filmlerinde iki tane eşek seviştirse bile ağlayacak kapasitede hayran kitlesine sahip yönetmen-senarist. hayır kaliteli filmler yapmıyor değil ama daha filmin 2. dakikasında erkek ekranda gözükür gözükmez "ah vah şimdi kesin kötü şeyler olur" mantığıyla burnunu çekmeye, selpaklarını hazırlamaya başlayan insanlar gördüm, şaştım kaldım, e bravo yani.
yaptığı son film abazalara umut olmuştur. tüm yalnız erkekler son umut olarak ıssız adam filmine yalnız başalarına giderek birer sevgili bulma hayaline düşmüştür. ama o karizma sadece filmlerde olur. siz filme bir bilet alır, film başladığında koltuğunuza oturur, film boyunca bir yandan ön koltuktaki koca kafalı adama sinir olur, bir yandan da etraftaki hatunları kesersiniz. film bitince de etrafına bakına bakına evinizin yolunu tutarsınız.
duygu sömürüsü yapmakla melankoliklik arasındaki ince çizgiyi geçmeden melankolikliğin en üst seviyesinde işlere imza atmış yönetmen.
adının geçtiği işlerin kalitesi sırf duygusallık yarattığından ağlattığından değildir. şaşıfelek çıkmazını bugün koysalar nefes alamadan yine izlerim. çemberimde gül oya hakeza...
bir türlü ısınamadığım yönetmen.
sanki türklerin gen haritasını çıkarmış,ne yapsam bunlar ağlar modundadır.
kamera arkasını izleseniz ne derece şeytan olduğunu farkedersiniz.
var olan bir şeyi bulup bize yedirme/tüketme konusunda ustadır.(babam ve oğlum'da zamanın siyasi olaylarını ve ıssız adam'da malum olan ikili ilişkilerini)
mamafih yeni bir şey üretme konusunda sınıfta kalandır.
kişisel sevmeme nedenim ise;
-aa dur sana bir şarkı yollayayım çok güzel(semiramis pekkan-bana yalan söylediler)
+:/ fena değilmiş..sağolasın yine de..
3 ay sonra;
+katli vacip sen bana şarkı yollamıştın ya ;)
-e..evet..hangisi?
+bana yalan söylediler..çook güzelmiş yaa..
-Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın*
adamın yaptığı tek film babam ve oğlum. zaten o da salt duygu sömürüsüne dayanıyor. belki duygu sömürüsü ağır bir itham şöyle diyelim ortak acılarımızı perde böylesine karşı koymadan kabullenici bir biçimde anlatan ilk film olması nedeniyle tuttu. fikret kuşkan gibi bir adamın mükemmel oyunculuğuda cabası.
bu adam deha falan değil. sırdan filmlerin, dizilerin sıradan yönetmeni. deha olması için daha çok ekmek yemesi lazım.
ilk yapımlarında kullandığı kamera tekniklerini takdir etmek gereken insan. sadece ailesinin desteğinin buralara getirdiği söylemek yanlış olur, potansiyel varmış. ailesinin maddi desteği de sadece normalden çok önce parlamasına yardımcı oldu diye düşünmekteyim...
artık yaptığı her işi daha yönetmenin ismini görmeden tanımamızı sağlayan, kendine bir stil oluşturmuş, imzasını her yerde belli eden yönetmen. yaptığı işlerin kalitesi tartışılmazdır, türk sinemasının en başarılı yönetmenlerindendir.
--spoiler--
--spoiler--
bir varmış bir yokmuş bir kızcağız varmış. kendi çapında bir kişiyi, yaptığı işleri pek sever, aah keşke ben de bi parçası olsam dermiş. bir gün hayranı olduğu kişi ona ulaşmış, konuşmak istemiş, kızcağız bi umutlanmış bi hayaller kurmuş, bak bu filme sen böyle demek istedin, burada aklındab bu geçti değil mi gibilerinden cümleler tasarlamış, heyecandan uykular uyuyamamış ancak... yönetmen bir daha da aramamış, ses soluk kesilmiş. bu kızcağızın içinde de ince bi sızı kalmış. unutmasin diye..
1978'te babasının getirdiği iranlı yazar samed behrengi'nin küçük kara balık'ını okuyarak çıktığı yolda "ulak" filmi bile bir adım daha atmış olan yönetmen.