özgür gümüşsoy

entry26 galeri0
    26.
  1. "-Koluma gir küçük bir çocukmuşum gibi, enselenmeyeyim yüreğindeki o korkunç kalabalıkta...
    -Elbette, kendi katilini kanundan saklamaktır biraz da sevmek! Hele ki seni sevmek, adalete büsbütün ihanet demek!"

    dizelerinin sahibi harika ruhlu şair.
    1 ...
  2. 25.
  3. Sanki gece, avlusuna almış dolunayı gizliden gizliye
    Perşembeyi cumartesiye bağlıyorlar beraber
    Herkes uyuyor, hepsi de güya Tanrının güvencesinde!
    “Bugün günlerden ne? ” desen; herkes’ler uyuyor
    Peki bu ömür hırsızlığı değil de ne?

    Takvimlerde bilhassa es geçilen o iki kış günüydük
    Ama çok güzeldik…

    Kar taneleri ile piyano tuşları arasındaki renk uyumu
    Yine gözünden kaçıyor şu meşhur damdaki piyanistin
    Hayır o kemancı falan değil, üstelik de kör!
    Ne kayıp notaları görüyor ne de sol anahtarını
    O hicaz şarkının dışında bırakılıyoruz sürekli, efkâr kapımızda!
    Haciz getirilmiş bütün kişisel avuntularımıza
    Alacaklı gibi çalıyor vaktimizi, hissel mevzuatlar
    Dolunay, dolu kısmına bakmaktır bir rakı bardağının…
    Gökyüzü de şişedeki gibi durmuyor
    Sokak ise tamamen, hüznü sek tüketmeye taraftar
    Her yerde kar var, kalbini siktir et bu gece!
    “O şiir senin bu şiir benim…” diye dolanırken sen
    Kelimelerimin kombine biletlilere ayrılmış tribünlerinde
    Geçiyoruz içi boşaltılmış manalardan el birliğiyle
    Taraf olmak deyince, elini sol göğsüne götürmüyor artık hiç kimse!
    Herkes uyuyor, herkes’ler harfiyen uyuyor ‘gaflet’ sözcüğüne!

    Işık hızından arda kalan o iki beyaz gölgeydik
    Ama çok güzeldik…

    Geçiyoruz el birliğiyle, mananın hafifliğinden
    Ceplerimizde hem lahana turşusu hem de perhiz reçetesi
    Selamsız geçiyoruz, sahib-i meçhul salalardan
    Malum ya yazarlarımızı usulen sırtlarından kurşunluyor
    Peşi sıra adlarını veriyoruz büyük bir övünçle
    Katilliği erken yaşta aşıladığımız çocuklarımızın
    Hep o biraz buruk, hep o öksüz oyun parklarına
    Bu heybetli ülkenin bilincini yitirme törenleri esnasında
    Eski bayramlardan bahsediyoruz nerdeyse deli cesaretiyle
    Şeker toplama rekorları, ev yapımı baklavalar…
    Kızkaçıran’lar filan hani
    Hemen aklıma kendi çocukluğum geliyor böyle anlarda
    Bazı zaman evin dahi yolunu bulamazken
    Aklıma nasıl geliyor, inan ki bilmem
    Geçiyoruz şuursuz bir hikâyenin içinden, el birliğiyle
    Durduk yere kahraman durduk yere ziyan oluyor
    Özgürlüklerine bir hayli düşkün
    Ve hâlâ suç unsuru teşkil eden o Uğur’lu düşüncem!

    ilk randevularına tesadüf eseri çıkan iki beyaz fahişeydik
    Ama çok güzeldik…

    ismini Beatles’tan ödünç almış o kafede
    Köşede ihtiyar bir gramofon –ki gram sesi sedası yok!
    Duvarlarda 'The Wall' gibi Pink Floyd posterleri
    Bir de belki Scarface afişi ve Tony Montana’nın suratsızlığı
    ikimiz de üşümüşlüğümüzle oradayızdır kesin
    Sıcak çikolata söylenir, sırf ortam ısınsın diye belki
    Kar kıştır da hem; “*-Hastayım sana!
    -Gesmis olsun...” diyalogu masada hiç sırıtmamaktadır
    Pencereden dışarıyı izleyerek bir çıkış ararsın bu sevdaya
    “Ben hemcinslerinin oyun hamuru olmadım hiç
    Yüreğim öyle kolay şekil almaz! ” diyerek kozunu öne sürersin
    Sıfırın altındayımdır, sıfırın da koynuna girmişimdir ben
    Keza benim tüm soğukluğum da bu sebeptendir
    Zaman zaman evin dahi yolunu bulamazken
    Ciğerime kadar nasıl sokulursun, inan ki bilmem
    “Kadın tenlerini tek tek damıtarak
    Ölümsüzlüğün şiirini kaleme alıyorum
    Suyun ısınıyor senin de, haberin olsun.” derim örneğin
    Gülersin, gülüşün caddeleri de günaha sokar muhtemelen
    Ah sen yok musun sen, bu meczup beden alacağın olsun!

    Uzay mekiklerine kafa tutan o iki beyaz kargaydık
    Ama çok güzeldik…

    Hani ayda yürüyüp izini belli etmeyen o adamlardandım
    Mesafeliydim Houston’la, aramızdan su da sızardı muhakkak
    Bence asıl uzayda yaşam vardı!
    Taa fezalardan dahi çıplak gözle görülebilen
    Emsallerinden vücut kıvraklığıyla ayrılan bir yapıdaydın sen
    Çin Seddi gibi uzanırdın yatağımın yüzölçümüne
    Galaksinin pür dikkat takip ettiği bir sevişmede
    Birbiriyle birebir aynı olan iki kar tanesini aradık durduk
    Tenlerimizin bilime adanmış tüm serbest bölgelerinde
    Aşk böyleydi işte, olmayana yol bulmaktı biraz da
    Herkes’ler uyuyordu, “Zifir-i Nefes” melodisiyle
    Bağıracak olduk tam da onlara uyanın diye
    Çünkü hicaz bir şarkının kapısında resmen ölüyorduk
    Damdaki piyanist, serçe parmağıyla ifşa ederken o geceyi
    Anımsar mısın bilmem, sanki olduğumuz yerde
    Sanki biz seninle, rakının da verdiği o şevkle
    ‘Orgazm’ adlı gezegene doğru hızla mesafe kat ediyorduk!

    iki kara zarf gibi, çekmecenin en arkasında bekletilen
    Tanrının mazisini aydınlatacak o iki beyaz ayıptık!
    Özenle saklandık ama inan ki çok güzeldik…
    0 ...
  4. 24.
  5. muhteşem bir şair.

    Adımı sorsan hatırlamayacak haldeyim ama seni tanıyorum. Seni biliyorum bir yerlerden… Ve bildiğim kadarıyla aşk, tam da bu. Akıl erdiremediğine yüreğinin ermesi, hiçbir engele takılmadan hem de.
    Yüreğinin bedenindeki tüm yönetime el koyması, bir anlamda hissel bir devrim!
    0 ...
  6. 23.
  7. Sen ki; yahu çok güzelsin.
    Nasıl izah etmeli bunu anlaşılır bir dille. Mesela gözlerinde bir şey var açıklayamıyorum onu.
    Sanki aynı kareye sığdırılmış topyekûn, yeryüzü ve gökyüzü!
    1 ...
  8. 22.
  9. Yirmialtıncı Geleneksel Ömür Kısaltma Etkinliği

    Biz daha çok küçükken, hatırlamak dahi hayalken
    Çiçek ekmeklerin henüz üretildiği zamanlar hani
    Topraktan koparılıp soframıza konulduklarını sanırdık
    Yüklü bir bulut kümesi geçerdi o kırgın mavi gözlerinden
    Elem müfredatımın ilk konusu olurdu haliyle, ağlaşık kümeler!

    Gözyaşlarıyla oluşturduğu havuzu gösteriyor çocukluğum
    “-Bu kadar su biriktirebildim ancak, derin değil fazla.” derken
    Çoktan boğulduğumu fark ediyorum, o üveylik okyanusunda…

    Hiçbir şey için kararı tutturamıyorum artık
    Sütünü helal etmiyor denizanaları
    Bu menfaat tufanından nemalanan, haram yiyenlere
    Dalgalar haylaz birer velet, dinlemiyorlar ebeveynlerini
    Akşam ezanında dönen olmuyor evine!

    Hayati bir karardır sana seslenmek bazen, ben Anne derim
    Bilinen tüm tabiat vakitli-vakitsiz uyanır tam o anda
    Ruh sağlığıma duacısın biliyorum bunu elbette
    Ceninim ve seninim hâlâ…
    Avuç kadarım daha ben, özgürlük kadar bir canım var
    O da sana emanet, en ufak bir esaret söz konusu olursa!

    Hadi tüm dünya çocuklarını emzir memelerinle
    Katiyen hak geçmesin, bana da payıma düşen neyse!
    Sana şiir yazamam Anne
    Henüz o denli saf harflere rastlamadım…

    Beni doğuracağına aşk doğursaydın keşke!

    Özgür Gümüşsoy

    Beğenerek takip ettiğimiz şair.
    0 ...
  10. 21.
  11. Birde şoyle bir şiiri var ki;

    Merhabamız bile yok henüz sizinle
    Ilk karşılaşmamızda hani o izbe otobüs durağında
    Saçlarınız, evet onlar birer doğu söylencesiydiler
    Diyarbakır kalesinin sarp surlarından aşağıya
    Bildiri mahiyetinde atılmıştılar sanki kentin çilden çocuklarına
    Gülümsenmiş, eve heyecanla götürülmüş birer armağandılar
    Devletin kendisini affettirme çabasıydı biraz da
    Caddenin karşısına geçerken tökezleyen o kız çocuğuna
    Şefkat duygusunun tanımı sayılabilecek denli tebessümünüz
    Yüzünüzde çok bilindik bir türkü, ah neydi tam da dilimin ucunda
    Heh buldum nihayet!
    Vefalı bir turna sürüsünün semaya dağılışıydı yüzünüz…
    Göçebeliğinizden ötürü belki de hep o mahcup ifade
    Size adres soranlara inatla “Buraların yabancısıyım…” diyordunuz
    Lakin bir kadın çehresine yalan ancak bu kadar yakışabilir!
    Çünkü siz aslında bu keşmekeşi avucunuzun içi gibi biliyordunuz
    O ufacıcık ellerinizle koskoca dünyama çekidüzen veren sizdiniz
    El pençe divan duranlarınız, el öpenleriniz çok olsun!
    Yakınlarınıza ırak durmam, durmadan ötekileşmem gerekiyor madem
    Mümkün tabii sizi uzaktan uzağa da sevebilirim
    Kilometre falan da tanımam ne münasebet
    Bazen diyorum çağırsaydınız, bazen de neyse neyse
    Sesiniz birbirini tedavi eden iki nehrin vedalaşma anı misali
    Kırılgan biraz, inceden sitem barındıran ve de tedbirsiz
    Ille de duymayı arzu ederseniz size hatırlatırım ki;
    Tanrının en arsız çığlığına yankı da olsanız siz
    Dilerseniz her fırsatta, ruhumu sağır edercesine susabilirsiniz!

    Sır bu bakın, sakın gidip de kendinize laf yetiştirmeyin
    “*O kadar çok sevdim ki resmini
    Işte bugün konuştu benimle…” diyor ya o şarkıda
    Ben de daldım gittim sizin deklanşör cinayeti bakışlarınıza
    Fotoğrafınız kuşkusuz, en ağır yüktü duvarımın sırtında
    Kaldıramadı bu laubali ev yokluğunuzun en ciddi belgesini
    Hiç haberiniz olmadı bundan, olmamalıydı da
    Ben sizin ömrünüzü kare kare yaktım, anbean dondurdum!
    Tıpkı ecel terleri döken bir yılan gibi, son anımı irisime kaydettim
    Piksel kalitesi düşük delilim sayesinde katilimi iftiharla sundum!
    Gözlerinizde bir sevdayı gençken katletmenin haklı gururu
    Erkenden inen gaddar bir giyotinin ışıltısında gözleriniz
    Ben hep idam öncesi “Özgürlük!” naraları atan mahkûmunuz
    Feshedilen antlaşmalarla ganimet hakkından olan savaş mağdurunuz
    Kutsal kabul ettiğiniz, kasıklarınıza törenle gömülen mahdumunuz!
    Toprak olanlarım adına sizi temin ederim ki;
    Siz dilerseniz, tek düşünüzü dahi kaderine terk edebilirsiniz!

    Gidişiniz; özümdeki yaram’az çocuğun, harçlıklarından artırarak aldığı pamuk şekerini hayal kırıklarıyla kaplı olan bir zemine düşürdüğü o talihsiz an…

    Ve hiç merhabamız olmadı sizinle!
    Galiba ben o belediye otobüsünü ölene dek kaçıracağım
    Bu, aslen hiç gerçekleşmemiş olan aşk hikâyesi de
    “Malum şahıs görüş alanına girdi.” esprisini hâlâ yapabilen gişeciyle
    Şu bir türlü kısa tutamadığım bilet alışverişinde kalacak hep…

    Olsun. Yinelemekte fayda var;

    Sizi ben, uzaktan uzağa da pekâlâ sevebilirim!

    Özgür Gümüşsoy
    0 ...
  12. 20.
  13. --spoiler--
    Dua gözlüm, küfründen öpüyorum seni.

    Nasıl da hüzün kokar şimdi gözbebeklerin; Bilmem inanır mısın ama sen ağladığında ben içimdeki bütün insanlığı öldürüyorum.
    --Özgür gümüşsoy--
    0 ...
  14. 19.
  15. "Gözlerinle her sohbetimde gözlerimi yalancı çıkarıyordum
    Aşkın neden olduğu öne sürülen görme bozukluklarında
    Naylon sevdaların ödenmemiş faturalarında
    Sözlerine diş geçiremeyen suskunluklarımda
    Kanımın serbest dolaşım hakkında, hukukunda
    Hep ileri tarihlere ertelenen duruşmalarda
    Saatlerin durulmayan sularında
    Öncesiyle sonrasıyla şimdiki zamanlarda
    Her şeyimi al bana sadece sen kal(sın) istiyordum..."
    0 ...
  16. 18.
  17. "Ne duruyorsun öyle benim gönül bahçemde tembel tembel
    Kalk da gül der; eminim gül der ki o vakit sana;
    Dikenim dahi senin elin kadar batmaz benim etime
    Bilir misin ki bir çiçeğin iç kanaması, kırk kıyametten beter!"
    0 ...
  18. 17.
  19. "kasım ayının 1984’üncü gösteriminde istanbul’un en talihsiz metrekarelerinde doğduğu ve hâlen “iki yakası bir araya gelmeyen deli gömleği” diye adlandırdığı o akli dengesini yitirmiş şehirde ikamet ettiği rivayet edilmektedir. sarı sıcak çocukluk günlerinde tren raylarına eğilip de kulağını dayadığında, tanrının ona ilk emrini de duyacaktır. –aşk!

    gecenin mayasına güneş katma çalışmalarına; böğürtlen bahçelerinden aldığı mor lekelerin gölgesinde, ateş böceklerinin haklı mücadelesine o pervasız gülüşüyle iştirak ederek başlamıştır. ilk yenilgileri de yine bu günlere rastlamaktadır.

    kanayarak ve yaralarının toprak bütünlüğünü tanıyarak büyürken, zihnini eşeleyen hayata dair o imla hatalarını da göz ardı edemiyordur artık. kelimelerle tanışıklığı uzun yıllara tekabül etmese de, sağlam temellere dayalı bir dostluk kurmaları çok da vakit almamıştır. kalem ve beyaz kâğıtların itilafında girdiği her savaşta günbegün ölse de, cephede kurşunların da can verebileceğini anlatmayı inatla sürdürmüştür. keza yazara göre aşk biraz da; -dengesiz ipler üzerinde trapez gösterisidir!

    yazar, tarih içinde tertip edilmiş çeşitli kıyametlerde muhtelif ecellerle ödüllendirilmiştir."

    Şeklinde bir biyografisi vardır. içimdeki Sen Kırıntıları adlı kitabını alıp okuduğum yazar. Şiirlerinde kendine has üslubunu kullanır. Derinden hissettirir bütün acı, keder, aşk gibi duyguları. Kelimeleri ustaca kullanarak oluşturur o şiirlerini.

    Kitaptaki favorim olan 'idam Mahkumu Bir Sevda Anısına Külliyat' adlı şiirden bir parça sunmak isterim sizlere :

    Sen kelime dağarcığım...
    incir ağacım sen...
    Sen darağacımsın...
    Bak gece gece nasıl da adam asılıyor satırlarımda
    Şimdi devrim marşı niteliğindeki ninnilerim
    Hayatın ölümlü gözbebeklerini o suskun ayaklarında sallasın!
    Sana hicret ettiğim bir deprem sırasında
    Evet tam da o sallantıda, seni olağanüstü sevdim
    Çünkü sen taklitlerinin aslını yücelttiği bütün toprakların
    Örneklerini barındırıyorsun erozyon mağduru bakışlarında
    Söz sana yürüyünce kekemeleşiyor Anadilim
    Bence şairliğime bahşedilen en reddedilmez günahsın
    -ki imgeler cehennem korkusundan varamıyorlar senin yanına
    Yavanlıktan öteye erişemezken sana dair benzetmelerim
    Sen bu güzelliğinle fiyakası düzgün Tanrılara bile caka satarsın
    imla kılavuzum kayboluyor senden yol sorulunca
    Unutulmaya yüz tutmuşken benim Edebiyat namına tevkif edilişlerim
    G tipi hücrelerime kapatılıyor adın
    Tecrit ediliyorum telaffuzu zor açlık sınavlarıyla
    Aksıyor sendeki özgür'lüğümü görüş günlerim
    Öyle ki el(kızı) ten bulamazken sen hâlâ çoğul sevişmeler kasabasındasın
    Sanırım kadınlığın Eros'un yokluğundan faydalanıyor aklınca
    Ya da kasıklarınca işte, anla...
    0 ...
  20. 16.
  21. "Sen hiç kindar bir kalemin, o yaldızla süslenmiş kâğıtları
    Ne kadar kanatabileceğine şahit oldun mu bilmem?
    Aslında lafı gevelemeye hiç de gerek yok, açıkçası ben;

    Bu yarada biraz da senin tuzun olsun istemem!"
    0 ...
  22. 15.
  23. tanı$ık olduğum, sohbeti güzel genç insan. tabutta beraber yazarken ke$fedilmi$ti iyi bir yazar olacağı belliydi. tam bir kelime makinesi. bileği bükülmez kelimatör.
    1 ...
  24. 14.
  25. sözcüklere boyun eğdirebilen genç yazar, sıkı yazar.

    "yalanlar üzerine inşa ettiğin onca çocuksu aşkın sayesinde
    evet belki de cümle cihana hükmetmen sağlanacak
    fakat tarihte asla, sahiden sana ait bir masal olmayacak!

    çünkü muhtaç olduğun kudret ve de haysiyet,
    senin hain damarlarında zaten yok!"
    0 ...
  26. 13.
  27. en sevdiğim aşk tanımının altında imza sahibi olan, kanlı canlı görebildiğim için büyük şükran duyduğum postmodern yazarlarımızdandır.. aşk derseniz, şunları söyler;

    ''ecza dolabına çarparak alnını kanatıyorsun, dalgınlıkla.
    sonra elini aynı dolabın içine doğru uzatıyor ve belki yarabandı kalmıştır diye umut ediyorsun.

    alınyazını kanrevan edenden, medet umuyorsun yani bir bakıma;

    sanırım, aşk da tam böyle bir şey işte!''
    1 ...
  28. 12.
  29. her şiirini okuduğumda tövbe ettiren , ancak bir o kadarda tövbelerimi terkedip kendine çeken, ağlatan yazar.
    0 ...
  30. 11.
  31. Lan Bi Gidin adlı şiiri çok iyidir.
    0 ...
  32. 10.
  33. böyle bir şiirin şairi. tebrik ediyorum, gece gece zırlıyorum.

    çin malı bir plaketle ödüllendirilen deliliğim
    ağır ağbiler camiasında hafiften alaya alınırken
    tezlere konu olacak şekilde anlatmıştım ben seni
    konuşurken hep tutuk, bahsetmediğim bir husus var gibi
    gelirken hep ürkek, uğramadığım bir durak var da sanki
    sevişirken hep panik, ıskaladığım bir nokta var gibi
    terk ederken hep eksik, hep unuttuğum bir şey var gibi
    psikiyatri literatürüne girecek şekilde sevmiştim ben seni..

    birbirimize hayli küskün geçtiğimiz o devrik kaldırımları
    sevgilileri düşünerek yapmıyordu şehir planlamacıları
    dar bir yolda iki kişi yürümenin incelikleri…
    ya da dar alanda kısa mesajlaşmalar…
    darağaçlarında midesi epey geniş bir hukuk anlayışı…
    kırılmayan kalemin adaletin keskin kılıcıyla bileylenmesi…
    dardaydım evet, ruhen de fikren de firardaydım
    başkentteydik malum ve yazık ki aylardan mayıstı
    hem bazı kocakarı rivayetlerine göre hıdrellezdi de o gece
    o geceydi; mazi adında bir çocuk gelip bütün gururumu ezdi
    karşına dikilmiştim senin, o ayaklar altına alınmış hislerimle
    ne garip, ellerin geri çevirmişti tüm yardım taleplerimi
    besbelli ki çok kaçırmıştım aşkı bu kez
    üzerine de o sek ayrılıkla cila çekmesem yine iyiydi…

    sırf senden uzak kalmayayım diye şiirimi tutuyordum sürekli
    neredeyse prostat olacaktı şairlik dürtülerim
    bir zamanlar dedim, yüreğimin kadrajı sana ayarlıydı
    senaryom baştan sona varlığına odaklıydı
    fakat fazla caz aşık usandırırdı ya da ona yakın bir zıkkımdı işte
    demem o ki sen, benim filmimde misafir sanatçı konumundaydın artık
    aynalar dahi adının dokunulmazlığını tersine çevirmeye korkarken
    ben seni büyük puntolarla ömrüme yazmıştım, haklısın tam bir ahmaklık!
    yazılınca ufaktan; <b>“bu mesafeden öpemiyorum sensizliği
    aramızda kökeni belirsiz birçok yabancı dil var
    kurulayım diyorum bazen ağzının en kurak köşesine
    yutkunursun diye korkarak yaşamak da güzel…” </b>dizelerimle
    düşündüm belki bir nebze de olsa diplomasini suya indirirdin
    ankara’da gayet medeni bir akşam arjantin caddesi’nde;
    sen, ben bir de ihtimal ki maradona; galiba aynı maviliklere açılmış
    ve de aynı zokayı yutmuştuk…
    hani diyordum ki tanrının eli bir bize değmedi
    gülüyordunuz karşılıklı siz ikiniz, tango adımlarıyla
    alkol duvarlarımızda tam olarak seçilmeyen
    irili ufaklı gedikler oluşmaya başlamıştı, mayıstı anımsarsın…
    şarap ne kaybederdi mayhoşluğundan;
    eğer sen onu içerken bağından koparılan üzüme üzülmüşsen?
    ne kaybederdi ilkbahar, nicedir göz kırptığı günahlardan?
    fevkalade acıkmıştın sen haysiyetin ateş pahasına satıldığı iklimlerde
    tesadüf ki ihanet perhizlerinden çıkmıştın daha yeni
    ben ise diyetisyenlerin önerdiği karasevda reçetelerine bir hayli toktum
    -ki zordu senin kalbinde tok ağırlamak…

    zordu hızlı bir şekilde karakterimi zayıflatmam pek tabii
    dengem bozulurdu benim de elbette, ibre seni gösterdiğinde
    lakin ibneliğin hiç mi hiç lüzumu yoktu
    bazı erlerin azami ölçüleri dahi şehvete kafi gelmeyecekti
    el frenine asılmadan, isterdim ellerin son sürat ilerlesin bedenimde
    “kadın yetiştirme yurdu değilim ben!” diye haykırayım isterdim
    ellerin adresi kendileri bulsun isterdim bir kereliğine
    “aşk, sevdiğin kişiyi herkesleştiriyor zamanla.” dedin yarım yamalak
    bir terbiyesizliğe kalkıştık teninin müstesna muhitlerinde
    ne diyelim artık, allah utandırmasın!
    -ki ayıptı senin için de, senin içinde vakitten kazanmak…

    ayıptı an’ın öznelerini oyalamak, bir saatliğine de olsa
    yelkovandı, akrepti ikisi de bize ters olan hayvandı
    evcillerdi, garlarda pek güvenilmezdi onlara
    ikimiz hakkında uzun uzadıya susmak lazımdı
    uygun bir zaman aralığında tekrar görüşmek üzere
    kusurlu hareketlere elverişli bir zeminde tekrar sevişmek
    ve her ecele müsait bir sinir harbinde tekrar savaşmak
    en önemlisi de, tekrara girmemek üzere ayrılındı…

    -ben seni öyle bir yere koydum ki içimde, orayı tahmin bile edemezsin.
    -meraklanma etmem, yeter ki sen yerimi unutma. yoksa ikimiz de bulamayız beni bir daha…
    1 ...
  34. 9.
  35. yan yana kelimesi ayrı yazılıyor, biz sımsıkı olalım

    gibi güzel bir cümleyi haytımıza kazandıran yazar.
    ama tam face lik cümle.
    2 ...
  36. 8.
  37. Hayat sevgilim,
    Mayana hüznü de katacaktır elbette
    Eşit pay edilişinde gizlidir ekmeğinin bereketi.

    dizelerinin sahibidir .
    1 ...
  38. 7.
  39. Kuşlar karın tokluğuna uçarlar ya hani
    Ben işte öylesine seviyorum seni
    işim gücüm bu tek yapabildiğim bu hepsi bu
    Varsa yoksa Sen/varsa yoksa sensizlik
    0 ...
  40. 6.
  41. geçen gün şiirlerine rastladım.tebrik edilesi şair.
    0 ...
  42. 5.
  43. 4.
  44. mükemmel şiirleri dizeleri olan şair. gelse de yazarımız olsa dediğim zat. belki de aramızdadır kim bilir.
    1 ...
  45. 3.
  46. Şehrin sakız ettiği küfürlerimi yutkunarak
    Ölesiye susabilirdim hasmane bakışların karşısında
    Ağzımı toplayabilirdim -ağzınla
    Gülünecek bir şey yok dedim, yalnızca yalnızım...

    Ö. Gümüşsoy
    1 ...
  47. 2.
  48. Ilkokul öğretmenim sen'i cümle içinde kullanmamı istediğinden beri susuyorum, lehçesiz bir dilde. Bilinmeyen kelimeler listemin en başındasın, taa o günden bugüne ...

    ÖzgürGümüşsoy ..
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük