sadece bir arkadaşınızın olduğu bir şehirde haftanın her günü yüzsüz bir şekilde o insanı arayıp "buluşalım mı?" dedirtir... her seferinde de nazikçe red edilmenize rağmen...
bu kadar şerefsizdir işte çaresizlik... istenmeyen adam olduğunuzu düşünmeye başlarsınız...
televizyonu açın. özellikle son zamanlarda meydana gelen olaylar karşısında başka bi şey hissedemezsiniz.
bütün öğretilmiş çaresizler bunun özellikle yapıldığını ve insanı daha kolay kontrol etmek üzere planlandığını bir bilselerdi.
hayır, çaresiz değiliz.
bir değil, bin olursak hiç değiliz.
bok gibi, elin ayağın bağlı...
yapan gereken bir sürü şey varken, şu götü uğrunda vermeye bile imtina edemeyecekken, bu götün bile değersiz olması...
işte çaresizliğin tanımı.
yapacak hamlenin kalmamasıdır. söyleyecek, soracak, dinleyecek çok şey olmasına rağmen yakalanamayan samimiyet karşısında kalınan durumdur. bir adım geridesiniz. bir adım ileriye gitmek sizin elinizde değildir bu da çaresizlik demektir, geriye beklemek kalır karşıdan bir adım geri yani yanınızda olmasını beklersiniz ve umudun en büyük kötülük olduğunu bildiğiniz halde, beklemek mi yoksa vazgeçmek mi derken çaresizliğinizi farkedip (karşıdan bir adım) umut edersiniz..