Nostalji’nin yönetmeni Tarkovsky:
“...Diğer bir deyişle, kendi ülkemizde, yakınlarımızın yanında, mutlu bir aileye rağmen nostalji duyabiliriz. Çünkü ruhumuzun kısıtlandığını hisseder, onu istediğimiz gibi geliştiremeyeceğimizi anlarız. Nostalji, dünya önündeki bu güçsüzlüktür. Maneviyatını başkalarına iletememenin acısıdır”
bayan ismi olarak bu kelimeyi duyduğumda aklıma gelen kişi halamdır, ancak kendisini tanımıyorum bile.
en kötü özlem ise ulaşma imkanınız olmayan şeye duyulandır.
Özlemek şimdi seni
Dünyanın en anlamsız şeyi
Gitmiş sevdiğim gözler dudaklar
Bir yabancı olmuşsun sen
Ruhun dipsiz bir çukur
Her gece içine baktığımızda anılarımız pençeler bizi
Bi tek anıları bıraktın bize, yüzüne bakacak değeri bile biçemiyorum bize.
Hiçbir şeyin farkında olmadığım, yalanlar içinde de olsa mutlu olduğum eski beni özlüyorum sözlük. insan uzun zaman sonra gerçeklerin aslında zannettiği şeylerden çok uzak olduğunu fark ettiğinde büyük bir yıkım yaşıyor, bir daha toparlayamıyor dağılan benliğini.
Kime dokunsam sensin
Kimi çağırsa dudaklarım…
Başımın tacı, canım efendim.
Görünmez çığlıklarımı gören
Eğilmez başımı öpensin.
Sen bir deniz derinliğisin
Uslanmak bilmez kederler ülkesi…
bir özlemin saçmalığını eleştirerek
yalnız bir baharda bahar akşamında
akşamın kendisinden başka
nereye varabilirim ki
hangi erince hangi hangi
işte ne varsa bu
bütün elimdeki avucumdaki...