çiçero

    1.
  1. herkes hata işleyebilir, Ancak ahmaklar hatalarında ısrar eder.. sözünü söyleyen düşünür.
    10 ...
  2. 60.
  3. çiçeroyu beğenmeyen s. gitsin james bond izlesin.
    10 ...
  4. 2.
  5. Marcus tullius cicero bir hatip, devlet adamıydı ve felsefe yazıları yazıyordu. julius caesar iktidara geldiğinde politikadan çekildi. felsefe ve retorikle ilgili eserlerinin çoğunu münzevi bir hayat sürerken yazdı.
    4 ...
  6. 27.
  7. yılmaz özdil'in (25.12.2009) hürriyet gazetesi'ndeki köşe yazısı. (çok ilginç bilgiler.)

    ilyas...

    Asıl adı, Elyesa'ydı.

    Kosova doğumlu.

    Arnavut.

    Türk vatandaşı.

    *

    Sene, 1943.

    Dünya savaşıyor.

    Yer, Ankara.

    *

    Çankaya Köşkü'ne komşu ingiliz Büyükelçiliği'nde uşak olarak işe başladı ilyas... Büyükelçi Sir Hugessen'a banyoda sırtını keseleyecek kadar yakındı. Ama aslında, nefret ediyordu ingilizlerden; babasının ölümünden sorumlu tutuyordu onları... Bi gün, Almanya Büyükelçiliği Müsteşarı Jenke'nin kapısını çaldı, "Özel ve gizli bilgilere ulaşabiliyorum, isterseniz satarım, fotoğraf çekerim, rulo başına 20 bin sterlin alırım" dedi. Müsteşar, konuyu Büyükelçi Von Papen'e açtı, Papen vaziyeti Berlin'e bildirdi, 29 Ekim 1943 gecesi, Cumhuriyet Bayramı törenlerinden dönüşünde, Berlin'in cevabı gelmişti: "Deneyin..."

    *

    Trafik başladı. ilyas ötüyor, parayı alıyordu. Doğru mu söylüyor, yalan mı, henüz belli değildi. Ocak 1944'te, "Sofya bombalanacak" dedi, "Hadi canım" dediler, Sofya bombalandı! ilyas kendini kanıtlamıştı... Güzel güzel konuştuğu için "Çiçero" kod adını verdiler ona.

    *

    O günlerde; Ankara'daki Alman Büyükelçiliği'nde Nele isimli bir kız çalışıyordu; sekreter... Babası Almanya'nın Sofya Konsolosu&'ydu. Savaş öncesinde liseyi ABD'de okuyan Nele, Nazilerden nefret ediyordu. ABD'de yaşamak istiyordu ama, Alman olduğu için imkânsızdı. Bir gün dişi iltihaplandı, hayatı değişti... Dişçi, Yahudi bir Alman'dı, laf lafı açtı, "istersen, seni Amerikalılarla tanıştırırım" dedi. Amerikalılar, 'Alman Büyükelçiliği'nde çalışan Amerikan sempatizanı sekreter'in üstüne atlamıştı doğal olarak... Buluştular.

    *

    'Rastgele' diye atılan olta, büyük bir balık yakalamıştı...

    Çok büyük bir balık.

    *

    Çünkü, daha ilk randevuda şunları anlattı sekreter: "Sizden bir söz istiyorum, vereceğim bilgi işinize yararsa, lütfen bana sığınma hakkı verin... ingiliz Büyükelçiliği'nde bizimkilerin Çiçero dediği biri çalışıyor. Çiçero aradığında bizim elçilikte büyük hareketlilik oluyor, düşük rütbeli görevliler, sekreterler filan dışarı çıkarılıyor. Nazilerin
    kulağı bu Çiçero."

    *

    Amerikalılar, derhal ingilizleri uyandırdı, tüm personel tek tek sorgulanıyordu. Çiçero enseleneceğini anlamıştı. Almanlara sığındı, istanbul üzerinden Almanya'ya kaçırıldı.

    *

    Tabii Naziler de uyanmıştı... Çiçero'yu kim ispiyonladı? Sorgu başlayınca, sekreter kız, Amerikalılara yalvardı: "Hayatım tehlikede..." Amerikalılar sözünü tutacaktı. Ancak, ciddi bir sorun vardı. Türkiye tarafsız ülkeydi. Köstebeğin ABD Büyükelçiliği'ne sığınması olacak iş değildi... Sekreter gizli bir eve yerleştirildi, bir hafta saklandı, sarı saçları siyaha boyandı. Naziler fıldır fıldır takipteydi, istanbul'a götürülmesi çok riskliydi. Karayoluyla izmir'e götürdüler, gemiyle Kıbrıs'a
    geçip Mısır'a, savaş bittikten sonra ABD'ye...

    *

    ilyas, Münih'e yerleşti. Hayatının garantide olduğunu düşünüyordu. Ancak, Almanların kendisine ödediği 300 bin sterlinin, ingiliz ekonomisini batırmak için bastıkları sahte paralar olduğu anlaşıldı. Kazığı yemişti... Yalvar yakar, bir emekli maaşı bağlandı. Gece bekçiliği yapmaya başladı, 1970'te sefalet içinde öldü.

    *

    Hayatı film oldu ilyas'ın, Hollywood'da... Anılarını "I Was Cicero, Ben Çiçero'ydum" başlığıyla kaleme alıp, Stern Dergisi'ne satmıştı. Yönetmen Joseph Mankiewicz, bu anıları
    '5 Fingers, 5 Parmak' ismiyle sinemaya uyarladı, 1952'de... ilyas rolünü, o dönemin efsane aktörü James Mason oynadı. ilyas'ın hayatı, biri yönetmen, iki Oscar aldı.

    *

    Sekreter Nele ise, savaştan sonra kimliği değiştirilerek, California'ya yerleştirildi. Garsonluk yaptığı, evlendiği, bir çocuğu olduğu iddia edildi. Sonrası bilinmiyor.

    *

    Demem o ki...

    Ankara böyle bi yer.

    *

    istihbaratçıların savaş alanı.

    *

    Ve, şurası kabak gibi belli oldu ki, suikastçı diye yakalanan albayla binbaşı, Genelkurmay içindeki Çiçero'nun peşinde...

    O halde ne yapmak lazım?

    Ne yapıp edip, albayla binbaşıyı açığa çıkarmak lazım ki, Çiçero araziye uysun.

    *

    izleyelim bakalım, gazete manşetlerinden yazılan senaryoların Oscar'ını kim alacak...

    http://www.hurriyet.com.t.../13302634.asp?yazarid=249
    4 ...
  8. 3.
  9. cicero'ya ait sözler:
    Silent leges inter arma. - Savaş sırasında kanunlar susar.
    Omnium rerum principia parva sunt. - Her şeyin küçük bir başlangıcı vardır.
    Utinam tam facile vera invenire possem quam falsa convincere. - Keşke neyin doğru olduğunu da yanlışı farkettiğim kadar kolay bulabilsem
    3 ...
  10. 49.
  11. izlerken inanılmaz derecede sinirimi bozan, çok beğendiğim ancak çok gerildiğim 2.dünya savaşından en az zarar ile ayrılmamızın tek kahramanı, hep başka devletlere çalışmış sanılsa dahi gerçek bir Türk ajanı ilyas bazna nın hayatını anlatan film.

    Erdal beşikçioğlu’na arya söyletmek/söyletememek kimin fikriydi ya da çektikten sonra olmadı yahu diyen hiç mi olmadı merak ediyorum.

    Agust rolünü üslenen down sendromlu yetenekli aktör çocuğa ödüller verilmeli.

    ingilizler tam bir orospu çocuğu.
    Alman nazileri umarım gaz odalarında geberirsiniz.

    -Atatürk ü keşke hiç göstermeselerdi. Bu kadar benzemeyen bir benzeri kullanılacağına arkası dönük verseler daha iyi olurdu. En azından ağlamaktan migrenim tutmazdı.

    -ismet, bebişim film fikrimi değiştirmedi sen bir hainsin aşkım. Ters dön mezarında.

    ertesi gün gelen edit isteği: ilyas bazna hakkında daha önce bilgi sahibi olmamam amacıyla yaptığım, okuduğum bilgiler aslında ilyas'ın o kadar da kahraman olmadığı kanaatine varmama sebebp olmuştur.
    Ben çiçero'yum kitabını okumak için araştırdım, basılmıyor ve satılmıyor. bir kaç sahafa daha bakacağım.
    resmi bilgilerde kendisine ingiltere konsolosluğunda casusluk yaparken Düriye Esra isimli bir hanımın yardım ettiği söyleniyor ve bu hanım teyze ile üst üste gömülmüş fakat tarihe bakılırsa o tarihlerde Düriye bazna nın yaşı 9. yani pek mümkün gibi değil. bana kızı olabileceğini düşündürdü. yani yorum katacağım derken bir karakteri bambaşka bir insan/kahraman olarak adletmek doğru mudur bilemiyorum. aslında biliyorum bence değil.

    yani sonuç şu, ismi ilyas bazna değil, ahmet olsaydı ve bu türk yapımı bir tarih yorumu film olsaydı müthiş bir film olurdu.
    ama bu şekilde toplumu yanlış yönlendirmeye müsait ve gerçeğin çok uzağında bir hikayeleştirme olursa o iş acaba ne çıkarları var da bu kadar oynadılar bu karakterin üzerine diye düşünüyor insan.

    tarihten esinlenmek değil bu, tarihi aldıları değiştirmek.
    4 ...
  12. 29.
  13. "Hayatta herkes yanlışlık yapar, ne var ki ahmaklar yanlışlıklarında ısrar eder" sözünün sahibi.
    2 ...
  14. 6.
  15. hegel'in "halkın ne düşündüğü önemli değildir" lafını kopya çektiği antik romalı hitabet sanatçısı-hukuk adamı. ayrıca adının okunuşu üzerinde de sıksık polemikeler dönemektedir:
    (bkz: çiçero), (bkz: sisero), (bkz: kikero) gibi.
    2 ...
  16. 28.
  17. helenistik çağın ünlü romalı filozofu. stoacı felsefe okulu içinde anılır ve erken dönem stoacıların yapıtlarının günümüze ulaşmasında yazdığı şerhlerin büyük önemi vardır.
    2 ...
  18. 51.
  19. idare eder bir film. aklıma yatmayan yerleri var. çok güzel diyemem.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük