Çiğdem Erken'in eseri, arkada bırakılmış için harika bir kadın şarkısıdır. Çakmak kalmasa da bir şeyler kalır geriye.
Çakmak olmasa da çakar o şeyler insanın kafasına kafasına. Atsan da atamazsın, yanında bir yerlerde ama çoğunlukla beklemediğin bir anda çakı çakıverir.Genelde erkeklerin söylediği arkada bırakılan kadına atfedilmiş şarkıların yanında yeri sağlamdır. Sözlerine süper bir klip çekilir, hatta film bile yapılırdı.
alman kimyacı Johann Wolfgang Döbereiner tarafından 16.yy bulunmuştur. bir nikola tesla, thomas edison, Alexander Graham Bell kadar ünlü olmasa da benim gözümde olardan daha büyük bir zattır.
(bkz: nur içinde yat yohan)
sürekli kaybolan zamazingo. bir çakmağın ortalama ömrü 1 haftadır. bir hafta içinde kaybolmazsa, takip eden sürede gazı biter... kibrit'den önce icat edildiğini bilmek ise ayrı bir şaşkınlık yaratır.
Çiğdem Erken'in söz ve bestesini yaptığı harika bir şarkıdır. Bir kadının bir erkeğe söyleyebileceği en hüzünlü şarkılardan biridir. ilk 20'ye girer. Buna rağmen Çiğdem Erken'in yorumundan ziyade Fırat Tanış'ın yorumunu daha bir yakın, daha bir etkileyici bulurum. Defalarca dinlemişliğime rağmen bu kadar az bilinir olmasına hep şaşırmışımdır.
materyalist insanlar için duygusal olarak bağlanabilecek bir nesnedir. gelişigüzel alınmış gelişigüzel bir çakmak zamanla kaybolmayarak sahibine verdiği değeri sahibi farkında olmadan gösterebilir. hatta araklanmış olsa dahi geri gelir eğer sevdiyse. masanın üstünde öylece bakar; yalnızlığı paylaşır, metal kapak açar, cama tıklatır, karanlıkta ışık olur ve hatta sigara bile yakar. çok iyi arkadaşlık yapar.