nasıl bir duygu olduğu yavaş yavaş unutulmak üzere . internet , telefon derken uzaktaki çok sevdiğin insanlarla hergün konuşulması sebebiyle hatırlanamayan güzel duygu . özlemeyi özledim ....
kalbin perdelerini aralayıp gururdan arda kalanları yaşamaktır. bir sabah uyanmak ve hala sizde kalan parçalara bakıp bakıp ağlamaktır. lanetler okumaktır kimi zaman. gitmemiştir hala oradadır. oysa siz gögünüzü gere gere salınmış unuttum demişsinizdir. içiniz acır, içiniz ezilir. acizliğinize tükürürsünüz, isyanlarınız sessizliğe adaştır. büyüdükçe büyür özlem. koşmak gelir içten. nereye gidileceği kestirilemez gitmek istenir sadece gitmek. sanar ki insan gidince bırakacak ondan ne varsa.
özlemek. eylem bilidiren kelime. birilerini birşeyleri özlediğni anlatır. ama neyi özlediğini tam olarak açıklamaz. herzaman bir açık vardır özlendiği söylenen durumlarda. neyi özlüyoruz, ve neden? bunların cevabını bilsek daha cok mu ozlerız daha azmı. eskı hayatımızın tümünümü. yoksa yeni hayatınıza kattığınız insanı mı? yada katanadıklarınızı mı?
insanın ağzında garip bir tat bırakan, dişleri çok fırçalamakla hiç fırçalamamak arasında, tatlı ile tuzlunun karışımı gibi bir fiildir. aslen kötüdür, anlaşılınca müthiş. çelişkidir özlemek. özlüyorum lan herşeyi... en çokda özlemediklerim yapamadığım özlediklerimi...
genelde uzun süre görülmeyen yer ya da görüşülmeyen kişileri görme isteği olarak bilinen duygu. bazen görüşüldükten kısa süre sonra gelir bu his. öylesine hızlıdır ki... neden bu kadar çabuk?
özlenilen şeyi görmek için dağları aşmanızı sağlayacak duygudur. ancak kavuştuktan 2 dakika sonra tv'de avrupa yakasını izlemek gibi davranışlar görülmektedir.
öyle bir yanmak, tutuşmak ki; içinde kıpır kıpır hareket eden, düştüğü yeri yakan bir ateşle yaşamak...
onu kendinden uzaklaştırdığın her an için pişman olursun. tüm kötülükleri silercesine, tüm acıların üzerine gidercesine kopup gelen; hem yakan, hem ferahlatan bu kahrolası kutsal hissi midene kondurursun. kokusuyla, gülümsemesiyle, bakışıyla bir rüyaya dalmak için uyursun. ekmeğin, suyun, aşın, aşkın olan o insandan ömrünce vazgeçemeyeceğini anlarsın özlerken... kendini parçalara bölüp, onun dönüşüyle toplayacağına inanırsın. özlemek ölmektir, o yokken ölürsün.
başka kollarda teselli aramak istersin ama sakladığın asıl seni ona vermek istediğini ve sadece onun yanında yargılanmadan kendin olabildiğini farkedersin. özlersin. bir karar vermek isterken, içersin. sana yolu bulduran alkol değil, o rakı sofrasında durmadan aklında dönen surattır. evet, sen onu seviyorsun. hayatını onunla geçirmek istiyorsun. varsın ezsin, kırsın, parçalasın benliğini... o yoksa sen de yoksun! çünkü özlemek denilen hissi sana yaşatan sadece "o"! onu kaybedersen, bitersin...
özlemek, bir aşkın aşk olduğunu anlatan histir. özlemek, ruhunun bir yarısı yerine geri dönene dek dört gözle beklemek demek. özlemek, onu kaybettiğinde, kalbinin aşka dair hislerini onunla gidişiyle öldürmek demek. özlemek, "git" dediğin sevdiceğe "dön" diye yalvarmak demek. özlemek, parçalanmış bir ruhla yaşamak demek. özlemek, eksik olmak demek...
özlemek, tutku ve arzuyla, masumca ve tüm kalbinle sevdiğin insanı gerekirse bir ömür boyu döner diye beklemek demek.
yasanan, yasanabilecek en zor duygulardan biri.
bazen bir sevgiliyi, bazen vefat eden birini, bazen en yakininizi.. dostunuzu..
uzun zaman hayatinizda olup da birden bire hayatinizdan ciktigi anda yasanan duygu.. o kadar alismissinizdir ki, o yokken hersey bombos gelir.. en heyecanli, en uzuntulu anlarda direk telefona ya da ona kosup konustugunuz kisi yoktur artik.. koskocaman bi uzuntu ve ozlem yerlesir icinize.. ve ozlediginizde fotograflarina baktginizda ..
bir insani ne kadar severseniz o kadar ozlem, o kadar aci cekersiniz..
hayatınızdaki kişiler önemini yitirdikçe, uzaklaştırdıkça onları etrafınızdan sadece ölüler özleniyor...
sadece toprağın beş karış altındakilere hasret çekiliyor... sadece çürümüş gözler, eller, tatlı sözlerin döküldüğü dudaklar özleniyor o kadar... başedilemez bir özlem ama bu... çaresi olmayan belki de tek çaresi ölüm olan bir özlem...
kelimelerin belki de en anlamlısı...dönüşü olmayan birine duyulan özleme dair karalanmış birkaç satır belki daha iyi anlatır "özlemenin"ne demek olduğunu;
Özlemek denilen kelimeye yeni anlamlar yüklüyorum sayende...Bıraktığın hüzünle kararan bulutlar birleşip yasını tutuyor sanki ve evdeki her şey gittiğin anda kaldı.Üzgün müyüm diye sorarsan aslında değilim,sadece büyük bir merak bendeki; gittiğin yeri bilmemekten kaynaklanan...Ne kadar gömmeye çalışsam da acını,elimde olmadan hüznün vuruyor kıyılarıma bazen sarsılıyorum! Kolay değil hoşgör bu halimi onca yılı beraber uğurlamışken,şimdi buraları böyle yalnız dolaşmak...Her şeye senin için katlanıyorum,senin hatırına...
"Nasılsın" diye sormak gelmiyor içimden.Kimbilir belki kötülüğü sana yakıştıramadığımdan belki de hayatın seni üzemeyeceğini bildiğimden.Sana kendimi de anlatmak istemiyorum,inan ben bile çözemiyorum bu halimi ya da şöyle söyleyeyim sana; sensiz nasıl olunursa öyleyim işte...Ancak şuna inanıyorum artık,DÜNYA YALAN SÖYLÜYOR!Çevremde olup biten hiçbir şeyi anlamadığımdan olsa gerek hiçkimseye ya da hiçbir şeye değil kızgınlığım!Sadece farzediyorum ki kıştayım ve çocuklar gibi baharı bekliyorum!..
Böyle işte...Garip bir melankoli bendeki; sen bilirsin kolay geçmez bu halim.Bu kaçıncı gelişim ve bu kaçıncı ses vermeyişin bana, böyle mi anlaşmıştık?Hani hep yanımda olacaktın?Yalnız bırakma beni bu saçmalıklar dünyasında!Yanımda olamasan da yüreğini eksik etme,gözlerimin buğulandığı anlarda biraz olsun sıcaklık gönder! Mezar taşları konuşur mu deme içinden duyuyorum, bana bir ses ver nolur...Sensiz bunca yükü taşıyamayabilirim!En kısa zamanda görüşmek dileğiyle...
her şeyi terkedip gitmeyi isteyecek kadar insanı çileden çıkaran duygu. "gidicem, unutucam, sadece ben olucam bir daha da kimseyi özlemiycem" dedirtir.
"özlem, insanın kendisine dönük bir duygudur ve diğeriyle pek ilgisi yoktur. özlemek bencilliktir. kendini sevmek, kendini yüceltmektir sadece. hiçkimseyi özleyecek kadar çok sevmiyorum kendimi."
bir daha görmeyi beklemektir. hayal edilen evrelerin bitip, o aynı anda huzur veren aynı anda kendini sevdiren yüzü görmeyi geri istemektir. ezberlemektir beklemeyi.
gün gün, an be an, geleceği günü beklemektir. hasret dolu
bir yüreğini, ellerine vermek istemektir. rüyalarda o
yanınızdadır, onunlasınızdır. her yapılan şeyde aklınızda
o vardır. bir an bile çıkmaz aklınızdan. mantıklı bir şey
değil derken çevrenizdekiler, bu özlem için, siz aldırmaz
gene devam edersiniz onunla gezdiğiniz yerlerde dolaşmaya.
bir gün gelecek dersiniz, fotoğraflarına bakıp. bir gün
kollarında olacağınızdan emin olmak istersiniz. hasret
birikmiş, bir dolu şiir yazarsınız ona ithafen. mektuplar
birikir gözünüzün önünde. aşkınız daha da bir alevlenir.
gözden uzak olan gönülden de ırak olur sözlerini nefret
duyarak dinlersiniz arkadaşlarınızdan. bir an olsun
görmek için canınızı bile vermek istersiniz. zira onun
dışında bir şeyin önemi yoktur...
ama yine de seni sahiplenmek istedi bu yürek
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahiplendim dediği gibi
Gökyüzünü sahiplendim seni sahiplenir gibi.
gökyüzümsün sen ulaşamam asla.
senin yıldızım yaptım, pusulası kalbimin
çok sevmeyeceksin dedi bir de
ama ben senin değil daha az hiç sevmememe rağmen kırılmadım yaşadım.
seni tanımadığım onlarca yüzlerce binlerce insanla paylaşmak da koymadı
uzaklığın hiç koymadı alıştım.
dokunamadığım yüzünde ne gülüşleri gördüm ne hüzünleri
haftalarca duymasam sesini unuturum değil mi
darağacımsın göğe uzanan
elleri bir bana uzanmayan
seni özleyerek hayatımın diyetini ödüyorum
hakkını verdim adımın seni sevmenin bedelini ödeyerek
sen sakın benim kadar sevme ve özleme
özlemin hep yanında olsun
o ben olmasamda