordur. biri ona konuyu anlatmalıdır. kendine güvenmiyordur. ben tek başına anlamam, biri bana anlatsın düşüncesinin tutsağıdır.
bu sorunu kime anlatsam "öğrenci psikolojisi" diyor. eğer gerçekten öyleyse yaşasın psikolojisiz öğrenci!
lisans eğitimini tamamlamanın akabinde yüksek lisansa başlayıp, iş bulamayıncada abi siz kendi halinize bakın öğrenciyim ben çalışmaya vaktim yok gibi numaralarla kendini kandırmaya yarayan durumdur. insan öğrenci psikolojisinden hiç çıkmak istememektedir.
(bkz: ben)