çok enteresan bir süreçtir ergen hayatında. 8-9 ay psikolojinizi kontrol altına alıp ite kaka bir şekilde götürebildeyseniz de sınavın sonrasındaki yaz mevsiminde kafadaki soru işaretleri bitip tükenmez. önce sınav sonrası televizyondan cevaplara bakılır *, kalp atış hızı tavan yapar; 1-2 ay geçer gerçek sınav sonucu gelir; o bitmez tercih süreci, kolay değil seçilen üniversiteyle hayat değişecek, belki eşiniz, ilerdeki şehriniz okuyacağınız üniversiteye göre şekillenecek; ve evet tekrar endişeler soru işaretleri hoplar zıplar; artık bünye çok yorulmuşken ve bu sebeple sonucu çok da önemsemiyorken nihai karar gelir. burası ya da şurasıdır.
ama bu nasıl haksız bir sistemdir ki gencecik insanları bir senede stresi altında ezsin; ve hatta evet, yaşlandırsın ?
geleceğini 3saat 15dakikada belirleyen sitresi hiç bitmeyen önemli olanın puan almak olduğunu zannettiğin ama alakası olmayıpta bide karşına sıralama çıkarılan sistem. Sıralamada ise 000.001 puanla yüzlerce kişinin arkasına ya da önüne geçileren etkisiz eleman sıfırın senin hayatınla oynamsadır öss. bir çok gencin daha baharında hayata küstüğü 'ölüyümde kurtuluyum ' dediği, gayet gereksiz ama kaldırılmasıda bi okadar imkansız ve lüzumsuz bi sistemdir.
öğrencilerin yaz, kış, gece, gündüz, tatil, haftasonu demeden calışmasını öngören; bir nevi ot gibi yaşa felsefesini öne süren, coğu öğrencinin bunalıma girmesine hatta intihar etmesine sebebiyet veren, öğrencilerin hayatını yönlendirecek 3 saat 15 dakikalık büyük bir sınavdır.
giricek insanlara sinir krizleri geçirtebilen, benimde içinde bulunduğum, gençlerin beyinlerini allak bullak eden, yıllardır kaldırılacak fakat bir türlü kaldırılamayan kronikleşmiş sorunumuz.
kaldırılmaya çalışılan sınav. kaldırınca nasıl bir sistem getirileceğini kimse söylemiyor. eğer öğrenciler not ortalamasıyla üniversiteye gönderilecekse devletin herkese aynı eğitimi verip aynı sınava tabi tutması gerekir ki çok zordur.
17 yaşındaki gençlere kafayı yedirten sistemdir*. öyle ki, insanlar, hangi yayından çalıştığı öğrenilmesin diye, kitabın ön sayfalarını yırtmakta, dışını kaplamakta, hatta tenefüsde yanında gezdirmektedir. bunu 2-3 senesini birlikte geçirdiği arkadaşları çalıştığı yayını öğrenmesin, öss'de avantaj sağlamasın diye yapmaktadır. evet, işte böyle bir şeydir öss, böyle yarışa sokar insanları, gencecik yaşında öğretir hayatı*.
haziran ayinda yapilan ve bu sene benimde girdigim an itibariyle kendimi veli efendi hipodromunda hissetmeme neden olan , her yil 1.700.000 kisiyi stres yumagi haline getiren adaletsiz sinav sistemi .
asıl sınavı içerdekiler değil dışardakiler veriyor. teyzeler vardı sohbet eden, konuşmalarından orada tanışıtıkları belli oluyordu. çeneleri hareket etse de hepsinin aklı içerdeki yavrusunda. başka bir teyzeyi görüyorum duvara dayanmış şekilde. ezberindeki duaları dudak kıpırdatma suretiyle tekrar tekrar içerdekine göndermekle meşgul. fenerbahçe'nin kimi alacağıyla ilgili haberi okurken aslında bir ay sonra açıklanacak sınav sonuçlarını düşünüyor gazeteli amca. kartal'ıyla gelip danalığa uzanan amca da uyuduğunu zannediyor aslında aklı yine malum kişide.
ben hayatımda böyle tablo görmedim arkadaş. herkesin gözünde aynı tedirginlik, aynı korku, aynı heyecan. lan annemi o durumda görseydim boğaziçini kazanırdım gözyaşlarıylan.
hayatin gelecegine yön verdigi yalandir, yalan oldugunun bir cok örnegi vardir, bir örnekte benimdir, kazanmanin hersey olmadigi örnegim, kazandim ama bi b.ka yaramadi, bir cok nedeni vardir, kaybetmekte hiclik degildir, bununda örnegi coktur.
toplum psikolojisi oldugundanmidir nedir, cok önemseniyor, okumak ya da okumama bütün mesele budur, hayir degildir, girin deneyin, olmadimi hayatin sunacagi alternativler 80 uni den cok daha fazla.