konuyla ilgili olarak seneca'nın tanrısal öngörüsünü okuyunuz. (bkz: de providentia).
big bang + evrim teorisini mantıklı bulan herkes dolaylı olarak mutlak kadercidir.
burada kaderi / öngörüleni değiştirecek tek şey vardır o da tanrının dışarıdan müdahalesi. şayet dua, tanrının bunu yapmasını sağlıyorsa, insanın beyni dışında karar vermesini sağlayan ve onu bir çeşit çatışmaya sürükleyen bir etken daha var demektir (dindeki nefs olayı işte). yani tıpkı bilgisayardaki 1-0 seçeneğindeki gibi şalteri indirip kaldıran bir iç tartışmanın sonucu = özgür irade. yine de her şey olması gerektiği gibi olacağı için belki de tanrı sadece o çatışmanın şiddetine / samimiyetine bakıyordur... tabi biz insanlar genellikle tanrıdan ev veya araba isteyecek kadar aptalızdır. bu da konuyu derinleştirir ama bunları da ancak birkaç duble votkadan sonra anlatabilirim.
Özgür irade secim yapabilmedir. Şöyle ki ; bir karar vermeniz gerekiyor a tarafına b tarafına ya da olası diğer taraflara. iste bu noktada özgür irade devreye girer. Ne tarafa gideceginize hic bir baskı dayatma ve yönlendirme olmadan karar verebiliyorsaniz bu özgür iradedir. Sonra ne mi olur ? Seçtiğiniz tarafın şartlarına uymak durumunda kalırsınız. inisine yokuşuna düzlüğüne katlanacaksiniz çünkü o tarafı siz sectiniz. Ha bi secim yapmak daha gerekirse yine hala varsa özgür iradenizi kullanırsınız. Başta da dediğim gibi özgürlük ve özgür irade sadece secim yapana kadardır.
özgür irade demek sonsuz seçenek içinden bir tane seçenek seçmek değildir.
özgür iradeye bağlı olmayan çevresel faktörler. seçemediğin şeyler var. seçeneklerin sonsuz olmaması demek, özgür iradeyi yok etmez.
2 seçenek olsa seçebileceğin birini gene seçiyorsun. bu seni özgür iradeye sahip olduğunun göstergesi.
aynı 2 seçenek durumunda senin seçmediğin seçeneği seçen insanlarda olabildiğine göre, seçimler insanın doğası gereği olmuyor demektir. özgür iraden ve benliğin bu kararı verdiğini gösteriyor.
Sartre'in çok sevdiğim ünlü ''özgürlük sorumluluk ister.'' sözüne istinaden insan yaşadığı toplumun nesnesidir. birey içinde bulunduğu topluma görünmez bir ahtapotun sayısız kolları misali sımsıkı bağlıdır. bu da özgürlüğü tanımı yapılması en zor kavramlardan biri haline getirir.
düşünce ve davranışlarımızın ve hatta duygularımızın hangileri salt bizimle ilgili veya içinde bulunduğumuz çevreden bize aktarıldı? neden biz yayılınca cihat, avrupa savaşınca emperyalizm? ateistler neden dinler tarihine bakarak inanmadığı tanrılara düşman? ya da tanrısız dünyada bu koca boşluğu dolduracak ne var ellerinde? ne yani tanrısız toplumlar savaşmayacak mıydı?
bu bağlamda ideolojilerin arkasına sığınmak, desteklediği siyasi partilerin hiçbir kararını sorgulamadan holiganlığını yapmak ve hatta ülkesinin dış politikasını dahi objektif değerlendirememek insanı yaşadığı toplumun nesnesi yapar. bir ideolojinin arkasından suçlamak veya düşman edinmek işin kolay tarafıdır. sorumluluk ve vicdan gerektirmez. ve bu bağımlılığın en güzel adı toplumsal uyumdur. tüm bunları oturup sorgulamanın tembelliliğini yapan insanın özgür iradesinden söz edilemez fikrimce.
velhasılıkelam yaşadığı hayatın sorumluluğunu alamayan, kendi kendisinin öznesi olamayan insanın özgür iradesi olamaz. ve yine çok sevdiğim diğer bir sözdür:
Özgür irade nedir? iyiyi ve kötüyü seçebilmek mi? Kötülük bedenden iyilik ruhtan gelir. insan ruhun ve bedenin harmanlanmasıdır ve özgür irade bir seçme yeteneğidir. insanlar özgür iradeyi genelde kader ile bağdaştırıyor. "Tanrı önceden biliyorsa, kaderimiz yazılıysa nasıl özgür irade sahibi olabiliriz" gibi. Lakin şöyle bir şey var ki tanrının bilmesi zamansızdır. Tanrı senin neyi seçeceğini önceden, o an, geçmişte, gelecekte bilir çünkü zamansızdır. Bu geleceği yazmak, bilmek, yönlendirmek değildir. Özgür irade, seçme şansımız yoksa, kaderimiz zaten belli ise hepimiz birer kuklayızdır. Ama tanrı bize iyiyi ve kötüyü seçme şansı vermiştir. Ve biz daha bu seçimleri yapmadan tanrı bunları bilir. Çünkü onun herşeyi görmesi ve bilmesi zamansızdır. Onun zaman kavramı yoktur.
Özgür irade tanrının bize bahşettiği bir seçme şansıdır.
Vardır. Çünkü bir saniye sonra ne olacağını bilmiyoruz. içinde bulunduğumuz koşulların bizi sonraki adıma zorlaması fark yaratmaz. Tanrı değilsen bu adımları bilemezsin. Bilemediğin için de özgürsün.
"insan ancak cahil olduğu kadar özgürdür"
-fipo, 2021, uludağ yayınları, syf 71 madde 1403-
cüz'i irade olarak vardır. hepimiz bir toplumun içinde doğuyoruz ve o toplumun değerlerini sahipleniyoruz.
spinoza: "havaya atılan bir taş eğer konuşabilseydi, kendi isteğiyle yola çıktığını söylerdi." demiş. yani aslında insanın özgür iradesi de sınırlı. istediğimiz şeyleri kendimiz özgür irademiz ile istediğimizi düşünüyoruz ama aslında özgür irademizi çevreleyen, yöneten bir üst irade daha var.