''AB, Atatürk'ün projesinin de bir parçası, ancak tümüyle teslim olmamızı gerektirmiyor'' düşüncesini taşıyan büyük insan. ve sonuna kadar desteklenebilecek bir düşüncedir. sanatsal ve edebi yönü harika bir insandır ayrıca.
3 mayıs 1972 Çarşamba günü Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve Yusuf Arslan hakkındaki idam kararının iptali için, Türk Hava Yolları'nın Boğaziçi adlı uçağını Bulgaristan'a kaçırarak eylem yaptığı, bir kaç kaynakta geçen kişidir. Doğruluğu veya yanlışlığı hakkında net bir bilgim yoktur. Ama eylemin ardından göz altına alınanlar arasındadır.
Fakat dünya müzik otoritelerinin müzikal açıdan danıştığı başvurduğu ve var saydığı en büyük müzisyen olduğu gerçeğini yaşıyorum. Gerçekten de tek bir coğrafyada sıkışmayıp dünya müziğini özümsemiştir. Yer yer parçalarında; Gürcü (ki etnik kökenidir), azeri, ispanyol, italyan ve japon müziğinden örnekler bulabilirsiniz.
Kitaplarını okurken içimi derin,ılık bir esinti sarar.Ruhum bedenimden ayrılır adeta,sanki benmişim gibi leyla'nın evi'ni kurtarmaya çalışan gazeteci,sanki benmişim isveç'e sürgüne gidip vatan hasretiyle yanıp tutuşan nazik kişi,zülfü livaneli okurken gözlerinizi bazen kapayın,ilk gördüğünüz şeyden sonra yüzünüzdeki o tebessümü özleyeceksiniz.
tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu olan şarkıcı , politikacı , yazar ve yönetmendir. on parmağında on marifetli nadir insanlardandır velhasıl severiz kendilerini.
efsane konserler adında 2 cd den oluşan müthiş bir albüm çıkarmış sanatçıdır. adından anlaşılacağı gibi konser kayıtlarından oluşmakta ve bu konserlerde sanatçıya çalan müzisyenlerin kimler olduğu büyük merak uyandırmaktadır. özellikle bağlama ve kanun çalan şahıslara büyük hayranlık duydurmaktadır. heee birde chp ye başkan olsa oy verirdim lan.
on parmağında on marifet olmasına rağmen siyasi konularda kendisini yeterince yetiştiremediğini düşündüğüm ya da iyi niyetini kullandırdığını düşündüğüm büyük bir sanatçıdır kendisi.
besteci, yazar, yönetmen ve yorumcu kimlikleriyle türkiye nin önde gelen aydınlarındandır. her şarkısı zevkle dinlenebilen, her kitabı bir solukta okunabilen, her filmi görülmeye değer olan ender bir sanatçıdır. sanatta "evrenselliği" uzun yıllar önce, memleketimiz pırıl pırıl gençlerini yok ederken, kitapları yakarken, şarkı söyleyeni tutuklarken yakalayabilmiştir. insanların kardeşliğine inanan, bu doğrultuda yabancı sanatçılarla birlikte konserler veren, gelirlerini unicef ve unesco ya bağışlayan, "gökyüzü hepimizin" diyen bir insandır. bestelendiğinde henüz annemizin karnıda bile olmayan bizlerin, şarkılarını bugün adımız gibi ezbere bildiğimiz kişidir. türkiyenin "gerçek sanatçı" larından biridir.
--spoiler--
padişahlar niye şiir yazar...
bu acayip soru ne zamandır aklımı kurcalayıp duruyordu. diğer acayip sorular gibi. ilk kez geçen akşam, bilkent'teki melih cevdet anday gecesinde yüksek sesle sordum bunu: padişahlar niye şiir yazar...
bilinen dünyanın 1/4 nin hükümdarı, allah'ın yeryüzündeki gölgesi, halife olarak peygamber postuna oturan, yedi iklim dört bucağa hükmeden, ve kullanırının malının ve canının sahibi olan bir padişah. niçim şiirle uğraşır. bizans'ı devirmek ve konstantin şehrini almak onurunu kazanmış olan fatih niçin avni mahlasıyla yürek paralayan şiirler döktürür?
muhteşem süleyman denilen padişah niye "muhibii" mahlasını kullanarak kendini paralar? bir bakışıyla kelleler uçuran bu görkemli padişahların bir köşeye çekilip "ben garip, ben zavallı; bir bakışınla beni erittin kafir" diye şiir yazmalarında bir gariplik yok mu sizce?
şark geleneği diyeceksiniz. şark imparatorlarının çoğunun şiirle uğraştığını söyleyeceksiniz. öyle ya, şah ismail de "hatayı" mahlasıyla çok güzel şiirler yazmamış mıdır? ama gelenekler de eskiyor, değişiyor.
padişahlar islam'ın 5 şartından biri olan hacca gitmeyi bile defterlerinden silmişken, şiir geleneğini neden sürdürüyorlar...
şairlik hevesinin altında belki de harem sahibi bir erkeğin, tek bir sevgiliye kendini beğendirme arzusu vardır. onun gönlünü kazanmaya çalışmaktadır. yada mağrur olma padişahım senden büyük allah var" anlayışının ürünüdür bu.
padişah birey olmaya çalışmaktadır. belki de şark'ta felsefe şiir yoluyla yapılmaktadır.
gelenek çözülünce padişahlar da şiir yazmaz olmuşlar artık. abdülhamid^'in marangozluk merakını biliriz. dedeleri gibi mısralar dizmiş midir o da acaba?
aruzla şiir yazmak bir hüner gerektiriyor. duygularını kurallara uygun olarak, her kelimeyi mihenk taşı gibi yerli yerine oturtarak yazacaksın şiiri. dolayısıyla eğitimsiz adamların aruzla şiir yazması mümkün olmuyor. belki de padişahın hoşuna giden şey buydu.
şehzadeliklerindeki uzun eğitim yıllarının sonucu olarak; yüksek bir sanat yapma biçimini benimsemişlerdi. sebebi ne olursa olsun, bir cihan hükümdarının şiir yazma gereği duyması onu son derece değerli kılar benim gözümde.
kendinizi onların yerine koyunuz, eğer padişah olsaydınız anadolunun yunanistanın, balkanların orta doğunun tek ve mutlak efendisi olarak hükmetseydiniz, aruz kalıplarıyla uğraşır, mükemmel şiir yazmak için ter döker miydiniz? daha da önemlisi şiirlerinizde kendinize acıdığınızı belli eder miydiniz? "ben zavallı, ben biçare" der miydiniz? "halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" diye şiir yazar mıydınız?
--spoiler--
Gürcü müziklerinden fazlaca etkilense de ,siyasi görüşlerini benimsemesem de çok iyi müzik yapan ve beni çocukluğuma götüren şarkıcıdır.
Hala heyecanla dinlerim vesselam.
güzel sanatların edebiyat ve muzik gibi en önemli unsurlarını bünyesinde bütünleştirmiş sanat insanı. vatan gazetesinde ki günlük yazıları ile ülkemizin bir çok sorununa parmak basan gazeteci yazar. her yönüyle mükemmel bir vatansever.