çocukluk

entry292 galeri21
    126.
  1. kızarmış ekmek kokusuyla arada bir esip geçendir. hayır anlayamadığım, şimdi ekmek kızartmıyoruz sanki...
    0 ...
  2. 127.
  3. 128.
  4. dünyaya geldiğimizden beri en saf duyguları yaşadığımız, tek sorunumuzun iki oyuncağın kırılması ya da annenin babanın o çok istediğin şeyleri almaması olan zamanlar. insanlar büyüdükçe, dertleri, sıkıntıları büyüyor. hayat sana acımasız olmayı öğretmeye çalışıyor her seferinde. çocuk gibi, sana gülümseyen birisine hemen güvenmemen gerektiğini öğretiyor. o en güçsüz halinle bile vurduğunda incittiğini sanıyosun insanları. büyüdükçe öğretiyosun inciten şeyler vurmak kırmak değil söylenen şeyler. daha çok iz bırakıyorlar hayatında. kendini bilmediğin zamanları özlerken kendini arıyosun hala bi yandan.bi koşuşturmacaya katılıp sen de gidiyosun. ama bazen durup etrafındakilere o çocukken yaptığın gibi küçük tatlı şımarıklıklarını yapıyosun o zaman anlıyosun hala içinde bi yerde var olduğunu o küçük çocuğun.
    0 ...
  5. 129.
  6. 80 lerde çocuk olmak ağaçtan kazıyarak yaptığın topaçı çevirmeye çalışmaktı.
    90 larda çocuk olmak saklambaç, evcilik ve taso oynamaktı.
    2000 li yıllara geldiğimiz şu tarihlerde çocuk olmak bağımlılık derecesinde günde 10 saat online oyun oynayıp biraz büyüyünce internetten porno seyretmek oldu.
    0 ...
  7. 130.
  8. büyümeye bu özlem, bu özenti niye çocuk
    sen küçüksün, dünyan büyük.
    dünyan temiz pak.
    bütün renklerin pembe, beyaz, ak.
    acı yeşilleri tanımazsın,
    siyahlar senden uzaktır.
    düştüğün için ağlama
    bu düşüş, düşüş değil
    oyuncağın kırıldıysa ne çıkar...
    büyü de gör, oyuncağını nasıl kırar eller
    para derler, şöhret derler, aşk derler
    cümle iyilikler menfaatlerde erirler.
    büyüme çocuk.
    0 ...
  9. 131.
  10. bir sandık var gönlümde, kilitli
    hep orda saklı, varlığım yokluğum
    ummadığım bir anda kıpırdar, bazen
    bir uhrevi hülya gibi çocukluğum
    0 ...
  11. 132.
  12. keşke hala yaşayabilseydik.
    0 ...
  13. 133.
  14. o oturduğumuz merdivenin taşları kaç kış kar tutmuştur ve kaç çocuk avuçlamıştır o karı; elini omzuna atıp resim çektireceği kardanadamı yapmak üzere...

    kalabalıktır hep çocukluk;

    en güzel oyuncak arabadır; hayallerde içine binilen...
    0 ...
  15. 134.
  16. maskesiz, kalıpsız, özgür enerjili varlık olma hali.
    0 ...
  17. 135.
  18. her şeyden önce her yere koşarak gitmektir. öyle ya, hemen büyümek lazım, belki koşarsak daha çok büyürüz.

    ufacık şeylere bağıra bağıra ağlamaktır.
    çünkü o güne dek yaşanmış en büyük dert odur. hatta kimse seni anlayamaz, ne kadar acı çektiğini kimseler bilmez.
    e aynı şekilde gülerken de sesli gülmektir. çünkü gülünen şey, her ne ise çok komiktir. zaten öğretmen de güldüğünde hep merak edip demez mi, "bize de söyleyin de hep beraber gülelim" diye. merak eder çünkü, kıskanır. sesli gülmekten utanmamaktır, çocukluk.

    yemek yerken konuşmak dahası ağzını şapırdatmaktır.
    televizyonda kurabiye canavarı kurabiyeleri döke saça yiyorsa ve onları yerken "nam nam nam" diye ses çıkarabiliyorsa, biz de çıkarabiliriz.
    bir de şey var, oyundan geri kalmamak için hızlı hızlı yeyip ağzı tıklım tıklım doldurmaktır ve her defasında anneden "yavaş ye boğulacaksın, kaçmıyor oyun" sözünü işitmektir.

    papatyalardan taç yapmak, susuz gölde su varmış gibi hayal edip balık tutmaktır. ne de olsa vakit boldur ve zaman da zaten geçmek bilmiyordur.

    aileden gizli organize olup denize kaçmaktır. yine aynı organizasyonla bahçelerden erik (ç)almaktır. ama yazıktır, çürüsün mü erikler? tamam sustum. ama bir daha olsa bir daha yapardım, ne yapalım.
    en çok erik yeme yarışması yapıp boğularak ölmekten son anda kurtulmaktır.

    tüm gün oyun oynamaktan yorgun düşüp, akşam televizyon karşısında uyumaktır. sonra baba kucağında odaya giderken, uyuyor numarası yapmaktır. babanın da her defasında -nasıl oluyorsa- bunu anlayıp "numaracı seni" deyişine gülmemek için kendini zor tutmaktır.

    her yeni tanıdığın kişiye sen diye hitap etmektir ama yabancılarla konuşmamaktır. barış manço öyle der çünkü.

    hafta sonu çizgi film izleyebilmek için erkenden kalkmaktır. o da yetmezmiş gibi okul çıkışı da televizyondaki power ranger'a yetişebilmek için eve koşarak gelmek ve önlükle televizyon karşısına oturmaktır.

    karda kaymak, yağmurlu havalarda su birikintilerinin içine zıplamaktır. sonra da anneden azar işitip, anne dayağı yeyip, "anne" diye ağlamaktır.

    bisikletten düşüp ağlamamak, kardeş bisikletten düşünce ortalığı velveleye vermektir.

    köpek ısırdığında, köpeğe "kötü köpek beni çok üzdün" diye şikayette bulunmaktır.

    çimlere korkusuzca uzanmak, salıncakla gökyüzüne çıkmak, ağaçlara tırmanmaktır.

    hepsinden önemlisi, "dünyalar kadar" sevmektir.
    5 ...
  19. 136.
  20. Sokakta terden sırılsıklam oluncaya kadar top oynamaktır mahalle maçları yapmaktır bisikletle değişik değişik akrobatik hareketler deneyip düşmektir yere düşüp pantalonları yırtmaktır kollarının dizlerinin sürekli yara bere içerisinde olmasıdır sıcak yaz aylarında mahallece su savaşı karlı kış aylarında yine aynı mahallece kar topu savaşı yapmaktır taso oynamaktır annenin babanın almadığı bir oyuncağa ağlamaktır o oyuncağı aldırmak için değişik değişik numaralar denemektir.
    0 ...
  21. 137.
  22. saf duygulara sahip olunan duygulardır. saf lan. kafanızdan hiç bi' kompleks geçmez. sizinle siz olduğu için arkadaş olurlardı. park arkadaşları diye bi' gerçek vardır ki sormayın. parka gider, "acaba biri benimle oynar mı?" diye düşünürsünüz. tek derdiniz budur. tek derdiniz. hayatta her şey size toz pembe gelir her şey. çamur birikintilerinde yürürsünüz, çimenlere oturursunuz, üstünüzün kirlenip kirlenmemesi umrunuzda bile değildir, düşünmezsiniz bile. sokakta istediğiniz gibi davranabilirsiniz, çocuktur der geçerler. yadırganmazsınız siz çocukken. o çizgi filmlerdeki içtenliği gerçek zannedersiniz. o yüzden, büyüdüğünüzde afallarsınız ya. küçükkenki bakış açınızı kaybedersiniz birer birer. içtenliği ararsınız. bulamayacağınızı anladığınızda da, üzülürsünüz işte, isyan edersiniz bu hayattaki insanların boktanlığına.

    ben çocukluğumu bu yüzden çok özlüyorum. her şeyin daha güzel, daha samimi, daha içten, daha saf olduğu için. hayatın boktanlığının farkında olmadığım için.
    0 ...
  23. 138.
  24. Herkesin tekrar yaşasak dediği şey,sorumlluk yok,para derdi yok,sevgili derdi yok ekmek elden su gölden ohh....
    0 ...
  25. 139.
  26. Rüzgar yüzünden havalanan bir poşet gördüğümüzde sevinçten ne yapacağımızı bilmediğimiz dönemdi.

    (bkz: ah ah)
    (bkz: özlem)
    0 ...
  27. 140.
  28. Beyin olanca gücüyle ilerlerken, cinsel sistemlerin korkunç etkinliği daha uykuda olduğu için çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet.

    Arthur Schopenhauer
    2 ...
  29. 141.
  30. her kulture gore degisir çocukluk bana gore kisin yastigin altina elma saklayip kardesden habersiz yemekdir. sobada kestane pisirmektir. kaloriferli evde olansa bir baska yasar anlatirken cocuklugunu...
    0 ...
  31. 142.
  32. yıllarını geçirdiğin, sokaklarında tepindiğin, yeri geldiğinde düşüp dizini kanattığın, yeri geldiğinde annen izin vermediği için pencerede perdenin kenarından içini çekerek seyrettiğin mahalledir.
    çocukluğun kalbi tam olarak mahalledir. arka bahçedeki ağacın dibinde gömülüdür bazen. biraz uzaktaki yolda pusu kurup arabalara kar topu atıp olanca hızınla koştuğun kaldırımlarda gizlidir. annenin balkondan attığı bozuk paranın milyon dolarla ölçülemeyecek değerinde saklıdır.

    yıllar geçer, akıp gider. kocaman adam olursun. çocukluğunun kapısından tekrar geçmek istersin. o hayal dünyasına adım attığın anda, sokakların ne kadar küçük, koşarak aşındırdığın yolların ne kadar kısa, evinizin ufacık, atlamaktan korktuğun yüksekliğin bir adım mesafesinde olduğunu anlarsın.

    sinek ilacı arabasının peşine takılmak için koşarken düşüp, dizini kanattığın noktasındır. anıların canlanır ve tebessüm edersin. o anda aklına yaşadığın acı gelir. dizine bakarsın ki yara izi oradadır. vücudundaki hiçbir çizikten bu kadar mutlu olmamışsındır.

    çocukluk dediğin orada ve o yıllarda donup kalmış bir eskidir artık. ama tazeliğini hiçbir zaman kaybetmeyecek. oradan dizinin acısını da alır gidersin.
    0 ...
  33. 143.
  34. T.c. yasalarına göre 18 yaşını doldurmamış her bireyin kanun önündeki konumu.
    0 ...
  35. 144.
  36. çocukluk...

    dünyanın en saf duygularının barındıran dönem,

    insan çocukluk dönemindeki arkadaşlarına baksın, birde olgunluk dönemindekilere hangisi daha samimi...

    birde çocukluk dönemindeki arkadaşlarının şimdiki durumlarını ve aralarındaki ilişkiyi düşünsün. Şunu fark edeceklerdir;

    hayatın insanları işleyişi ne kadar farklı dünyalara itiyor, sosyalleşme şekilleri sosyal ortamları nasılda değişiyor.

    çocukken saf tertemiz arkadaş olanlar, gerek eğitim, gerek sosyal statü, gerekse zenginlik kavramları ile uzaklaşıyor ve dönüp baktığında herşeyimi paylaştığım çocukluk arkadaşımla ne kadar uzak oldum diyor.

    Çocuksan sosyal statü, eğitim, zenginlik, dedikodu,kariyer, içten hesaplaşma bunların hiçbiri yok. arkadaşına gerçekten üzülürsün ve nunla gerçekten sevinirsin...
    1 ...
  37. 145.
  38. çocuk olmak güzeldir, özlenir hep.
    itiraf ediyorum bu hayat 20 den sonra çok hızlı geçiyormuş lan. ne çabuk geçti zaman be, çocukluğuma gideyim diyorum
    -otur oturduğun yerde pezevenk diyorlar.
    oysa ne güzeldi be dansa davet oynardık, sokak ortasında mal gibi dans etmesini de bilmeden öyle dans ederdik kızlarla. beni seçsin diye yarışırdık çocuklarla.
    -kumların üzerinde atlarken komandoculuk oynarken, artık nasıl komandoculuksa amk işte çocuk aklı.
    şu an aynaya bakıyorum ulan sen sarışın ufak tefek bir şeydin, abinle evde home computer oynuyordun ne ara büyüdün diyorum. soruyorum kendi kendime.
    -sanane lan amcık diyo bana sanki biri. büyüdün işte.
    ilkokula ilk başlarken ağladığımı hatırlarım, bi de üniversite yıllarımı, vay be yakında ölürüzde biz.
    -yok lan daha yaşarsın yaşın kaç göt.
    tamam tamam.
    bayrampaşadan avcılara giderdik 15 dk sürmezdi arabayla yollar bomboştu. şimdi mahalleden çıkmak 15 dk sürüyor heryer araba oldu amk.
    -ee almasaydın araba sende.
    ee tamam be.

    itiraf ediyorum sözlük büyüdük, büyüyorsunuz, büyüyorlar. zaman çok çabuk geçiyor kıymet bilin lan. harbi zaman akıyor diyorlardı da -hasiktir git be amca derdik. demek ki doğruymuş.

    şimdi çıkıp misket oynamak istiyorum kaflik peşinde koşmak istiyorum gelde oyna amk.
    bilyalı araba yapıp kaymak istiyorum desem bilyalı mı kaldı pezevenk diyecekler. e haklılar tabi.
    0 ...
  39. 146.
  40. Çocukluk güzeldir. Başkadır. Masumdur. Yetişkinlerden hep aynı cevabı alırsın ama çocuklardan farklı. iki farklı günde arabaya giderken iki çocuğuda 20 ile gidiyorsun dedim. Biri daha fazla yaparım diğeri ise otomatik vites bende olsa daha fazla yaparım dedi( evet ikincisi biraz daha çakalmış vitesi nerden gördün). Bir gün evimden uzak bi yerde bir bisikletli çocuk seni sevdim abi dedi. Bende seni dedim arkasından güle güle gitti. Kendi çocukluğuma bakıyorum da hep salak şeylere gülerdik. Bok denince gülerdik. Ama en çok osuruğa gülerdik. Taklit yapan amcalar hep kraldı. Çok canım acı kırıcan mı belimi? Buna da gülerdik. Ama ne zaman ki büyüdün işler boka sarıyo. Bir sistemin için de yer almaya çalışıyorsun. Yamyam style gülmüyorsun. O zaman geldiğinde önündeki şeyin işemekten başka bi boka yaradığını öğrendiğin zaman sıçıyorsun. Çocukluk bitiyor evrimleşiyorsun boktan bi süreçten sonra al sana hayat....
    0 ...
  41. 147.
  42. osurmaya çalışırken sıçıp, anneden terlik yemektir,
    vitrindeki gördüğün oyuncağı almayan annenin koluna yapışıp hüngür hüngür ağlamaktır,
    sobanın kenarında uyuyan babanın sırtında oyuncak araba sürmektir,
    komşunun bahçesinden elma aşırıp mutlu olmaktır,
    gece gök gürültüsünden korkup, anne ile babanın arasına yatmaktır,
    cin ali serisini okuyup bitirmektir,
    cd'deki çiziklerin kolonyalı mendille geçeceğine inanmaktır,
    fare'nin topundaki pislikleri özene bezene temizlemektir,
    çöp kovasının başında dakikalarca kalem açmaktır,
    mavi bulut, beyaz gökyüzü, m harfi şeklinde kuş çizmektir,
    capri sun içip kutusunu patlatmaktır,
    taso oynamaktır,
    pokemondur,
    ışıklı ayakkabıdır,

    ...

    kısacası, özlenendir... her daim özlenen...
    2 ...
  43. 148.
  44. 149.
  45. insan ömrünün en saf ve mutlu geçtiği dönem. genel olarak tabii. çocukluğunu hatırlamak istemeyenlerde olabilir.
    0 ...
  46. 150.
© 2025 uludağ sözlük