istanbul'da kimse "ev" vermez ahır verir , 600 lira fazlasına verir , mezar kat verir. sobali ev verir (amaç karbondan zehirlenip gebertmek. ) uzar gider liste.
herkesin zannettiğinin aksine seks değil sigara kokan evdir. yani bizim arkadaşların evi öyleydi. ben hep yalnız kaldım o yüzden gayet yein gelin evi gibi tertemiz tutardım, düzenli düzenli böyle. ama şunu hatırlıyorum arkadaşların evinde, aynı kanepe üzerinde pes atıp, rakı sofrası kurup, hayvanca yiyip içip, üzerine de mutlaka o gece aramızdan birisinin golü vardı yani. geri kalan odalarda yatardı ama hatunu götüren salondaki kanepede sevişirdi. neden mi? manyakmışız ondan. amaç işi zorlaştırmak olsun. ama işin en çok koyan kısmı o kanepede tekrar kahvaltı yapmaktı.
Bi oturma odası, iki yatak odası, bi kiler, mutfak ve bahçesi olan, 120 metre kare bi evde 400tlye oturmanın verdiği mutluluğun tanımıydı. Eşyaların ilk kullanıcısı olmak, paketlerini dahi ilk kendin açmak, temizlik takıntısı olan birine müthiş haz vermişti. Evin okula çok yakın olması da cabası. Ev sahibimiz Gülay abla ve Ramazan Abiye selam olsun. *
Feto
öğrenci evleri 3169;
işte biz onları bir araya getirip Feto etrafında birleştirdik. Nefislerimizin günahlarından Feto'ya sığınırız çünkü o en bağışlayıcıdır ve affedicidir. En büyük faşo ağa pardon feto ağa.
bir dönem evde futbol oynarken 'salonun ortasında' duran çamaşır makinasının kapağı düştü. bildiğin kapak yere düştü. sonra zeki bir fikir sonucu kapaksız çalıştırmayı denedik. çalıştı. ama içindeki sular dışarı taşınca 'haaa 5 tane zik kadar herif bunu nasıl akıl edemedik lan' deyip makinayı durdurduk. oturduk salonun ortasındaki çamaşır makinasının etrafına düşünüyoruz. sonra 5 tane zik kadar herifin biri 'kapağı oturtup elimizle tutup çalıştırsak olur mu acaba' dedi. diğer zik kadar olan 4 kişi 'harbi lan!!' diyerek kapağı kibarca yuvasına oturttuk elimizle tutarak çalıştırdık. makina çalışıyor ve dışarı su taşmıyordu. ama bi sorun farkettik. ziktimin ariston marka olan ve kim bilir kaç öğrenci evinde barınan bakteri yuvası canlıların kirlilerini yıkamış bu emektar 324325. el olan makinanın en kısa programı 2 saat amk! 2 saat kim tutacak dedik bu kapağı burada? 5 kişi zik gibi birbirine bakarken, ben atılarak 'olum makinayı koridora kuralım, birisi önünde oturup duvara yaslanıp ayaklarını kapağa dayayarak beklesin' dedim. alternatif bir fikir olmadığından sike sike kabul edildi. makinayı söktük. hatta hiç unutmam o akşam galatasaray juventusu sneijder'in golüyle elemişti. makinayı kurduk. karşısına geçip oturdum, kapağı oturtup ayaklarımı kapağın içeri kavisli olan yerine koyup makinayı çalıştırdım. sonra bizim dangalaklar salona gittiler televizyon izlemeye. ben mal gibi makinayı izliyorum. bekle allah bekle. 2 saat nasıl geçer amk? sonra işi ilerlettim. önce okumak için gazete getirttim. kesmedi. kahve getirttim. kesmedi. sanki bişeyler eksik gibi. en son dayanamayıp 'televizyonunuzu sikerim bana bilgisayarımı getirin lan' dedim kibarca. bu kibar isteğimi geri çevirmediler. bilgisayar, kahve, kulaklık, mouse pad gibi ekipmanları topladım. en son kahvemi yudumlayarak sol elimdeki pengueni okuyarak camel'dan rajaz dinliyordum. nihayet 2 saat dolmuştu. kapağı kullanma kılavuzuna göre yerinden yeniden çıkardım. evde ibne mi yok? diğerleri getirdi kirlilerini. elime uzatarak 'kanks sana zahmet şunları da atıver be' dedi. elindeki kıyafetleri süzerek 'hasan vilayetini siktirtme anan mıyım lan ben senin göt lalesi' diyerek kibar bir şekilde reddettim. sonra 'bu böyle olmayacak' dedik. gidip buz dolabının üstünde asılı duran bulaşık yıkama listesini getirdim. kim bulaşık yıkayacaksa o gün çamaşır makinasına 2 saat patilerini bağışlayacaktı. 2 sene öyle sürdü gitti. şimdi hatırlayınca gülmekten yarıldım amk. 5 tane farklı kültürden insan 2 yıl aynı evi paylaşmışız. allaha emanet olsunlar, hakları ödenmez.
cool göründüklerini düşündükleri için abartılan evlerdir. 1+1 çatı katı bir evim vardı ve yalnız yaşıyodum. her gün temizlik yapar, bulaşıklarımı düzenli yıkardım.
sürekli makarna yemez, her gün başka yemek yapardım ya da dışarıdan yemek söylerdim. alkol şişeleri ve sigara paketleri evimin çeşitli yerlerini süslemezdi.
şahit olduğum diğer evlerde de durum böyleydi.
ev lut kavmine döndü giren çıkan belli değil. sabah bi uyanıyosun kim kimi götürmüş kim kime kaymış hepsi belli oluyor. iyi ki amfiyi saklamışım diyorum.
Öğrenci evinde gerçekleşen genel sorunlar ev halkı nede olsa öğrenciyiz dediği için gerçekleşmiştir.
Kendilerini herşeyden soyutlamış ve durumlarının olağan olduğuna kendilerini inandırmışlardır.
Bu inandırma yerini boşvermişliğe bırakır ve çöküş için zemin hazırlanmış olur.
En güzel yılları evin sorunlarıyla heba olur.
göçebe olarak yaşayan öğrenci arkadaşlarım var. Bir yılda dört ev değiştirdiler.
Ben bu sorunların farkına üçüncü evden sonra vardım.
Ondan dolayı yazıyorum.
Aynı derdi yaşayan öğrenci arkadaşlar varsa dikkate alsın.
Çıkmanın masrafı nedir diye merak ettiğimdir. 3 kişi düşünüyoruz yer kayseri düşündüğümüz yerde kiralar 500-600 ama diğer masraflar ne kadar tutar ne olur bilen varsa bir yardımcı olsun.
çıkınca dünyanın kaç bucak oldugunu öğreneceğiniz muhtemel durumdur. yemek bulaşık çamaşır saymıyorum ama kira ısınma elect apartman aidati ve ulaşım gideri iyi girer. son pişmanlık neye yarar.