Çocukken Tarzanı neredeyse çıplak seyrettik, Külkedisi eve gece yarısından sonra gelirdi, Pinokyo yalan söylerdi, Batman arabayı saatte 300 km hızla kullanıyordu, Pamuk prenses 7 herifle birlikte yaşıyordu, Red Kitin ağzında devamlı sigara, Temel Reis'te pipo ve dövmeler vardı, Pacman hapları yutup yutup dijital müzikle patlayıp koşturuyordu...Bunları izleyerek büyüdükten sonra suçlu biz miyiz hakim bey ?
Çok özlediğim şey. Çok klişe ama çok özlüyorum. Tarlabaşındaki sanat merkezinin bi kapısı bizim sokağa diğer kapısı Tarlabaşı caddesine oradan da hemen istiklale çıkardı. Bizim bahçemiz falan da yoktu küçükken. Kaçıverirdik terliklerle istiklale. Unutulmaz bu çocukluk denilen zalim, özlenir de özlenir. Hafızanın en temiz en pak olduğu zamanlar olduğundan mıdır yoksa çocuk saflığından mıdır bilinmez ama hatıralardan çıkmaz.
Çocukluk insanın en günahsız, saf ve savunmasız olduğu dönemidir. Ananın kutsal dokunuşları eşliğinde, kötülük, yalan-dolan nedir bilmeden çıkarsız katılır yaşama. Sevgi vardır literatüründe. Oyunları, kendini ifade zeminidir.
Çocuklar her haliyle güzeldir. Ama gülünce daha da güzelleşirler. Gülüşleri özgürlükle ve umutla yüklüdür. yürekleri bir bütün dünyayı içine alacak kadar geniştir.
bir kaç bilinçaltı mesajı
bir kaç müzik
bir kaç komşu
sayısız kardeş derecesinde arkadaşlarımla
eski gecekondu mahallesi
yeni istanbul sosyetesi sahil semti olarak hatırlatırım seni istinye
oysaki ne zaman boyaki kitabı görsem sen gelirsin aklıma.
ilkokulda gördüğümden beri her aklıma gelişinde gönlümde hep ona olan aşkı hissettiğim, yine o ilkokul çocuğu gibi utandığım kişi.Ona olan platonik aşklarımdan sonra yaşadığım ilişkilerimde onu 13 yıl sonra tekrar gördüğümdeki yüreğimin hareketlerini,heyecanımı,elimin ayağıma dolaşmasını hiç yaşamadım ne ilginç...
Beyin olanca gücüyle ilerlerken, cinsel sistemlerin korkunç etkinliği daha uykuda olduğu için çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet.
En masum olduğumuz ve her şeye olumlu bakabildiğimiz yıllardır çocukluk.. Bazen o kadar özlüyorum ki sokakta ettiğim kavgaları, top oynamayı, sabahtan akşama kadar eve girmemek için direnmeyi...
Her akşam eve üstüm başım pis gelişim
Derslerden kaçıp erkeklerle top oynamaya gidişim
Tam gol atacakken çamura düşüşüm
Köyde yaşamanın rahatlığı
Geceleri çimlere uzanıp yıldızları izleyişimiz
Yazları yaptığımız su savaşları
Çamurdan heykeller
Boliç, baliç, revivo
Bulduğum her köpeği eve getirişim
Bitmek bilmeyen abilerim
Deprem
Çizdiğim resimler
Biriktirdiğim gazete parçaları
Tasolarım
Vs vs vs
Diğer çocuklar tarafından bombok edilen dönemim. Ne zaman bir okulun önünden geçsem ya da bir çocuk görsem içim kötü olur. Anılarım aklıma gelir. Ana sınıfında beslenmesine tükürülen; ilkokulda etrafı sarılıp "frantles' ı dövme" oyunu adı altında tekme yumruk yiyip üzerine tükürülen,sonra bir de üstüne öğretmenden dayak yiyen, kızlara "ne oynuyorsunuz? " Diye sorduğunda "frantles aptal" oynuyoruz diye Terslenen, Yemek Sırasında arkasındaki tarafından itilip önündekine çarpınca niye ittin diye dayak yiyen; Ortaokulda piçlerin sürekli sataştığı kavga çıkınca kendisi suçlu gösterilen çocuk vardı işte o benim. Pısırık da değildim. Kendimi hep savundum. Gerek sözle gerekse şiddetle. Ama her seferinde çoğunluk kazandı ben kaybettim. Hayatımın içine ettiniz. Hakkımı hiçbirinize helal etmeyeceğim.
gece kafanı yastığa koyduğunda 30 saniye içinde uyumaktır çocukluk. dert tasa aşk meşk hayal kurma gibi şeyler hayatınızda yok. ve motorları maviliklere sürmeyi beklemektir çocukluk.