son zamanlarda izlediğim en en komik türk filmi. izlerken defalarca sandalyeden düştüm. gerçi filmi neden sandalyede oturup izliyoruz onu anlamış değilim.
çok güzel film çok. ikincisi de geliyor.
+ dayıoğlu bu ölüyü banyoya götürsek, şöyle ufak ufak parçalara ayırsak, sonra kasap nuri'de kıymasını çektirsek, sonra da köfte yapıp esnafa dağıtsak hayrına, hayır işlemiş oluruz lan?
- yok oğlum olur mu öyle şey? ölü insan ölüsü olduğu için 1 kere değil, 3 kere kıyma makinesinden geçirmek lazım. gerizekalı. senin içinde cani mi var lan!
- ya dayıoğlu, orta okulda hoca öğretiydi de ben unutmuşum, nasıl alınıyordu abdest?
+ ee, ilk önce üç kez sağımıza su dökecez, sonra üç kez solumuza suz dökecez, ee işte taharet yerlerini ıslat setrülavret, bu..
- setrülvirid ney la? olum o senin dediğin normal abdest mi? o senin dediğin tereddüt abdest.
+ ya cahil cahil konuşma gürkan, o tezennüm olum o başka bir şey.
insana angara şivesine doyduran film.
erdal tosun her konuştuğun da ağzından habire, dolu dolu sigara dumanı çıkması.
- nerde kaldım ben?
+ vurduruyordun abi.
- kimliklerinizi verin
+ bende ehliyet var olur mu
- bende de öğrenci akbili
klarnetli bölümündeki "biz iyi insanız oğlum, hep kaybedecez" lafıyla da üzen bir film. o replikten daha doğrusu bu filmden sonra ben çıkıp düğün şarkıcılarının önünde göbek atamam hafız. direkt sorarım "abi nasılsınız, bi sıkıntınız var mı?" falan diye.
çok komik kesinlikle izlenmesi gereken türk filmi. konu monu yok ama karşılıklı diyaloglar muthiş.
mesela iki esas oğlandan biri vır vır birşeyler anlatır, anlattıklarından hoşnut olmayan kankası cevabı yapıştır;
Bilgisayarda masa üzerine bıraktığım canım sıkıldıkça açtığım on numara komedi filmdir. Dialoglar gerçekten harika. izlediğim filmi tekrar izlemekten hoşlanmayan biri olarak şimdiden 7-8 kere izlemişimdir heralde.
ankara kültüründen elvan dalton'u tanımamıza sebebiyet verdiği gibi la bebe ve bebeğim kelimelerini sık telafuz etmemize sebebiyet veren, şahsımca cem yılmaz filmlerini saf dışı tutarak en iyi komedi filmi diyebileceğim, gülmekten karnıma ağrılar giren iki akraba ve iki dostun sıcacık hikayesi. efkar dağıtmak için birebir olan film.
not: film istanbul'da geçer. kahramanlarımız ankaralıdır.
not 2: gökhan semiz'i unutanlara onu hatırlatır hem filmde ki bir sahne ile hemde filmin sonunda ona ithaf edildiğini gösteren yazı ile.
bu tür filmlere "sanat mı şimdi bu yahu" entel yargılarıyla yaklaşmayan bir recep ivedik sever olarak beğenmediğim film. daha çok güldürülebilirdik. fakat ikincisinden ümitliyim fragmanından ötürü.
gülmeye ihtiyaç hissettiğinizde bu film mutlaka seçenekler arasında yer almalıdır. filmi ilk defa izleniyorsa gülmeye odaklanılmalı, ikinci defa izleniliyorsa mutlaka diyaloglardaki o ince esprileri yakalamaya çalışıp gülmek amaç olmalıdır.