bu duyguyu her dakika yaşamaktır. yanında olmadığı her an bir kere daha özlersin. yanında, yakınında, kollarının arasında olmak istersin ama olamazsın ve deli gibi özlersin.
Özlediğin canından can olan evladınsa bir ebeveyne tattırılacak en büyük acıdır. Çocuğun durumu daha da içler acısıdır. Çocuğunun halinden habersiz, yerde misin, göktemisin, bilmeden dolanırsın.
Çocuğu yanında olupta kıymetini bilmeyenlere, evladını gönlünce sevebilenlere senin ciğer paren yanında yokken bu hakkaı çok görürsün düşman kesilirsin bu özlemin acısıyla.
Bambaşkadır bu özlem kokusunu yollarda, oyuncaklarında, dolaştığı odalarda ararsın, hiçbir uğraş doyurmaz aç yüreğini......
bazen insan telefonuna gelen günaydın ve iyi geceler mesajlarını bile özleyebiliyormuş ve yatarken yastığının altına koyduğu telefonunun gecenin bir vakti çalma olasılığını...
karşılıklı olduğunda insanı içgüdüsel olarak ayakta tutan çok az duygudan biridir. herseyi öylesine yapıp, hayatı neredeyse askıya alacak kadar etkiler bazen..
Yüreğinin parça parça olduğunu hissetmektir. Dön diyemeyeceğiniz kadar uzakta, nefesinizi acısıyla kesecek kadar yakınınızdadır özlem. Göğsünüzün içinde nasıl bir acı vardır kimseler göremez, on iki kaburgaya, ete ve elbiseye saklanmıştır acınızın yuvası yüreğiniz. Özlenende sizin kadar yanıyormudur acaba! diye hep geçer aklınızdan. O heranınıza nufus eder özlemi arttıkça ya ben dersiniz biran olsun geçiyormuyum aklından. Ama bazen özlenen bir haberdir yanışlarınızdan çünkü idrak edemeyecek kadar acizdir.
bazen öyle kaplıyor ki bedeninizi hiçbir şey yapamıyorsunuz yapmanız gereken.. olur olmaz sinir sisteminizi bozuyor.. bahanelerinizi duymaktan insanlar bıkmış oluyor.. bazen yaşamadığınızı, nefes almak gerektiğini unutuyorsunuz..
gözlerine bakmayı özlüyorum
sen çok uzaklara giderken şu anda
ve kendi kendime ağlıyorum
gözlerini özlüyorum
sen giderken uzaklara
hoşçakal bile diyemezken sana
gözlerini özlüyorum
masmavi bi denizdi gözlerin çok uzaklarda
gözlerini özlüyorum ve sen gidiyorsun şu anda.
uzun bir süre görülmediğinde, yanında olmak, onu öpücüklere boğmak istemektir.
ona eskisi gibi yemek yapmak, birlikte güle oynaya yemeyi istemektir.
belki bir kanepede yan yana yatarak, televizyon seyrettiğiniz günlerin aklınıza gelmesidir.
ona en sevdiği yemeği sürekli yapmak istemektir.
belki yan yana uyuduğunuz günlerdeki sıcaklığı hatırlamaktır.
gıdıklaşıp gülüştüğünüz günler hatırlandığında, yüzde minik bir gülücük oluşmasıdır.
yeni bir şey alırken kesinlikle fikrinizin sorulmasının verdiği mutluluğu onsuz bir daha yaşamaktır.
ve en önemlisi, onun varlığına bu kadar alışmışken, birden hayatınızdan çıkma ihtimalini düşünüp içinden çıkamayınca, onu o anda görme isteğinin tavan yapmasıdır.
hayır, sandığınız gibi burada bahsedilen kişi sevgili değildir.
bu yazarın on sekiz yaşındaki erkek kardeşidir.
hani bazı şeyler vardır.
yokken olsun istesiniz, varken olmasın...
bu şey gibi;
yazın kışlık kıyafetleri giymek istemek, kışında yazlıkları...
yazın yağmur istemek, kışın güneş...
kalabalıklarda yalnız kalmak istemek, yalnızken dostları özlemek...
özlemek işte, yeri geliyor özlemeyi özlüyoruz, yeri geliyor sıkılıyoruz.
aile ile yaşarken özgür olmak isteriz, özgürken yarım kaldığımızı hissederiz.
paramız olunca yapacağımız bir sürü şey vardır, hayalimiz, bitecek özlemlerimiz.para olunca ya zaman yoktur ya da heves...
yani bir şeyler hep yarımdır, sahip olmadığımız tarafı özleyelim diye.
özlemle umut...
bunun için çok fazla değil midir bu iki isim?
çünkü herkesin hayatında özlem, herkesin yüreginde umut.
bazı insanların yaşamadığı duygu.
bazen de yaşandığına pişman olunan duygu. nitekim 2-3 hafta evden uzak kalırsınız, şehir dışı okul vs. eve döndüğünüzde anneciğinizi özlemişsinizdir. en yavşak ruhaniyenizle annem annem felan şekilleri. aradan bir kaç gün geçer, bir de hasta olup evden çıkamama durumu eklenirse... anneyle geçirilen zaman arttıkça.
-anne ben seni özleyen bu kızının kafasına sıçayım. anne bi huzur veeeer. diye böğürülebilir tabi içerden. göt yemez alenen söylemeyi.