90 lı yılların ortalarında adidas halı saha ayakkabı giymek, mahallenin ağır abilerinin de dikkatini çekmişt kanımca. zira güzel günlerdi, geri gelmezler artık.
en sevdiğin ya da tuttuğun takımın formasını giymektir. mart soğuğunda bile, o forma giyilir ve dışarı maç yapmaya çıkılır. aslında forma karizması alışkanlığı büyüyüncede devam eder. çocuklukta başlayan bir karizma anlayışıdır, doğrudurda. bu olayın karizma olması sebebi, arkadaşlar arasında sizin formanıza ''üff forman güzelmiş'', denmesidir. etraftan bazı büyük kişilerde sizinle aynı takımı tutuyorsa, sizi destekler ve bu hoşunuza gider. o formayı hiç çıkarmak istemezsiniz.
ayrıca bir zamanlar iyi counter strike oynamak, iyi futbol oynamakta bir karizmaydı. şimdi durum ne bilemiyorum. ev içerisinde otururken camı ve müziği son ses açarak, ''are you ready'' dinlemek ve sokaktan gelen geçene hava atmakta bir karizma idi.
geğirerek küfredebilmek...5 puan
serviste en arkaya oturmak...8 puan
arabanın altına kaçan top için, bir arkadaşa gir al lan onu diye bağırabilmek...9 puan
sinema filmini ilk gün matinesinde izleyip anlatmak...5 puan
annenin hiç camdan "eve gel ödev yap" diye bağırmasına fırsat bırakmamak...1 puan
evde "öğle yemeğinde sebze konulu" bir kavga ettikten sonra elde peynir ekmekle dışarı çıkmak..3 puan
aile boyu cips alıp sokakta yemek...2 puan
krampon sahibi olmak...4 puan
atari sahibi olmak...6 puan
atari oyunu sahibi olmak, kaset diyorum evet!...7 puan (çok ilginçti lan, atarisi olmayanların kaseti olabiliyordu..)
vet abi ki, herşeye pokemen puanlama sistemiyle yaklaşamak....10 puan!!!
En uzak mesafe bisikleti kaydırmak. ne büyük karizmaydı çocukken. birçok çocuk tekerleğim eskir diye frenlere bile tam basmıyorken. mahallenin bıçkın ve asi delikanlıları 4-5 metre kaydırıyordu bisikletlerini. (bkz: kontra pedal)
Haa bide şey vardı. bisikletin tekerleklerine boncuk takmak. öyle ki, mahallenin en süslü bisikleti tüm çocukların dikkatini çekerdi.
tabi bazı biziklet tekerlerine pet şişe sıkıştırmak gibi anlam verilemeyecek tarafaları da olsa, çok büyük karizmaydı bisiklet.
23 yıl boyunca bisiklet sürememiş birisi olarak, abartmışta olabilirim. Çocukluğum boyunca ben hep küçük emrah modunda baktım bisiklet sürenlere.
kızlara hava atacağım diye bisikletin önünü kaldırmak.
carlsberg kapağının olması.*
aynalı bilyenin olması.
bisikletine boynuz ve palet takmak.
benimle dans edermisin oynarken tekliflerin sana gelmesi.
dolu anket defteri ve dersten istediği zaman çıkıp tuvalete izin almadan gidebilmek. bir rahatsızlığınız varsa ikincisi olabiliyor. birincisi olmadı maalesef. *
saçları dikerek gezmek.
en çok miskete ve tasoya sahip olmak.
akıta akıta dondurma yemek.*
yolda giden ve bi ara duran kamyonların arkasına asılmak.
benim babam senin babanı döver havalarına girmek.
ateri sahibi olmak. ateri kasedi koleksiyonuna sahip olmak. (tey tey eski zamanlar, kasetliydi ateriler.)
peçete koleksiyonuna sahip olmak, almanya'da falan akraba varsa, onlardan çikolata yanında desenli peçete sipariş etmek.
okulda tenefüslerde, teneke kola içmek.
lcw marka, maymunlu eşofman takımına sahip olmak.
incecik bileğe, ışıklı mışıklı kocaman saat takmak.
ilkokul yıllarında uçlu kalem kullanmak.
...
tüm yaşıtları dövebilecek kadar kuvvetli olmak. acaip bir karizması vardı. aslında büyüyünce de pek bir şey değişmiş değil. belki dövme biçimi değişiyor.