insanı çocukluktan çıkartıp büyüten,
özgürlüğü müebbet hapis cezasına çarptıran,
tüm hayellerin yıkıldığı, umutların tükendiği,
olmayacağını bile bile insanın içten içe bir mucizeyi, ölümü ya da geçmişe dönebilmeyi dilediği içinden asla çıkılmayan durum.......
sevgili size kısa kısa cevaplar vermeye başladığında,
onu inandırma çabasına girdiyseniz,
inandırmaya yetebilecek sadece sevginiz varsa
ve bi inanç için sevginin yetmediğini hissetmeye başladıysanız.
kimsesiz kaldığınız anlarda, boğazınız parçalanırcasına "imdat" diye bağırırken; bu milyarlık dünyada sesinizi duyan bir kişi bile olmadığını gördüğünüz andır.
ömrünün çoğu küçük bir çatlak bile oluşturamayan vuruşlarla geçer. işte tam o zaman yaşarsın çaresizliği... umutsuzluk tüketir seni. sonu gelmeyecekmiş duygusu koca bir taş gibi yuvarlanır yoluna. ayaklanır dolanır, yolda kalırsın. vazgeçer bırakırsın. oysa sadece yüz birinci vuruşa ulaşman beklenir senden. sonuca giden yolda yürümeyi sonuca ulaşmak kadar sevimli görmedikçe, taş ustasının bilgeliğine erişemezsin
bazen kalabalık icinde bagırsan da sesini kimseye duyuramamaktır, bazen en soylenmesi gereken yerde kitlenip konusamamaktır, bazen aglamak isteyip aglayamamak, uyumak isteyip uyuyamamaktır, bazense gozunu goge dikip gokten bir mucize beklemektir.
aşık olunan kişinin gözünüzün önünden geçip gitmesidir belkide, 1 saniye gözlerinizin içine bakıp, sizi yok sayıp yoluna devam etmesidir, elden hiçbirşey gelmemesidir..
unutmaya çalışıp unutamamaktır..
tüm karşı cinsten değil, tüm insanlardan nefret etme sebebidir..
tüm bu olaylar sonucunda kendini toplumdan soyutlayıp, kimsenin seni bulamayacağı biryerlerde yaşamamına devam etmek istersin. bu saçma fikir mantıklı hale gelir..
içimi titreten bir sestir her gün.
Saat her çalışında tekrar eder:
'Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
Elin boş mu gireceksin geceye?
Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
Gençlik böyledir işte, gelir gider; Ve kırılır sonra kolun kanadın Koşarsın pencereden pencereye
Ah o kadrini bilmediğim günler,
Koklamadan attığım gül demeti,
Suyunu sebil ettiğim o çeşme,
Eserken yelken açmadığım rüzgâr
Gel gör ki, sular batıya meyleder,
Ağaçta bülbülün sesi değişti,
Gölgeler yerleşiyor pencereme;
Çağınız başlıyor ey hâtıralar.
En berbat durumdur çaresizlik. insanın elinin kolunun bağlı olması tutulup kalmak ne kötüdür be kardeşim.ne kardeş ne arkadaş nede sevgili merhem olur.Bir köşede kıvrılıp kalırsın en sonunda gücün kalmaz direnemezsin hiç bir şeye. (bkz: Allah kolaylık versin)
en buyuk caresizlik, caresiz olmanin farkinda olmaman nedeniyle icinde bulundugun caresizliktir. caresizim ve evet farkinda degilim, bugun hissettim ama sadece. caresiz oldugumu hissettim. belki de senin gozlerin o kadar guzel deglidi