Çocuklukta renkler daha fazla ve dolgundu, büyüdükçe renkler de soldu. O zaman bile sorunlar ve sıkıntılar vardı ama biz hiçbir şeyi anlayamayacak kadar küçüktük. Belki özlediğim çocukluğum değil: dünyayı anlayamadığım, her şeyden keyif aldığım, kafamda binlerce düşüncenin aynı anda yer tutmadığı anlardır. Her neydiyse, insanı üzen anılar değil, o anıları tekrar yaşayamayacağını anlamak, çocukluğa dönemeyeceğini bilmektir.
Hayatın en güzel dönemlerinden biridir çocukluk. Hiç bir derdiniz yoktur. Sadece eğlenmeye, oyun oynamaya bakarsınız. Üstünüzde ağır yükler yoktur. Bazen çok özlüyorum o güzel günleri. Mahallede koştuğumuz anlar, oyun oynadığımız o güzel günleri. Keşke tekrardan yaşayabilsek. Lâkin hayat bu işte zamanı geri çeviremiyoruz elimizde olmadan ömrümüz kayıp gidiyor. Çocukluk ayakkabılarını ters giydiğinde annenin düzeltmesidir. Ne zaman kendin giymeyi öğrenirsin işte o zaman büyüdüm dersin. Bayram sabahı erken kalkıp, şeviçle bayramlıklarını gitmektir çocukluk. Ağaçlardan meyve toplamaktır. Ne olursa olsun içimizdeki bu duyguyu kaybetmemeye çalışmalıyız. Yaşadığımız güzel anıları hatırlayarak mutlu olmalıyız. Giden geri gelmiyor her anın tadı çıkarmalıyız. Çocukluk masum olmaktır.
en olmaz yaramazlıkların yapıldığı bir durumda bile işin altında kesinlikle bir masumluk yatan dönemdir çocukluk. hani ailesinin aslında kötü yetiştireceğini, çocuğa yazık edeceğini, ettiğini, size göre veya genele göre yanlış tutumunu görür, çocuğa bakarak, içinizden mesela, çocuğun hiç bir günahı yok, yavrum nasıl da masum falan dersiniz ya, ha işte o kadar temizdir işte çocukluk.
''çocukluk başlı başına bir memlekettir, hatta sılasıdır insanın. büyüdükçe sılaya özlemimiz artar, hayat giderek gurbetleşir. sanki ne yaşarsak yaşayalım hep gurbetteyizdir. büyümek, gurbete çıkmaktır.''
Bir pazar gününü geride bırakırken tekrardan yaşanılandır.
"Banyo sonrası rahatlık mı gelsin akla yoksa yarın okul olacağı için yaşanan gerginlik mi?
Hoca tırnak kontrolü yapacak mendil de hazır mı, ya çanta?
Pazar günleri anlaşılan uyku kıymeti neden söz verilmesine rağmen cumartesi akşamları insanı yatağa sokmaz ki?
Bok var pokemon izlicez diye de erken uyandık.
Neyse uyuyayım da hemen, biraz daha uyumuş olurum.
Hemen sabah olmasa keşke.
Söz cumartesi erken uyucam."
bu döneme ilişkin aklımda en ince ayrıntısına kadar kalan anı öğle uykularıdır.
sıcak yaz günü uyunan öğle uykusu ve akşama doğru mahalledeki çocuk sesleriyle uyanmak. evin içinde güneşin batmasına özgü koyu bir turunculuk...
o zaman renkler daha mı canlıydı ya da sesler daha mı netti bilmiyorum ama bir şeyler farklıydı. bu fark da sanırım çocukluğun o anlaşılmaz büyüsünden geliyor.