yaşayana kadar ölmekde vardır bu hayatta.
öle öle dirilen bir tarafımızda vardır insan olarak.
hatta öle öle yaşamayı umarken, hiç yaşamadan ölenlerde vardır bu memlekette.
ölene kadar yaşayanlara kodamanlar örnekse, askeri ücretle aile geçindirmek zorunda kalan babalarımızda öle öle yaşayıp, yaşamayanlara örnektir bu memlekette.
"doğduğumuz an"dan itibaren yaşamaya başladığımız fikri hatalıdır; doğum anını oluşların merkezine iten ve onu bizim varlığımızın bir sebebi olarak atayan bu maruz kalışla, doğduğumuz için ölecek olduğumuz gerçeği, yani ölene kadar doğduğumuz için yaşadığımız gerçeği çatışır.
ölüm'ü, ölüm'ün mutlaklığıyla idrak ettiğiniz anın içinde hayatın yalnızca bilinçli anları vardır; insan doğar, ölümü fark ettiği anda ise yaşamaya başlar.
doğum ölene kadar yaşamanın garantisi değildir yani; zira biçok mahluk ne doğduğu ne de öleceği bilgisine erişemeden doğar ve ölür.
insan ise bilmekle lanetli.
allah varsa, bilgide, bilginin içinde var.
gökte değil.