son dönem üniversiteli hobilerine konu olan adamdır. önüne gelen adını ağzına alır, önüne gelen "okudun mu?" diye sorar.. özdemir asaf'ı anlamaktan çok uzak yaşantılarında.
özdemir asaf: o dillerde dolanırken keyfe kederin mimarı, tüm bu (belli) belirsizliklerin belirleyicisi, tüm renkler kirlenirken birinciliğin sahibi bir beyaz adam o. şimdiki an'ımın nöbetçisi, hatırlatıcısı. paylaşamadığım yalnızlıklarımın yalnızlıkla paylaştırıcısı. hep bir anlam bekleyen ama otobüs duraklarından alınıp dümensiz bir yolculuğa sabredilen bir geceleceğe sırtı dönük adam. şimdi ne zaman ben değilim desem ben olduğum için ferahımdır, çünkü asafım özdemirdir.
-------
ömür dediğin üç gündür
dün geldi geçti, yarın meçhuldür
o halde ömür dediğin
bir gündür, o da bugündür
-------
ÖTE
Bende, onlara benzer olmayı beklemeyin,
Ve onları yineler olmayı beklemeyin.
Herkes, yeniliğe varır, kendi kalırsa.
Kimseden bana benzer olmayı beklemeyin.
-------
rahatlığına hayran olunacak yazar. rahatlıktan kastımı hemen anlatayım, yani adam sevgilisine bir laf eder, sevgilinin nutku tutulur, adam onu oracıkta bırakıp gider ve nutku tutulan sevgili öylece kalakalır gibi bir sahne geliyor gözüme özdemir asaf şiirlerini okurken.
işte bir örnek.
türkiye de istanbul ne ise,
istanbul da gece ne ise,
gecede yürümek ne ise,
yürürken düşünmek ne ise,
seni unutmamacasına düşünmek ne ise,
unutmamanın anlamı ne ise,
seni sevmek ne ise,
saklayayım, yok söyleyeyim derken
birden aşka düşmek ne ise,
her neyse... *
Ne güzel insanlar vardı eskiden.
Çocukluğumuzu kaplamışlardı.
Bize masal anlatırlardı
Cinlerden, perilerden.
Büyük anneler, büyük babalar vardı.
O zaman hepsi uzaktı ölümden.
Hem sevdirir hem korkuturlardı.
Acı hikâyeleri bile tatlı başlardı.
Demek bunun için gittiler hikâyelerden.
Ne güzel insanlar vardı eskiden.
Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Gençliğimizi donatırlardı.
Hep iyi şeyler hatırlatırlardı
Geçip gitmiş devirlerden.
Sevgi ve ümid yaratırlardı.
O zaman her şey uzaktı ölümden.
Yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
ister istemez saadet taşardı
Gamsız günlerimizden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.
Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Hayâl içinde yaşatırlardı.
Güldürür ağlatırlardı
Duymadan biz, düşünmeden.
Her an bir asır kadardı.
O zaman herkes uzaktı ölümden.
Candan sevdiklerimiz vardı.
Hepsi başka güzeldi, bizi tanımazlardı.
Bütün yollarımız geçerdi gül bahçelerinden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.
i.
her şeyi süpürebilirsin;
sonbaharı süpüremezsin.
sen her şeyi süpürebilirsin;
sonbaharı süpüremezsin.
yalnızsa sürekli bir sonbaharı süpürür hep.
düşünemezsin.
ii.
yanar
sobasında
yalnızın üşüyen bakışları.
lambasında
karanlığa donuk
bir ışık titrer sönük-sönük.
penceresi
dışına kapanmıştır,
kapısı içine örtük.
iii.
yalnız
bin yıl yasar
kendini bir adada.
iv.
yalnızın
nesi var, nesi yoksa
tümü birdenbiredir.
v.
yalnız
bir ordudur
kendi çölünde
sonsuz savaşlarında
hep yenen kendi ordusunu.
vi.
yalnızın
sakladığı bir şey vardır;
boyuna yerini değiştirir,
boyuna onu arar.
biri bulsa diye.
vii.
yalnız
hem bilgesi,
hem delisidir
kendi dünyasının.
ayrıca;
hem efendisi
hem kölesidir
kendisinin
tadını çıkaramaz
görecesiz dünyasında
hiçbirinin
viii.
yalnız
sürekli dinleyendir
söylenmemiş bir sözü.
ix.
sözünde durması
yalnızın yalancılığıdır
kendisine.
hep yüzüne vurur utancı.
o yüzden
gözlerini kaçırır
gözlerinden.
x.
yalnızın odasında
ikinci bir yalnızlıktır ayna.
xi.
yalnız
hep uyanır ikinci uykusuna.
xii.
yalnız
kendi bencinin sen'idir.
xiii.
bir sözde saklanmış bir yalanı
bir gözde okuduğundan
bakmaz kendi gözlerine bile.
xiv.
hep susadığında
o kendi çölündedir.
xv.
kendi öyküsünü
ne anlatabilen
ne de dinleyebilen.
kendi türküsünü
ne yazabilen,
ne söyleyebilen.
xvi.
bir zamanlar güldüğünü anımsar da...
yoğurur hüznün çamurunu avuçlarında.
xvii.
yalnız aranan tek görgü tanığıdır
yargılanmasında kendi davasının...
her duruşması ertelenir kavgasının.
xviii.
yalnız hem kaptanı
hem de tek yolcusudur batmakta olan gemisinin.
onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden,
ne de ilkin.
xix.
yalnızın adı okunduğunda
okulda ya da yasamda kimse 'burda' diyemez .. ama yok da..
xx.
uykunun duvarında başladı...
önceleri bir toz gölgesi sanki;
sonra bir yumak yun gibi.
ama simdi iyice görüyor
örümceğin ağını
gün gibi
xxi.
yalnız duymuş olduğunun sağırı,
görmüş olduğunun körüdür
ölür ölür ölür
öldürür öldürür öldürür
duyduklarını unutur,
duyacaklarını düşünür.
xxii.
yalnızın adına hiç kimse konuşamaz..
o kendi kendisinin sanığıdır.
xxiv.
yalnız önceden sezer
sonra olacakları paylaşacak biri vardır;
anlatır anlatır ona olanları, olmayacakları.
xxiv.
her leke kendisiyle çıkar.
"bu sevgidir"
onun güzelliğini herkes görüyorsa bence o az güzeldir.
herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir.
onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir.
yalnız ben biliyorsam bu aşktır.
hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır.