tom robbins sorunun cevabını, üzerinde detaylıca düşündüğünü ve düşünürken bayaa eğlendiğini saklamadan, detaylıca parfümün dansı adlı fantastik romanında açıklamıştır. özetle der ki, önceleri burunların birbirine değdirmek olan öpüşmevari olay sonraları dudakların kazara buluşup bundan daha çok zevk alındığının anlaşılmasıyla asıl halini almıştır, bunu geliştirmek iki kişinin aşkına ve becerisine bağlıdır. güzel kitaptır, karışık ve bir o kadar da eğlenceli kurgusu bir değil, bir kaç defa okumaya değerdir.
öpmeye yarayan iki şeyin birleşmesi gayet mantıklı bence. tutmaya yarayan iki şeyin birleşmesine de tokalaşmak denir. sevmeye yarayan iki şeyin birleşmesine de sevişmek denir. bunlar basit konular, ben buldum.
Sinir bilimci doktor Serkan Karaismailoğlu bunu bilimsel olarak makalesinin bir bölümünde açıklamış. Niçin sevgi belirtisi olarak öpüşüyoruz da partnerimizle neden burunlarımızı ya da omuzlarımızı dokundurmuyoruz?
taş devrinde et yerken itler gibi yermişiz elimizi değdirmeden. işte günlerden bir gün ayşe tuttuğu fareyi yerken hasan üstüne atılıp ağzıyla ayşe'nin ağzındaki fareyi kapmak istemiş. dudaklar birbirine değince o deyiş. fare bir onun ağzında bir bunun. çok keyflenmişler hep öyle fare yemişler. sonra fareye kıtlık girmiş ama fare var gibi o harekete devam etmişler.