Aynı anda ulaşılması imkansız iki güdüden bir tanesini seçememenin verdiği kararsızlık halidir. iki güdü çatıştığında birinin doyumu diğerinin engellenmesine yol açar. Bu nedenle çatışma engellenmeye neden olan bir etken olarak da görülebilir.
birbiriyle uyuşmayan iki ya da daha fazla güdünün bireyi aynı anda etkilemesiyle yaşanan engellenme türüdür. güdünün türüne , şiddetine ve içinde bulunulan duruma göre değişiklik gösterir. üçe ayrılır :
1) yaklaşma-yaklaşma : gerçekleştirmek istediğimiz 2 ya da daha fazla güdüden birini tercih etme zorunluluğumuzun sebep olduğu engellenmedir.
2) kaçınma-kaçınma : istenmedik durumlardan birini tercih etme zorunda kaldığımızda yaşadığımız olumsuz duygu halidir.
3) yaklaşma-kaçınma : seçilen bir istendik durumun sonucunda yaşanabilecek olumsuzlukların kişide yarattığı çatışma durumudur.
birey düzeyli: standart karar verme mekanizmalarında bir bozulma ve bu bozulmanın sonucu olarak bireyin uygun eylem seçeneğini seçmede güçlüğe uğraması.
çoğulcu varsayım: insan yapısında varolan ve kalıtsal olduğu öne sürülen saldırgan içgüdülerin, bireylerce tek tek ya da gruplar halinde ortaya koyulması.
birden fazla motivin aynı anda aktif hale gelmesi ve bireyin bunlardan sadece birini seçmek zorunda kalmasıyla ortaya çıkan ruhsal gerginlik durumudur.3 ayrı durumu vardır.
1- istenen iki durumun çatışması. (yaklaşma - yaklaşma)
2- hem istenen hem de istenmemesi. gereken durumun çatışması (yaklaşma - kaçınma)
3-istenmeyen iki durumun çatışması. (kaçınma - kaçınma)
Organizasyonlarda yaşamın normal bir koşulu ve kaçınılmaz bir gerçeğidir. iyi ya da kötü olarak nitelendirilemez. iki ya da daha fazla insanın aynı anda aynı yeri ya da kaynağı kullanmaya teşebbüs etmesidir. iki kişinin ya da grubun ihtiyaçları, çıkarları veya isteklerinin birbiriyle çelişmesidir. Anlaşmazlık, savaş, duygusal gerilim veya çarpışma.
çatışma, mücadele; eski yunandan beri, hayatın, toplumun, doğanın anlaşılması ve analizi bağlamında önemli bir terimdir.
felsefenin düşünce metodolojisinin iki ana kolu idealist-metafizik, diyalektik-materyalist çatışma halinde günümüze kadar ulaşmış felsefi disiplinlerdir.
idealist anlayış çatıçma kavramını reddetmezken, anlam daraltmasına uğratmıştır. idealistler için çatışma insan ve toplumların birbirlerini engelleyici basit çıkar çatışmalarından ibarettir.
kökleri ilk çağ materyalistlerine dayanan, hegelin inşa ettiği diyalektiğe materyalist muhteva kazandıran marksçı görüş, çatışmayı oluşun, gelişme evrim ve sıçramanın merkezine oturtmuştur.
marksçılık çatışmayı çelişme kavramıyla süslemişler, anlam berraklığı sağlamıştır.
çelişme, çatışmanın yaşandığı süreçte çatışma halinde tarafların birbirleriyle olan ilişkinin ifadesidir.
marksçılar diyalektiği, nesnelerin bizatihi bağırlarında taşıdığı çelişmenin bilgisi olarak tanımlarlar.
tabiat, toplum, insan düşüncesi ve gelişimi, birbirlerini dışlayan çatışan karşıtlıkların yansımasıdır.
herşey hem kendisidir, aynı zamanda kendisini kendinden farklılaştıracak süreçtir. işte bu süreç, o şeyin bağrındaki çelişkidir çatışmadır.
basit manada değil, gelişmenin motor gücü çelişmenin gücü tükendiği noktada, çatışkıyı bağrında taşıyan varlık sönümlenir.
hayat, hareket ve ilerlemenin özü diyalektik çatışma, çelişen çatışanların birliğidir.
bir tür mental bağımlılıktır.
insan aklı huzura alışık değildir; varlığına, kavramının anlamına... Huzur güzel bir yemeği her an avlanma tehlikesi hissetmeden yemektir, yatağa girerken ertesi sabah uyanıp uyanmayacağın konusunda telaşa düşmemektir. Bu tarz şeyleri huzur olarak değerlendirmeyen insan aklı, huzuru çok farklı yerlerde, şeylerde arar; bilmez ki huzur onun kompleksliğine, karmaşasına zıt bir kavram olduğu için, bir süre sonra reddedilir. Sürekli bir kargaşaya alışmış olan beyin, rahata alışamaz, alışmaya uygun da değildir. Hayatı boyunca içinde bulunduğu stresten aniden kurtulunca yaşanan kesin düşüş, onun sonsuz bir çöle düşmesine neden olur.
Birey kaos ortamında yaşadığı sürece, maruz kaldığı stres düzeyi de onun bu çatışma halini besler. Bu çatışma ya dış dünya yani çevreyledir ya da iç çatışma olup bireyin kendi kendine verdiği bir muhaberedir. Dış çatışma her ne kadar çevre ilişkilerini bozsa, bireyin aslında daima içinde bulunduğu kalabalık içindeki yalnızlığıyla yüz yüze getirse de iç çatışma kadar tehlikeli değildir. Birey ömrünün sonuna dek yanında olacak, bir insandan kendisi için bekleyebileceği her şeyi yapacak tek kişinin kendisi olduğunun farkında olduğu sürece yalnızlık artık acı vermemeye başlar; çünkü hayat için geçerli durum budur, herkes ve herşey geçicidir, somuttur.
Çatışma bir bağımlılık olduğu sürece de, bulantı kaçınılmazdır.
sağ, sol, merkez sağ, merkez sol, inanan, çok inanan, inanmayan, milliyetçi, muhafazakar, liberal ne kadar ayrım varsa ayrılıp her bir tarafın tarafını ve antitarafını seçip çatışığı konjonktürdür, kısacası içinde bulunduğumuz durumdur.
iki deniz aracının bir birine çarpma durumudur. iskele yada sancakta sizin rotanızın üzerine giden bir gemi belli bir süre sonra hala aynı mevki açısını koruyorsa çatışma kaçınılmazdır. deniz üzerinde sabit duran bir nesneye çarpmaya çatışma denmez.