cüz'i irade olarak vardır. hepimiz bir toplumun içinde doğuyoruz ve o toplumun değerlerini sahipleniyoruz.
spinoza: "havaya atılan bir taş eğer konuşabilseydi, kendi isteğiyle yola çıktığını söylerdi." demiş. yani aslında insanın özgür iradesi de sınırlı. istediğimiz şeyleri kendimiz özgür irademiz ile istediğimizi düşünüyoruz ama aslında özgür irademizi çevreleyen, yöneten bir üst irade daha var.
Vardır. Çünkü bir saniye sonra ne olacağını bilmiyoruz. içinde bulunduğumuz koşulların bizi sonraki adıma zorlaması fark yaratmaz. Tanrı değilsen bu adımları bilemezsin. Bilemediğin için de özgürsün.
"insan ancak cahil olduğu kadar özgürdür"
-fipo, 2021, uludağ yayınları, syf 71 madde 1403-
Özgür irade nedir? iyiyi ve kötüyü seçebilmek mi? Kötülük bedenden iyilik ruhtan gelir. insan ruhun ve bedenin harmanlanmasıdır ve özgür irade bir seçme yeteneğidir. insanlar özgür iradeyi genelde kader ile bağdaştırıyor. "Tanrı önceden biliyorsa, kaderimiz yazılıysa nasıl özgür irade sahibi olabiliriz" gibi. Lakin şöyle bir şey var ki tanrının bilmesi zamansızdır. Tanrı senin neyi seçeceğini önceden, o an, geçmişte, gelecekte bilir çünkü zamansızdır. Bu geleceği yazmak, bilmek, yönlendirmek değildir. Özgür irade, seçme şansımız yoksa, kaderimiz zaten belli ise hepimiz birer kuklayızdır. Ama tanrı bize iyiyi ve kötüyü seçme şansı vermiştir. Ve biz daha bu seçimleri yapmadan tanrı bunları bilir. Çünkü onun herşeyi görmesi ve bilmesi zamansızdır. Onun zaman kavramı yoktur.
Özgür irade tanrının bize bahşettiği bir seçme şansıdır.
Sartre'in çok sevdiğim ünlü ''özgürlük sorumluluk ister.'' sözüne istinaden insan yaşadığı toplumun nesnesidir. birey içinde bulunduğu topluma görünmez bir ahtapotun sayısız kolları misali sımsıkı bağlıdır. bu da özgürlüğü tanımı yapılması en zor kavramlardan biri haline getirir.
düşünce ve davranışlarımızın ve hatta duygularımızın hangileri salt bizimle ilgili veya içinde bulunduğumuz çevreden bize aktarıldı? neden biz yayılınca cihat, avrupa savaşınca emperyalizm? ateistler neden dinler tarihine bakarak inanmadığı tanrılara düşman? ya da tanrısız dünyada bu koca boşluğu dolduracak ne var ellerinde? ne yani tanrısız toplumlar savaşmayacak mıydı?
bu bağlamda ideolojilerin arkasına sığınmak, desteklediği siyasi partilerin hiçbir kararını sorgulamadan holiganlığını yapmak ve hatta ülkesinin dış politikasını dahi objektif değerlendirememek insanı yaşadığı toplumun nesnesi yapar. bir ideolojinin arkasından suçlamak veya düşman edinmek işin kolay tarafıdır. sorumluluk ve vicdan gerektirmez. ve bu bağımlılığın en güzel adı toplumsal uyumdur. tüm bunları oturup sorgulamanın tembelliliğini yapan insanın özgür iradesinden söz edilemez fikrimce.
velhasılıkelam yaşadığı hayatın sorumluluğunu alamayan, kendi kendisinin öznesi olamayan insanın özgür iradesi olamaz. ve yine çok sevdiğim diğer bir sözdür:
özgür irade demek sonsuz seçenek içinden bir tane seçenek seçmek değildir.
özgür iradeye bağlı olmayan çevresel faktörler. seçemediğin şeyler var. seçeneklerin sonsuz olmaması demek, özgür iradeyi yok etmez.
2 seçenek olsa seçebileceğin birini gene seçiyorsun. bu seni özgür iradeye sahip olduğunun göstergesi.
aynı 2 seçenek durumunda senin seçmediğin seçeneği seçen insanlarda olabildiğine göre, seçimler insanın doğası gereği olmuyor demektir. özgür iraden ve benliğin bu kararı verdiğini gösteriyor.
Özgür irade secim yapabilmedir. Şöyle ki ; bir karar vermeniz gerekiyor a tarafına b tarafına ya da olası diğer taraflara. iste bu noktada özgür irade devreye girer. Ne tarafa gideceginize hic bir baskı dayatma ve yönlendirme olmadan karar verebiliyorsaniz bu özgür iradedir. Sonra ne mi olur ? Seçtiğiniz tarafın şartlarına uymak durumunda kalırsınız. inisine yokuşuna düzlüğüne katlanacaksiniz çünkü o tarafı siz sectiniz. Ha bi secim yapmak daha gerekirse yine hala varsa özgür iradenizi kullanırsınız. Başta da dediğim gibi özgürlük ve özgür irade sadece secim yapana kadardır.
konuyla ilgili olarak seneca'nın tanrısal öngörüsünü okuyunuz. (bkz: de providentia).
big bang + evrim teorisini mantıklı bulan herkes dolaylı olarak mutlak kadercidir.
burada kaderi / öngörüleni değiştirecek tek şey vardır o da tanrının dışarıdan müdahalesi. şayet dua, tanrının bunu yapmasını sağlıyorsa, insanın beyni dışında karar vermesini sağlayan ve onu bir çeşit çatışmaya sürükleyen bir etken daha var demektir (dindeki nefs olayı işte). yani tıpkı bilgisayardaki 1-0 seçeneğindeki gibi şalteri indirip kaldıran bir iç tartışmanın sonucu = özgür irade. yine de her şey olması gerektiği gibi olacağı için belki de tanrı sadece o çatışmanın şiddetine / samimiyetine bakıyordur... tabi biz insanlar genellikle tanrıdan ev veya araba isteyecek kadar aptalızdır. bu da konuyu derinleştirir ama bunları da ancak birkaç duble votkadan sonra anlatabilirim.
Fizyolojik olarak olmadığı ifade ediliyor. Biz şimdi bardağı alacağım dediğimiz ve aldığımız andan 8 saniye önce beynin ilgili yerleri gerekli komutları gönderiyormus.
özgür irade yok ise demek ki başkasının sorusunu soruyoruz demektir. kendi irademizle soru sormuyorsak soru sormaya da hakkımız yok demektir.
tabi düz mantığa göre düz mantığa göre bir şey ya hareket ediyordur ya da duruyordur.düz mantık "araba haraket etmiyor." derseniz "araba var mı ?" diye sormaz.
diyeceğim özgür irade yok diyenin soru da sormaması gerekir.
determinizm ve tanrıya inanalara göre olması mümkün değildir fakat olasılıkçı fikirlere göre olması mümkündür.
eğer bir akıllı tasarım varsa var olanın sebebi vardır ve bu sonsuz döngüye girerse ilk sebep tanrıya varır. o halde tanrı her şeyin sebebidir deriz ve her türlü kötlükten tanrıyı siksen kurtaramayız.
determinist anlayışa göre de öyle, orada tanrı yerine maddeyi koysan da durum değişmez, gene bir akıllı mekanizma var ve sonsuz sebep ilkesine sokarsan ilk sebebe gider. bu sefer gene insan için özgür irade mümkün olmaz.
ben olduğunu düşünüyorum çünkü bir üst güç, amaç, yaratıcı görmüyorum. kusursuz bir tasarım veya varoluşta bir amaç da yok.
eğer varsa o halde hiçbirimiz asla ve asla eylemlerimizi esas sorumlusu olamayız.
bilinç düzeyine sahip bir varlık olan insan da diğer tüm canlılar gibi bir çok tek ve çok hücreli canlının bir araya gelmesi ile var olmuştur. fakat hiçbir hücre bir canlı var etmek amacı gütmeden, sadece belli madde giriş-çıkışlarını sağlayıp varlığını ve dolayısıyla parçası olduğu canlının varlığını devam ettirir. karar verirken bunu özgür irademize dayandırsak dahi, aslında yaptığımız eylem hücrelerin eylemleri sonucudur ve hücrelerin hiçbiri eylemi gerçekleştirme amacı gütmez. bizler beyin nöronlarımızın gerçekleştirdiği bazı tepkimelerden başka bir şey sonucu hareket etmiyoruz ve söz konusu nöronlarım da irade ile yaptıkları bir şey yok. hücrelerin tek amacı kendi varlıklarını sürdürmektir ve bu noktada kendi irademiz de tehlikeye giriyor. eğer insanın yaşamını sürdürmesini beyinde gerçekleşen bazı kimyasal tepkimeler açısından irdeleyebiliyorsak ve söz konusu tepkimeler de dışarıdan uyarılmaya açık iseler özgür iradeden söz etmek anlamsızdır. eğer yediğiniz bir çikolata ve içtiğiniz bir kahve vücudunuza farklı hormonlar salgılatıp onları yönlendirebiliyorsa -ki dünyada söz konusu tepkimeleri yönlendiren bir çok madde var-, eğer psikolojik rahatsızlıklar belirli ilaçlarla tedavi edilebiliyorsa özgür irade denen kavramdan söz etmek yine anlamsızdır.