şu an bu yazıyı okuyan yazara nevi şahsıma münhasır ses tonumla söylemek istediğim söz.
seni tatlı şey... sana söylediğimi nereden anladın ki acaba? yani başlığa hemen koşup gelmen kendini tatlı biri olarak gördüğün anlamına geliyor. düşünüyorum da, insanın kendisini sevmesi ne kadar hoş bir şey. bak ne diyeceğim. evim şurada. birer kahve içmeye ne dersin?
Bana söylendiği zaman "biliyorum." diye cevap verdiğim cümlecik.
Fakat bu bir çok güzelsin olmadığı gibi biz bayanları hoş hissettirmek için söylenen bir cümledir.
17 senesinin bahar ayları; kadıköy civarındaki bir barda white russian yudumlamaktaydım, akşamın geceye evrildiği vakitler. 20'li yaşlardaki genç bir hanımefendi sevgilisinden taze ayrılmış olsa gerek, üzgündü, ben ise yeterince çapkın. Yanına yanaşıp bir sigara ikram ettim, kendim sarmıştım, onu önemsemiştim, ilk kez belki de birisi onu önemsemişti. Sigarayı dudaklarının arasına götürürken çok naif bir biçimde teşekkür etti, o esnada sigarasını kavladım. Adımı sordu, söyledim, o da. Hikayemi anlattım ona yarı abartı yarı hayal, eminim onun hikayesi de öyleydi. Arka planda sarhoş olmadan keyif alamayacağınız bir müzik çalmaktaydı, keyif almadık, ancak sohbet keyifliydi. Elimi tuttu önce, yumuşacıktı minik elleri. Saçlarına götürdü sonrasında elimi, saçlarını hiç okşayan olmamıştı yaşıtlarından. Düz siyah saçları vardı, küt kesim. Bana bakarken heyecanlanıyordu, haklıydı da. Ona poe'den raven şiirini okudum Amerikan aksanımla, pek beğenmişti, sözleri anlamasa da. Anlaması önemsizdi, hissiyatlı önemli olan. "Çok tatlısın." Demekle yetinmeyi tercih etti.