bu gece çok özel bir şiir paylaşacağım. bilmem bilir misiniz zeki müren'in şiir yönünü. bilmiyorsanız da bilmelisiniz.
saçların günah koksa
kirpiklerin ihanetten dökülse
tırnaklarından yabancı ellerin soğukluğu süzülse
rıhtımda bekleyenin benim
yaşarken bahçen
göçünde mezarın kalbimdir derdin
içine gömmek için mi kıydın bana
hiç gelmesen de bekleyeceğim
güvertelerde uçuşan nice el var
bana da bir siyah mendil sallayan olur
bir gün yanlışlıkla
seni saadet kuşlarının kanadı getirmişti
leylek gagalarında yaban ülkelere göçesin diye mi
ruhumun iklimine uysan ne olur
ben değiştirirdim dünyamı ya da isteseydin
dileseydin kutuplarda taze hurma toplardım ellerimle
ekvator damlarından buzlar sarkıtırdım
gitmek istedin
ne gönlünün iklimi
ne ruhundaki mevsimler..
hepsi bahane, gitmek istedin
bekleyeni olan rahat gider
benim de bekleyenim olsaydı rahat giderdim
nereye..
senin ülkene.
hiç dönmesen de bekleyeceğim
güvertelerde uçusan nice el var
bir gün bana da bir siyah mendil sallayan olacak yanlışlıkla
ben.. ben..
gözlerim beklemekten kör olmuş
hasret şarkıları söyleyeceğim iskelelerde.
22 sene evvel henüz 10 yaşında bir çocuktum tv karşısında o son anlarını canlı canlı izlemiştim sürekli şarkılarını dinleyerek büyüyen biri olarak şanslı olduğumu düşünmekteyim..
22 sene önce bugün aramızdan ayrılan sanat güneşimiz.
onun gidişi hep bir şeyleri eksik bıraktı.
onun gidişiyle beyefendilik, naiflik, kibarlık, hoş sohbetlik kayboldu.
onun gidişiyle saygı yok oldu.
onun gidişiyle sanat yok oldu.
zeki müren, barış manço, kemal sunal, münir özkul...
bu insanlar kolay yetişmiyor.
hangisinin yerine yenisini koyabildik?
hiçbirinin.
sanat güneşsiz bir sanata, sanatçısız bir sanata mahkum kaldık.
şimdi uzaklardasın.
ismin mesut, göbek adın bahtiyar,
yıllarca hep böyle bildik biz,
mesut bahtiyardan şarkılar dinledik...
Belli dönemlerde belli eserlerini üst üste dinleyerek bir nevi beni tedavi eden doktorumdur.
Şu sıralar "gel gönlümü yerden yere vurma güzel" yorumuna takılıp kaldım. O kadar güzel yorumluyor ki, o kadar güzel "gel" deyişi var ki, neredeyse o toz pembe dünya hayallerine sizi inandıracak!
Eğer cennet varsa kendisini sonsuza kadar dinleyebilmeyi umut ediyorum. Kaldı ki kendisi dünyada cenneti şarkılarıyla kısa süreli yaşatıyor.
Vakti zamanında Gazinoda, Sahneye 40 santim topuklu ayakkabı ve mini etekle çıkması, ülkede olay olmuştur. Herkes zeki müren'in topuklarını ve mini eteğini konuşmuştur.
Yetmişlerde "zeki müren" apartman topuk diye bir ayakkabı modası zuhur etmiştir efendim.
Kadınlarla da ilişkiye girdiğini beyan ettiği için, biseksüel idi kendileri.
Allah günahlarını affetsin.
Ne zaman sorun ile karşılaşırsam tak bir gönül penceresinden şarkısını açıyorum ve maziyi hatırlıyorum. Gönül meselesi değil sadece. Bu şarkı terapi gibi bir şey. Taş plağınız da varsa o ince karıncalanma sesi öyle bir rahatlatıyor ki insanı. Anlatamam.
siz o'nu unutsanız dahi o gün gelir size kendini hatırlatır. hem de öyle bir hatırlatır ki elemden kederden kafanızı kaldırmaya mecaliniz bile kalmasa; paşanın karşısında esas duruşa geçersiniz ve's-selam...