insanın ne oldum değil, ne olacağım diye düşünmesini gerekli kılan yılmaz özdil yazısı.
bugün göklere çıkarılırsınız, yarın yerin dibinde bulursunuz kendinizi. adalet falan hakgetiredir bu memlekette.
devlet için kurşun atıp kurşun yiyen "kahraman"ların hikayesini anlatır. kimisi için üzücü olsa da, bizim için bir mutluluk hikayesidir. gerçi hayatım boyunca kimseye hain demedim. ama sağa sola hainlik yakıştıranların içine düştüğü bu durum oldukça hoşuma gidiyor.
edit: bir de nazım hikmet örneği verilmiş. ancak vatan haini şiirini okumamış ve bu şiirin yazıldığı dönemdeki bağlamını irdelememiş birisi bu paralelliği kurabilir. güldürmeyin beni.
türkiye cumhuriyeti nde görülen ve artık normal sayılan durumdur. yılmaz büyükerşen hocamın bir sözünü hatırlattı.
'' bu ülkede her hizmetin bir cezası vardır ''
edit: eksileyen pkk li ibneye (rum da olabilir) askerlerimiz tüfeği fena sokmuş sanırım.
hafızam yanlıtmadıysa korkut eken güzellemesi. hey gidi hey susurluk dönemide neler yazardı hurriyet. len akp ye muhalif olan biri ananıza tecavüz etse babacığım diyerek sarılacaksınız doğan görünümlü postal yazarlar.
hamaset edebiyatının sınırlarını zorlayan bir yılmaz özdil yazısı. ülkenin en cok okunan gazetesinde köşe tutan bir adamın bu denli militarist olması, bize bu ülkenin tabanı hakkında cok güzel fikirler verebilir. ayrıca yılmaz özdil isimli yazı şişirme üstadı
zifiri kelimesini karanlık kelimesinin 2 satır altına yazarak beni benden almıştır. herif sizinle dalga geçiyor sizin haberiniz yok.
enter yazarı diyorlardı yılmaz özdil için. derdim ki bastığı her enter birilerine girmekte. şu yazıyı okudum. bastığı her karakter yüreğimi acıttı, bastığı her karakter birilerine girmekte artık!
şehit cenazesine yaygara diyen, şehitler için kelle demiş birisi şimdi diyor ki o şehitlerle beraber canını vermeyi göze almış birilerine terörist.
allah herşeyi görüyor, hiçbir şey cezasız kalmayacak.
türkiye de her gecenin bir gündüzü vardır atasözünün çürütüldüğü olay. Bu insanlar hiç mi gündüz görmeyecek. Gerçek vatan hainleri ile gerçek kahramanlar ayırt edilmediği sürece hep dostlarımızı başkaları belirlemeye mahkum kalacağız.
(bkz: kurt kocayınca köpeğin maskarası olur)
çok zaman geçmiş gibi üstelik 100 200 senede geçmemişti aradan. hepi topu 20 sene anca. nede çok değişmişti her şey. fatih sultan mehmet'in yıllar önce söylediği sözü sanki o dönem bize söylemişti mevcut iktidar.
"benim kudretimin yettiği yere sizin hayalleriniz yetişemez"
evet hayal bile edememiştik bu kadarını. olmaz demiştik yapamazlar. atatürk'ün yıllar önce gözümüze soka soka anlattığı gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunan iktidar sahiplerini biz gözümüzün önündeyken göremedik görmedik "görmezden geldik".
birer birer avlanmıştık farketmeye başladığımızda. hani ikinci dünya savaşı sırasında bir kilisede rahip olarak görev yapan pastör nie moeller yazdığı şu birkaç dizeyi hatırlayın.
önce yahudiler için geldiler
sesimi çıkarmadım
çünkü ben yahudi değildim
sonra komünistler için geldiler
sesimi çıkarmadım
çünkü ben komünist değildim
sonra sendikacılar için geldiler
sesimi çıkarmadım
çünkü ben sendikacı değildim
sonra benim için geldiler
ve artık ses çıkaracak kimse kalmamıştı...
bizde aynısını yaptık bir zamanlar. birer birer aldılar sesimizi çıkarmadık. askerler aydınlar yazarlar sanatçılar siyasetçiler. biz halktık ve onlar zaten medyadan dı ve mutlaka bir hata yapmışlardı değilmi. sonra teker teker halk için gelmeye başladılar. bugun bir kadının iyi kapanmadığını iddia eden yaşlıca uzun sakallı bir adam tam yanımdan alıp zorla caddenin ortasına sürükleyip taşlattırdı.ben mi ben ne yapabilirim ki.
"sesimi çıkarmadım"
haftada bir karakola çağırılıp kırbaç yiyorum. yok merak etmeyin bir suçum yok aslında daha doğrusu sizin zamanınızda hala suç değil. evimde atatürk resmi bulundu. öyle bakmayın hemen eğer karakola gittiğimde oradaki komser dostum olmasaydı çoktan idam edilmiştim. allahtan o vardı cezadan az şekilde yırttım 8 ay kaldı şunun şurasında yakında biter zaten.
"neyse buna da şükür"
şimdi size kalkın ses çıkarın demiycem yıllar önce bana da çok söylenmişti. içten içe hep dedim ulan bir kişiyle ne olur ki aydınların siyasetçilerin askerlerin ses çıkarması gerekir. ama benim yanlışım ben farkedene kadar onlar çoktan gitmişti. ama umutluyum yeni gelecek iktidar müzik dinlememize izin verecekmiş. bu da bir başlangıç. belki böyle böyle ilerleyebiliriz bir gün. bir bakmışsın bir gün tekrar........
ülkesini savunan, ülkesi için canı pahasına hizmet etmeyi göze alan herkesi "iyi, harika, mükemmel" ilan edeceksek, askerliğini yapmış, şu anda cezaevindeki bütün erkekler için de beraat kararı çıksın o zaman.
ateş olmayan yerden duman çıkmaz. gerçekten yargılanmayı hak eden varsa bu cumhurbaşkanı bile olsa, sorgulamam yargılanma nedenini. bir halt yemiş ki yargılanıyor der, çıkarım işin içinden.
edit: aq böyle siyasi konulara girdiğim zaman karmam piç oluyor. en son kötü oylanan entrylerime bakıyorum, bu entry üst üste 6-7 kez kötülenmiş. türkiye'deki adalet sistemini beğenmiyorsanız siktir olup gidersiniz bu ülkeden! yoksa kıçınızı kırıp oturun adam gibi.
Önceki kahramanlığıyle ilgili eğer ödüllendirilmediyse, ayıp etmiş bu millet kahramanına denilebilecek olay. Şimdi eğer hainse ve cezası verilmezse, ayıp edilir bu millete denilebilecek olay.
yılmaz özdil'in desteksizce saçmaladığı yazıdır. insanları hayatları boyunca yaptıkları tek eyleme göre mi değerlendireceğiz. sen geçen sınavda beni çalıştırmıştın, şimdi anamı sikiyorsun ama olsun, çünkü sen beni çalıştırmış ultra mega bir kahramansın mı diyeceğiz? eğer öyle diyeceksek hangi haraketlerini referans alacağız? yaptığı en etkili olanını mı? çok süper bi pederdi arada oğlan çocuklarını taciz ederdi ama olsun çok süper bi pederdi mi diyeceğiz? insanın bir kere kahramanca, doğru bir şey yapması yaptığı her şeyi doğru kılar mı? dahası bahsi geçen olayda yapılan eylem kahramanlık mıdır*? dahası herhangi bir suçla yargılanıp beraat etse bu insanı hain mi yapar*? varsayalım ki bahsi geçen eylem sabit, bu eylem suç mudur, eğer suçsa hangi şartlarda suçtur**?
ancak ve ancak
tek başına ele aldığımızda devletin bireylere yapıştırmaktan çekinmediği yaftadır. politik çıkarlarına göre devlet insanı yaptığı eylemden kahraman da ilan edebilir ve ya gene aynı eylemden hain de ilan edebilir. bahsi geçen yazıda kıbrısa yüzerek giren bir grup askerin aldığı istihbarat yanlış çıksa ve rumlar onları yakalasaydı, devlet bu askerler emir almadan haraket etmiş bize verin yargılayıp hapse atalım der, savaş çıkarmaya çalışan provakatör vatan hainleri olarak ilan ederdi onları; askerlerin oraya giderkenki amaç ve devlete bağlılıklarında hiç bir değişikilik olmasa da. ve ya bir başka örnek olarak (bkz: yeşil). yani sizin mantaliteniz, devlete bağlılığınız, askere gitmişliğiniz, devlet adına gönüllü hizmetleriniz birer hiçtir. devlet sizi ne şekilde kullanırsa daha güçlü olacağını düşünüp ona göre sizi yaftalar. toplumun devlete olan güvenini sağlamlaştırmak adına ve ya dış güçlerle olan dengeleri korumak adına bir kahraman da olabilirsiniz bir hain de sizin bireysel değerlendirmenizi yapmaz o. kim demişti hatırlamıyorum şimdi ama şöyle bir söz işitmiştim zamanında biz devleti severiz iş ki devlet bizi sevsin.
ha bi yandan da devletin bu yaptığı kalleşlik ikiyüzlülük müdür hayır değildir. Aslında doğru olandır. Devlet bireysel ödüllendirme ve ya cezalandırma mekanizması değildir ki. toplumun iyihal'inin en yüksek seviyede tutmak görevinde bir oluşumdur bu amaç için de bireylere ve hatta küçük gruplara yapılan haksızlıklar göze alınabilir genelin yararına olacaksa.
nasıl bir milletiz biz, kendimden utanıyorum. adam bizi düşmanlardan korumuş vakti zamanında. o olmasaydı eğer ben olmayacaktım belkide. bu sebepten ötürü de, pek tabii ebemizi belleme hakkını elde etmiş. nasıl yargılarız biz böyle bir cengaveri. adamı cumhurbaşkanı yapmadığımız gibi bir de yargılıyoruz. nasıl bir memleket burası. çok utanıyorum çoooook..
(bkz: kahramanlara hak ettiği değeri veren bir ülke istiyorum)
not: bu soy, bir değil binlerce kahraman yetiştirmiştir ve hiç bir kahraman bu kahramanlığını zerre karşılık bekleyerek yapmamıştır. vakti zamanında onbaşı seyit'i ödüllendirmek isteyen bu devlete seyit onbaşı'nın verdiği cevap vatan sağ olsun başka bir şey istememdir.
ülke gerçeği...
türkiye gerçeği...
ne kahramanlar gördü bu topraklar, ne aslanlar! çoğu hayatları pahasına savundu ay yıldızı, bir karış toprak için ölüme gözü kapalı yürüdüler. ama hepsi sonunda ya sürgün yedi, ya parmaklılar ardında çürüdü, ya da hakettiğini göremeden yitip gitti... hiç bir iyilik cezasız kalmazdı çünkü...
ve yıllar sonra ülke, "önce hain sonra kahraman" olanların eline düşecekti. kimse sesini çıkaramayacak, çıkaranlar susturulacaktı...
ama hainlerin bilmesi gereken bir şey var, susturduklarınız buz dağının sadece görünen kısmı..!