insanın hayatının en güzel en mutlu zamanlarında bir anda belirip travma yaratan korkudur. Nasıl başa çıkılır, nasıl atlatılır bilinmez.
genelde dini inancı ya da allah korkusu olmayanlarda olduğu söylenir ancak öyle değildir. Haşa allah korkusu çoğu kulda var ancak bunun da önüne geçilmiyor bir türlü...
Kişinin bireysel ölümü yanında en çok da sevdiklerinin ölüm korkusu vardır.
insanı öyle bir kasvete sokar ki....
ölümden korkma halidir. ancak ölümün kendisi değilde nasıl hangi şekilde olacağı asıl konudur. bu nedenle insanların ölüm ile ölüm şekli korkusunu karıştırdıkları düşünülebilir. vakitlice gece yatıp sabah uyanmamak pek te korkulacak bir durum değildir. ancak boğulmak, yanmak, sıkışmak,n ezilmek, yavaş yavaş, idam vs. gerçek korku sebebidir.
genelde iyi, nadiren kötü anılar eşliğinde anılan ve iki tarih arasında bir tire kadar kısa olan bu hayattan kopmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir. ölümden korkmak nefes almak kadar doğal bir şeydir. korkmuyorum denen o bilinmezlik kapısından geçmemek için öyle şeyler yapılır ve çaba harcanır ki, bu gayret sadece insani bir hal değildir. canlı olanın cansız olandan en bariz farkıdır bu, hayatta tutunma gayreti..
aslında bütün korkuların temelini ölüm korkusu oluşturur. bazen ıssız bir yerde kulağa çalınan senfonik bir melodi olur bu korkuya sebep ya da gecenin bir vakti ansızın kesilen elektrik ile çöker içimize bu karanlık, bazen koca bir vapuru dev dalgalar beşik gibi sallarken duyulan ahşap çıtırtılarıdır korkmamıza sebep, ya da kıyıdan açılmışken patlayan denizde sürüklenmek... hepimizin geçmişi trajedilerle doludur. anne babamızdan biri kanserden ölmüş, komşu çocuğu cinayete kurban gitmiş, amca oğlunun üstüne yıldırım düşmüş, teyze kızı tren altında kalmış, en iyi arkadaşın denizde gözünün önünde boğulmuş, abin teröristlerce kaçırılıp vahşice infaz edilmiş, depremde ingilizce öğretmenin enkaz altında kalmıştır...
otuzuna kadar trajik bir şekilde ölmediysen bile ölüm dolu bir hayat yaşamışsındır. her bir ölüm siyahı beyazdan ayıracak kadar gerçektir. korku seanslarında dünyayı bizsiz bırakacağımızdan ve zevki sefa içinde yaşayıp bizon kürk - buzlu badem ve şöminenin bizsiz ne yapacağından korktuğumuzdan değil, sevdiklerimizin ve değer verdiklerimizin bizim ölümümüzü kabullenememelerinden ve bizsiz kalmalarından dolayı korkarız. korkarız çünkü biz değerliyizdir. onların bizim gibi bir değer olmadan nasıl yaşayacağından korkarız. başta çocukların, eşlerin, anne babanın ve kardeşlerin bizsizliği korkutur bizi. aslında yine olay ben'le ilgilidir. ben olmadan hayat nasıl olurdu!?
ancak ölmeden önce ölebilenler, kurtulabilmiş ölüm korkusundan. bensiz bir hayatta ölümden korkulur mu hiç!
ne çok sevgi gerekti, o kadar korkuyu defetmek için..