yunusların * taksiyle dolaştıkları ve istanbul'un en büyük uyuşturucu tedarikcisi semtlerinden. her sokak başında ellerinde tesbihli cengaverlere rastlarsınız. adliyenin oralar en güvenilir yerlerdir orada polis vardır kimse bir şey yapamaz.
Özellikle yazları kavgası bol olan, polislerin genelde olaylar bittiktan sonra geldiği, aksiyonu bol olan ama buna rağmen yaşamaktan mutlu olduğum ilçedir.
Lisedeyken okula gitmek için ataköy, şirinevler, bahçelievler, merterden gelen bir çok arkadaşımızla eski buluşma noktamız. Tramvayda yer bulabilme çalışmalarımız sonucunda kocaman bir aile olduğumuz,yer yer gülüp eğlendiğimiz, yer yer itişip kakıştığımız, kavga ettiğimiz, yer yer test çözdüğümüz, ister yaz ister kış olsun akşam 7den sonra yürümenin tehlikeli olduğu, hatta yasaklanması gereken semt.
bünyesinde, bayramlar ve hemen hemen bütün tatillerde avuç avuç apaçi kaynayan olivium adlı alışveriş merkezini bulunduran, istanbul'umuzun güzide, elit semtlerinden biri.
istanbul gibidir...
geceleri tiner kokar, gündüzleri karı kız parfümü...
öyledir işte.
hayat boğa ise z.burnu kırmızı pelerindir.
seviyoruz ulan!
''Savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye, zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın.. Raksederken mahallenin maşallahı, eyvallahı, Güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın.. Şimdilik.. Ölümüne kadar hayattasın''
bu sabah büyük bi zevkle uyandiktan sonra banyomu yapip di$ari cikma isteğimin sularin kesilmesiyle guzelim cumartesimin icine si.cilmis olan ilcemdir. sularin gelmesini istiyoruz zira yarin pazar gunudur. bari onu berbat etmesinler.
dünden beri suları kesik olan ilçem. burdan hiç bir şey yapmayıp bütün sene oturan, böyle günlerce suların kesilmesine neden olan, zırt pırt elektrik kesen, uzun lafın kısası zarardan başka bir şeye yaramayan bir belediye'ye sahip olan ilçem. yazık sana, yazık bana.
istanbul'un diğer semtlerinden daha düzgün olan bir semttir. binalar ve sokaklar gayet düzenlidir, sadece cadde tramvayının geçtiği cadde biraz kötü görünümlüdür o kadar.
1980'lerde sağ görüşlü sümer-nuri paşa mahalleleri ile sol görüşlü şabanağa (telsiz,beş telsiz) mahalleleri arasında tartışmalar olan, hatta bu hatta ilerleyen minibüsten indirilenlerin birbirini kırdığı,
1990'larda mahalleli gençler arasında çeteleşmenin ve şiddetin kol gezdiği semtlerden biridir.
örneğin kazlıçeşme tren istasyonu yanındaki parkta oturan gençler, bazen alkol alıp gece 23:00'den sonra trenden inip evine gidenlere laf ile sataşıyordu. karşılık verenler ise dövülüyordu.
ayrıca gene yukarıda sayılan mahallelerde, paşa'lılarla ya da yukarıdaki tepebağ mahallesi ile en az 20 şerli grupların yaptığı meydan muharebeleri oluyordu.
dükkan sahipleri gençlerin cebine üç-beş para koyup komuşu dükkanın camlarını kırdırıyordu.
hatta çok daha geriye gidersek 1988 yılında, arka mahallelilerle yapılan meydan muharebesinde, piyadelerden oluşan ordumuz, bisikletli süvarileri geri püskürtmeyi başarmıştı.
velhasıl 65 yıldır bu topraklarda yaşayan bir ailenin bireyi olarak ben diyorim ki: şimdi köşe başlarında kafası jöleli üç beş züppe var. onlara papuç bırakmadan özgüvenli yürüyen adama da hiç bir şey olmaz.
tepebag denilen bolgesi ( avrasya hastanesinin bulundugu bolge ) eski sukunetini korumayan bolgedir. tepebag camii ( ki z.burnunun en luks camilerindendir , yerden isitmali filan ) dutluk kuran kursu kis aylarinda bildiginiz okul gibi islemektedir , milli egitim e baglidir. zeytinburnu ' nun , yurdun 4 bir yanindan kırolarin agirlandigi bir semt haline gelmesi de ayri bir tartisma konusudur.
"insan memleketinin niye sever?başka çaresi yoktur da ondan ama biz biliriz ki bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir.burayı seversen burası dünyanın en güzel yeridir ama dünyanın en güzel yernin sevmezsen orası dünyanın en güzel yeri değildir."
vizontele de başkanın konuşmasıdır yukarıdaki.bu konuşma 21 senedir yaşadığımız zeytinburnu'nun bizim için vazgeçilmez olduğunu anlatması bakımından gayet önemlidir.sokak başlarında takılanları,hırsızı,içkicisi,hacısı hocasıyla artık benliğimizde iyice yer etmiş bir semptir zeytinburnu.
hafızamda hatırladığım en eski karede gecekondulu,tozlu sokaklarında koşuşturuyorduk.abilerimiz top oynar biz de şanslıysak kalede kendimize yer bulabilirdik.sonraları biz de top oynamaya başladık.sabah cıkar akşam girerdik eve.
artık gecekondular birbiri ardına yıkılmaya binalaşmaya başlamıştı.inşaatlarda oynamaya başladık biz de.gayet zevkli de olabiliyordu.tabi ayağımıza batan çivileri saymazsak.
ilkokul,ortaokul ve liseyi zeytinburnu'nda okuduk.okul önlerinde bekleyen güzide insanların eşliğinde.simitçisini de seviyorduk,salepçisini,midyecisini de...çok güzeldi okul yılları zeytinburnu'nda.tabi cuma günleri istiklal marşından sonra çıkan kavgaları saymazsak...
artık gelişti zeytinburnu.alış-veriş merkeziyle,caddeleriyle...tüm yenilikler başka bir cehre kazandırdı zeytinburnu'na.tabi yıkılmadan önce herkese ekmek sağlayan tekstil fabrikasının yokluğunu saymazsak...
şimdi dönüp de baktığım zaman geçmişe,çok güzel günlerim olmuş bu semptte.alışkanlıktır artık burası.bizim için dünyanın en güzel yeridir de ayrıca...