böyle yarak kürek kişisel gelişim yazısı gibi olcak ama yazacam. ben her zaman garanti ve düz bir işte çalışmaktansa, riskli ancak ucu açık işlere aşık olmuşumdur. kötü bir huy çünkü adamı çok yıpratır. stresten saçın dökülür (benim dökülmedi ama genelde dökülür), stresten hastalık hastası olursun. senelerce debelenip karnımı zor doyurduğum, kendi ailemden adam muamelesi görmediğim zamanlar çok oldu bu yüzden. abin mühendis oldu, sen bi sik yapmadın, evden siktir ol git, bi boka yaradığın yok vs.vs. bunları onlarca kez duydum. defalarca normal bir işe girip pes etmeyi düşündüm. ancak son kalan kurşunumla diyeyim artık ittirmem ve çok çalışmamla dikiş tutturabildim bi sektörde ve şu an bu sayede etrafımdaki çoğu insanın saygısını, çoğu konuda da rahatlığımı kazanmış bulunuyorum. ayrıca insana kazandığı şeyler, normalin dışında şeylerse büyük özgüven kazandırıyor. eğer çok çalışmasaydım, zorlamasaydım şu an kaybetmiş hisseden, sıradan hisseden ve gram heyecanı olmayan bir insan olarak yaşamaya devam ederdim. şu an elimdekilere şükredebilecek kadar tatminkarım. biriyle konuşurken olsun, sosyal hayatınızda olsun direkt olarak yansıtıyosunuz. hatta insanları böyle tanıyabiliyorum bile, şimdi bakıyorum fabrikada şurada burada çalışan insanlar ölmüş bitmiş adamların haberi bile yok aq resmen. hepsi robot gibi. aynı şekilde bilinen tabirle girişimci diyelim, az buz başarılı olmuş bir adamı 1 km öteden hissederim. muhtemelen yanılmam.
Çoğu zaman daha çok sömürülmeye.
Eşeğe semer vuran çok oluyor. Millet çenesi ile goygoy yaparak kazanıyor, çalışan enayiye işi bittikçe ekstra iş yıkılıyor.
Özetle önemli olan çalışmak değil, konuşmak. Ablanız yapamadı, siz yapın bari.
Entrye cevap yazayım ‘gammazlamak serbest’.. Çok çalışmak hiçbir boka yaramaz. Hattâ çok çalışmak işini zamanında bitirememeye işarettir. Öyle ki, Almanya’da mesai saatinin dışına çıkanların, mesai içinde verimsiz çalıştığı gerekçesiyle işine son verildiği trilyon hikâye anlatılır. Sizi ufak aydınlatayım, çok çalışmak sermaye sahibini zengin eder. Bunun en düz anlatımı da kapitalizmdir.. Siz çalışırsınız, birileri zengin olur. Siz de geçinmeye ‘çalışırsınız’. Sonra yaşınız 50’leri geçtiğinde anlarsınız. Önce uydurulmuş bir terim olan ‘koordinatör’ olmak için çalışırsınız. Sonra müdür, sonra genel müdür. Daha üstüne gidemezsiniz çünkü kapitalizm buna izin vermez. Maaşınızı alırsınız, o güvenceye teslim olursunuz. Bu kadar.. iki saatte bitecek iş için sekiz saat çalışırsınız, mesaiye kalırsınız. Elinizde kaybettiğiniz yaşamınız kalır..
Neye, nerede çalıştığına bağlı bu beklenti. Asgari ücretle çalışıyorsan ekmek almaya yarıyor sadece ki o da her gün olmaz, 2-3 günde bir. Yoksulluk sınırı üstünde 1 maaş giriyorsa eve araba alabilirsin anca. O da "ayağımızı yerden kessin, yeter" mantığı ile olur anca. Yoksulluk sınırı üstünde 2 maaş giriyorsa da ayda yılda bir yurt dışı tatili yapabilirsin.
Daha fazla beklentin varsa burada, bir miktarı ile de psikoloğa gidebilirsin.