çocukluğunda ince belli bardağa sürekli 5 küp şeker atmışlığı olsa da büyüdükçe artizlik yapma katsayısı da kendisiyle birlikte artan gudik kişi. nescafeyi de illaki sade içer bunlar. uzak durmak menfaat getirir.
yani bu sonrada görmelik ise şunu yapan insan olamaz (bkz: çayı şekersiz içip sanki şeker varmış gibi çayı karıştırıp çay kaşığını bardağın kenarına koyan sonradan görme insan)
çayın şekersiz daha lezzetli olduğunu bilmeyenlerce savunulan bir cümle.
ilk içişte alışkanlığa yaptığı ters etkiyle insan bir irkilir.ancak devam ettikçe ne mübarek bir iş yaptığını anlar insan şekeri çaydan uzaklaştırarak.ve akabinde çayın tadı alınmaya başlar tad hücrelerince.şekerli çay iğrenç gelir, yanlışlıkla biri şeker atsa bardağınıza.içemez değiştirirsiniz.
yaşla ters orantılı bir biçimde çaya atılan şeker miktarını azaltmak son derece mantıklı ve sağlıklı bir davranıştır. çocuk kişiye 5 şeker koymazdır. ama yaş ilerledikçe o eskiden 5 yaşında olan bünyenin vücut fonksiyonlarında bozukluklar başlar. o yüzden kendisi yediğine içtiğine dikkat etmelidir. ayrıca o çoçukken içilen şey çaydan başka herşeye benziyordur. * çayözlü şerbet ya da reçel olabilir ama bizim bildiğimiz o güzelim tavşan kanı çayla bir alaksı kalmamıştır. ayrıca bu konu çayla da sınırlı değilir. en çikolata şeker seven bünye (bkz: ben) bile zamanla günde 3 dondurma sayısını 1 e yada bayramlarda yediği 399827492093472 şeker sayısını misal 72 ye indirir. çünkü artık o küçük çocuk büyümüş, midesinin kıymetini anlamış,ilgisi başka şeylere kaymıstır. eskiden şekeri gördüğünde dönen gözleri artık başka şeyleri gördüğünde dönüyordur. bu kişi öyle uygun görürse çayını şekersiz de içer, bu kimseyi ilgilendirmez.***
bunlar çayı şekersiz içmekle kalmayıp yanında bir de sigara tüttürürler katran filtresi olmaksızın
hele hele gül koklarken gaz maskesi de takmazlar
prezervatifin uzuvlarıyla bütünleştiğini sanırlar ama kısırdır efenim bunlar
hayır çinde sulandırılmış şeker kullanılır ki zaten çay şeker ayrılmaz bir bütündür **
çayını şekersiz olarak içen, aynı zamanda sonradan görme olduğu düşünülen kişi. bu iki özelliği arasında en ufak bir bağlantı kurulamamakla beraber bu durumu şöyle örneklendirebiliriz; sonradan görme olduğu için gıcık kapılan birinin öteki gün çayına şeker atmadığı görülür. tabiatı gereği sonradan görme olarak nitelendirilen kişinin çayına şeker atmaması ilginç bulunarak bir saldırma mekanizması üretilir ve böyle bir tamlama ortaya çıkar. görüldüğü gibi paniğe gerek yoktur, sadece bu iki özellik bir arada dile getirilmiştir.
çocukluğunda her şeyde olduğu gibi çayına kaç şeker atacağının kararını veremezsin. annen zorla çayını bal küpüne çevirir sende çay içtiğini sanıp içersin. halbuki içtiğinin çayla alakası yoktur o çok şekerli herhangi bir sıvıdan farksızdır. ama çayının şekerini kendin atacak yaşa geldiğinde damak tadına göre belirlersin çayının şekerini. bu kadar basittir olay ve görgüsüzlükle alakası yoktur. ha dersin ki şeker kabını annenden sonra gördün sen sonradan görmesin o ayrı bir tartışma konusudur zaten. sonradan görmelik keşke bu kadar basit bir şey olsa da ortalık sonradan görmelerle bu denli dolup saçma sapan başlık açmaya kadar gelmese... *
çayı insanoğluna ilk verişte şekersiz veren biri olmadığı için şekersiz çay seven insan sonradan görme değil sonradan idrak eden insandır. ayrıca iyi bir çay içicisi onun tadını en iyi şekersizken alabilir.