anne vardiyalı çalışır bir fabrikada.gecenin bir yarısı baba, anneyi işyerine bırakır.sonrada arkadaşlarını görmek, iki çift laf etmek için kahvehaneye uğrar.saatler geçer ama bir türlü gelmez eve baba.çocuk evde babasını bekler. korkar sonra ağlamaya başlar.balkona çıkıp o saatte hala sokakta olan insanları izler.onlar da evlerine gidince yine tek kalır.
gecenin bir yarısı, bomboş sokağa doğru "baba" diye defalarca seslenmektir çocuk masumluğu.
neden kaybediyoruz bunu? kim kaybettiriyor? önceden hiç umursamazken bir insanın ne siyasi fikrini ne inancını ne yaşam tarzını, her şeyi ters olsa da sevebilirken herkesi ne oluyor da bu hale geliyoruz?
bir şey isteyince mesela neden pat diye söyleyemiyoruz büyüyünce? ya da neden yalan söyleme gereği duyuyoruz birilerine? neden güvenemiyoruz? birine inanmak neden bu kadar zor hale geliyor?
on on beş sene öncesine kadar "oyuncaklara bağırdım, ya da bir kenara attım. üzülmüşlerdir" diye üzülen insana o sürede ne oluyor da başka bir insanı gözünü kırpmadan paramparça edebiliyor?
siz büyüdünüz ve çocuk kalmasanız bile, sizin çocuğunuz olmasa bile, çoğu çocuklarda ki masumluğa bakınca, sebepsiz yere mutlu olursunuz, hayatın acımasızlığından bir nebzede olsa farklı düşünürsünüz ya, o bile çok güzeldir işte.