sokak jargonunda geri vites yapmak olarak algılanan ama hiçte öyle olmayan, esasında pişmanlık duyduğunuzu belirten bir durumdur. hiç kimse kendine yanlış yapıldığında özür dilendiği için kızmaz aslında. kırılan kişinin özür dileme demesinin sebebi bence artık onun için kendinde iyi veya kötü bir anlamı kalmadığından dolayıdır. bunu hissettirmek de karşı tarafa birnevi ders vermektir. yapıp yapıp özür dilemek güzel değil ve özür dilemenin erdemliğine tamamen ters ama gerçekten pişmanlıkla özür dilemekten gocunmayın.
özünü bilmeyen insan özür diler derdi rahmetli anneannem... özünü bildiğin sürece dilediğin özürler, istemeden kırdığın için olurmuş, zamanında mürebbiyesi ona öyle öğretmiş... çok şanslıyım böyle bır kadın tarafından yetiştirildiğim için...
ikircikli bir durumu olan tavır aslında. özür dileyince, yapıp yapıp özür dile ha ne kadar yüzyüz vs derler. özür dilemekten hoşlanmayacağını düşündüğün biri de özür bekler esasında. özür dilemediğin için pişkin durumuna düşürülür. yapıp yapıp özür dilemek çok kötü bir şey. bence özür dilemek problem değil. özrü kabul etmek de problem değil. problem özür dilediğini hatırlamamak, unutmak ve bu sayede de özrü kabul edeni pişman etmek de problem. erdemli olan özür dilemenin kendisi zaten. buna nail olmak bütün mesele.
başkalarının hatası olduğunu bildiğim hususlarda dahî birçok kere özür dilediğim her zaman ve yerde, insanların bir çoğunun bunu farketmesine nazaran istiflerini bozmadıklarını gördüm.
insanoğlu pek tuhaf; yeri gelince özür dilemeyi bilmenin onları küçük düşüreceği zannıyla özür dilemedikleri için küçük düşmeye daha meyilli oluyor umumiyetle...
erdemdir. ama erdemdir nokta deyince bitmiyor. çok çeşitlilikleri var. manevi yaptırımı var. pişmanlığı var. yapıp yapıp özür dilemek gibi bir tavrı da var. işte bu son dediğim cümle sonrası erdemlik midir diye soru işareti gelebiliyor. bir özür dileme görseydim, sadece bir özür dileseydi her şey tamam olacaktı diyenler, özürden mahrum kalırken, bazen de o özür dilemek çok ele ayağa düşüp, her şeyde kullanılmaya çalışılıyor. insan duyguları diyorum, çok garip usta. hakikaten zor. neden büyümememiz gerektiğini, neden yaşını küçültmek isteyenleri, neden eskiyi özleyenleri daha iyi anlayabiliyorum.
özür dilemek büyüklük ve olgunluktur. özür dileyememek bir insanın hala ergen olduğunu gösterir. bir insan hayatta herşey doğru yapamaz, olağanüstü olamaz. hata yapıp birisinin kalbini kırdıktan sonra onu düşünerek özür dilemek karşı tarafın kendisinede değer verildiğini düşündürür.
Özür dilemekten ölüm gibi korkan insanlar gördüm;
Hani bazı insanlar cin demekten ürkerler ya, üç harfli falan derler, bu tipler de öyledir işte.
Özür dileyemezler, olsa olsa kusura bakma derler, o da sıkıla sıkıla.
Özür dilemek sizi küçültmez;
Özür dilemeyi adet haline getirip, ne de olsa özür dileyip hallederim düşüncesiyle aklınıza her geleni söyleyip, aynı hataları tekrar tekrar yapıp insanları kırmak sizi küçültür.
Zira böyle insanlar, özür dilemeyi her seferinde sert bir şekilde kapatıp çıktıkları gönül kapısının anahtarı gibi görür.
Nihayetinde nefsiniz sizi,
sizi seven insanların merhameti ve affı ile aldatır durur.
haksız olduğunu kabullenip olgun bir şekilde ''özür dilemek'' ancak erdemli bir kişinin sergileyebileceği bir tutumdur. belirli bir olgunluğa erişememiş insan ise özür dilemenin onu güçsüz kılacağını ve düşük göstereceğini zannederek haksızlığını pişkin bir tutumla kapatmaya çalışır.
ah freud ne de güzel söylemiş; ''özür dilemek, sizin haksız olduğunuz manasına gelmez. karşınızdaki insana verdiğiniz değerin, egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.''