bazı durumlarda karşıdaki insanı çileden çıkartan eylem.
-bu mu? yoksa bu mu?
+bu..
-yoksa bunlar değil de bu mu?
+bu işte bu!
-bunun rengi daha mı güzel?
+ebenden kan alsınlar neriman! ben gidiyorum...
-bak bu da olabilir aslında...
bir şey üzerinde çok düşününce o şeyin cıvataları gevşiyor, yayları tavsıyor. * iki üç beden büyüyor. minik bir böceği üff deyip savan biz iken o böceği yakın plan çekip perdeye aktarsak cümle alem tırsar.
böceklerimizi "yakın çekim" çok düşünmeklerle beyaz perdeye aktarmamak lazım.
iyi bildiğiniz bir kelimeyi dahi sürekli söyler, düşünür durursanız; bir müddet sonra kelime kelimelikten çıkar, tanımadığınız biri olur. hatta öyle garip bir duruma düşersiniz ki anlık da olsa delilik müessese sine şöyle bir bakıp çıkarsınız. *
delilik müessesesine bir anlık da olsa bakıp çıkmamak lazım.
teoride kalmaya yol açar ve uygulamaya geçmeyi zorlaştırır. uygulamak daha kolaydır belki ama artık ''düşünme bağımlısı'' olduğun için en basit şeyleri bile düşünürsün; yataktan kalkıp ışığı kapatmak: aslında çok basit gözüken bu olay dallanıp budaklanır, ''ışığı kapatmak mı lambayı kapatmak mı? yok yok söndürmek... söndürmek ne aq ateş mi söndürüyoruz! anahtarı kapatmak ama aslında anahtarı açmak olsa gerek aynen bunu anneme söylesem kesin anlamaz, anlar mı?'' gibi söylemlerle bir on dakika kaybedilmiştir, maalesef kendimden biliyorum. (anlamadı).
Kendini mutsuz etme yöntemidir, ayrıca birde olmayacak planları düşünüyorsanız, büyük bir hayal kırıklığına yol açar.
en güzeli hiç düşünmemektir, 2 gün evvel düşünme organımı aldırdım çok mutluyum.
bir olaya takılıp kalmak. bir kişide takılıp kalmak. kendini bir çukura atıp kılını kıpırdatmamak demek. bunların düşünmek ile alakası var mı? düşünmek inanmaktır. en güvenilene emanet etmektir, sığınmaktır. çok düşünmek belki daha yoğun inanç ile inanmaktır.
kavramları yerli yerinde kullanmak lazım. ondan sonra bir sürü kavram yanılgısıoluşuyor. ad hominemgillerde safsatalar da yüzüyoruz. nesillere yazık oluyor. yapmayalım. kavram yanılgılarımız yüzünden nerede yanlış yaptığımızı bulamıyoruz. bir iş ne için yapılır aslı nedir bilemiyoruz. önce kralları kıskandıran kralcılık sonra kralları tiksindirecek kadar kralcılık yapa yapa 4 yüz yıl geçmiş. zaman hızlı geçiyor, yazıktır...
Gayri asri bir hastalıktır der "düşünmek" için peyami safa. Evet bir hastalıktır yalnızlaşıtırır ve uyum sağlama yeteneğini köreltir bu kadar düşüncesiz bir dünyada...