ülkemizde fazla araştırılmamış fakat üniversite okuyan her bireyin birebir yaşamış yada dolaylı olarak nasıl gerçekleştiğini bildiği bir durumdur. ülkenin farklı kesimlerinden gelen öğrencilerin anlık yaşamsal içgüdüsel dürtülerle barınma isteği sonucunda oluşan öğrenci evlerinin dağılmasında en etkili sebeplerden biri bulaşıktır. bulaşıkların yıkanmaması ülkemizde hane dağılmasına neden olacağını ispatlar niteliktedir.
Not: yeminle gördüm. izmirde 9 eylülde tolga diye bi lavuk. Arkadaşımın ev arkadaşı. Dolabı bi açtım heryer etiket. adam yarım kalan lahmacunu streçlemiş üstünde tolga yazıyo.
hep yurtta kalmış (hala da öyle) biri olarak gözlemlerim doğrultusunda söyleyebilirim ki, kadın-erkek ilişkilerinin bitiş sebepleriyle birçok ortak sebebi var. bana göre en önemlisi, küçük meselelerin ev ahalisi tarafından içe atılıp atılıp birikmesi ve patlamasıdır, valla halbuki söylese hemen o an "kardeş şunu şöyle şöyle yapıyorsun, ben bıdı bıdı şeklinde olsun istiyorum, bu davranışın hoşuma gitmedi, bi daha yapmazsan, daha mutlu oluruz" dense, gidip başkalarının yanında dedikodusu yapılacağına, bu hane dağılmaz. Ama çok da şeyapmayın.
bunun nedeni sorumsuzluktur başlı başına. Ulan annenin evi değil burası. E bizde arkadaşız evelallah fakat bir yere kadar değil mi? Tamam uyum süreci içerisinde hiç önemi olmaz bu durumun.
yine de uzatmamak lazım.
Ve Hani her şeyin ortak yapılması şart -yemek olarak- değil. ama ev konularında öyle olmak zorunda. Ve bu ortaklığı, bu birlikteliğin dengelerini bozup, kendi maliyetini en aza indirmeye çalışırsa insan. Daha da zarara girer.
Tek basina kalirsaniz yasamayacaginiz sorunlardir. Zaten insan tanimadigi, yeni tanistigi onu da gectim kendisi veya ailesi disinda baska bi insanla kalmayi niye ister ki. Ya cok egoistim ya kendimi cok seviyorum ya da hakliyim.