doğu'da kızlar, kadın doğar. ecellerinden önce ölürler. ilk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. bu yüzden toprak ana diye bilinir. perilerin şanı buradan gelir. diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. bu yüzden verimsiz ve çoraktır. buna da, kadının intikamı denir.
kendi başına doğuran mucizelerin kadını kibele dönemi biteli çok oluyor. spermlerinin marifetini anlayan erkeğin çağındayız. s.k çağı! boyundan büyük s.ki olan bereket tanrısı priapos'un kullarının çağı! bu çağda mal sahibini zayıflatır. bu çağda savaşları, kaybedecek kadını olmayanlar kazanır. bu yüzden erkek, olabildiğince derine gömer kadını. gökte, kadına ait ne varsa onu taşıyan şeytan, yerde, erkeğe ait ne varsa onu taşıyan kadın. aralarında kalmıştır, sıkışmıştır erkek. kızgındır. bu yüzden gömer kadınını. eşit olamayacağını bildiği için üstüne çıkar, tepinir. çünkü s.kini doğrultamazsa doğurtamayacağını, ama bir kadının kısır da olsa zevkten dlireceğini bilir! erkek, kadından nefret etse de peşinden koşan, yakaldığı yerde de yumruklayan bir doğa kazasıdır. kendisinin de iddia ettiği gibi, sahip olduğu her şey s.kinden küçüktür. aklı, kalbi, insanlığı, her şeyi...
cümlelerini içinde barındıran hakan günday kitabı. *
hakan gündayın uslubu için : her kelime bir öncekini öldürür , her kelime bir sonrakinin intikamini almak için doğar!
---spoiler---
Nöbet sırasında başına garip olayların geldiği okadar çok asker tanımıştım ki,buna şaşırmazdım.
Hikâyelerini dinlediğimde bir belgesel hayal ederdim. Soru;Nöbet sırasında ne yaptın? olacak ve askerler sırayla yanıt verecekti:
--"Sigara içtim."
--" Ağladım."
--"Önümden geçen çocuğa para verip, karşıdaki lokantadan yemek getirtip yedim."
--"Kulenin duvarlarına yazılar yazdım."
--"Kulenin arkasına diktiğim tohumlar yeşerince sarıp içtim."
--"Bir pezevengin getirdiği çingene kadını siktim."
--"Ağladım."
--"Mermileri söküp içindeki barutları boşalttım."
--"Ağladım."
--"326784 seri numaralı silahımın namlusunu ağzıma sokup tetiğe bastım."
--"Ağladım."
--"Kapısında beklediğim cezaevinin mahkûmları tarafından rehin alındım."
--"465382 seri numaralı silahımın namlusunu sağ ayak bileğime dayayıp tetiği çektim."
--"Ağladım."
--"Bir köpek kulübesini söküp yaktım ve postallarımı ısıttım."
--"Kabanı yere serip, üstünde uyudum ve donarak öldüm."
--"Karda çukur açıp içine sıçtım."
--"Köpeköldüreni şarap zannederdim. Oysa bir soğuk çeşidiymiş. Kışlanın köpeklerinden birinin donarak ölmesini seyrettim."
--"Ağladım."
--"0906584 seri numaralı silahımı hedef gözetmeksizin ateşledim ve altı sivili öldürdüm."
--"Ağladım."
--"Her gün aynı saatte önümden geçip 'Hayırlı nöbetler, asker ağa!' diyen bir herif tarafından havaya uçuruldum."
--"Cep telefonuyla konuştuğum karımdan, çocuğumun ölü doğduğunu öğrendim."
--"Ağladım."
Belgeselin sonundaysa, aynı sırayla hepsi şu cümleyi söyleyecekti:
--"Ama nöbet yerini terk etmedim!"
---spoiler--
--spoiler--
Eksi on dokuz.
sıfırın ve hayatın altında 19.
soğuk, artık bir tutkal.
her şeyi her şeye yapıştırabilen bir tutkal.
deriyi çeliğe,
iyiyi kötüye,
buzu aleve,
kumaşı plastiğe,
dostu düşmana,
eti kemiğe,
çirkini güzele,
sesi dudaklara,
aşkı nefrete,
dili dişe,
mermiyi namluya,
ayı göğe,
özgürlüğü duvarlara,
insanı oğluna,
rüyayı uykusuzluğa,
ışığı karanlığa,
geçmişi sonsuzluğa,
şarkıyı kulaklarıma,
yüzümü kara,
hayatı ölüme,
beni ruhuma...
--spoiler--
Ziyan oluyor erkekler. Ziyan oluyor kadınlar. Ziyan oluyor idealler ve kahramanlar... Anlamama, anlaşılmama, dayatma, gecikme, cehalet, baskı, tabular ziyan ediyor memlekette kadınları ve erkekleri. Oysa büyümüyor erkekler ezilerek. Temizlenmiyor kadınlar dövülerek. Bütünlük sağlanmıyor aykırı olanlar öldürülerek.
Hakan Günday büyümeyi seçmiş bu sefer. kayra'nın hiçliği arayışından; zargana'nın kendini arayışından sıyrılmış. içine bakıp memleketi görmüş bu sefer.
Büyük bir araştırma, kitaplar dolusu bilgi, anılar dolusu insanı anlatmış. Bugüne kadar insanın içinde kötülüğü anlatmaktan nasıl çekinmediyse, aynı şekilde toplumu da "böyle diyorum" diyerek tüm çirkin çıplaklığı ile anlatmış. Etnisizm, siyaset, çıkar ilişkileri, toplum yaraları ve onları yaralayanlar, demokrasi ve onları yaralayanlar, ne varsa dökmüş içindekileri, 18 aylık zorunlu askerlik hizmetini katık ederek.
iyi olanı herkes yazıyor, irdelemek isteyenlere bir doz Hakan Günday tavsiye ediyorum.
annelere göre;
tabakta kalmış artık yemektir.
kimisine göre;
önünde yaşanılmayı beklenen hayattır.
kişisine göre;
kimisidir. artıktır her manada. tabakta yenilmemeli ve mümkünse beklemetilmedir hayatın en önünde.
her cümlesi slogan gibi çarpan güzel kitabın adı, yazarı hakan günday'dır.
hikayedeki karakter askerde yemin ederken aklından şunları söylemeyi geçirmiştir.
--spoiler--
zorunlu askerlik hizmeti, emek zaman ve kaynak israfıdır. erlik derhal bir meslek statüsü kazanmalı ve profesyonel ordunun bir parçası haline gelmelidir. her üç ayda bir toplanan yüzbinlerce genci askere dönüştürmek için harcanan çabanın onda biriyle ordunun işlevselliği on kat arttırılabilir. sosyo-ekonomik açıdan geri bırakılmış toplumun zorunlu askerik hizmeti yoluyla olumlu anlamda biçimlendiği düşüncesi asla geçerli değildir. bunun kanıtı nesillerdir askerlik hizmetini tamamlamış erkeklerin yönlendirdiği günümüz toplumunun mevcut düzeyidir. askerliğin insanı adam ettiğine ilişkin inanç bütünüyle temelsizdir. on dokuz yaşına kadar cahil bırakılmış erkekleri dayatma yoluyla on beş ay içerisinde biçimlendirmek mümkün değildir. dolayısıyla 460 gün boyunca izmarit toplayarak mıntıka temizliği yapmış olanla, kanalizasyonu denize akıtan aynı kişidir. dolayısıyla 460 gün boyunca vatan sevgisi aşılanan insanla, devletine kazık atan aynı kişidir. dolayısıyla 460 gün boyunca vatandaşını adam etmek için uğraşanla, insani gelişmişlik endeksinde dünya 84'üncüsü olan aynı ülkedir. ordu zorunlu katılımlara ihtiyaç duymayacak kadar ciddi bir kurumdur. aldığımız eğitimin süresi on haftadır. çağdaş hiçbir ordu on haftalık erlere güvenerek varlığını sürdüremez. kahramanlık şiirleri okuyan ve komando üniforması giymiş beş yaşında çocuklar kadar asker olan bizler, bu vatan için öleceğiz. çünkü ne savaşmayı biliyoruz ne de hayat dair bir umudumuz var!
--spoiler--
okuyup düşünmemiz, değişmemiz, bazı şeyleri değiştirmemiz gereken kitap.