insanın kalbine dokunan şarkıları, duygu dolu, kendine has ses tonu, mükemmel sanat kültürü ve eşsiz sesiyle söyleyen sanatçıdır. ölünce arkasından ağlayan çoktur, biride benim. elinizde bir kadeh varsa, yalnız başınıza bir odaya çekilip, ışığıda kapatıp, içinize kapanıp içiyorsanız, orda zeki müren çalmalıdır.
tas plak donemlerinde seslendirdigi eserler nostaljinin kendisidir. son donemde seslendirgi eserler ise o korkunc studyo muzikleriyle dahi heba olmamistir, kusursuz sesini dinlemekle yetinilir. Keske sarkilarinin duzenlemesi yeniden yapilsa...yine de iyi ki bu ulkede dogmus diye aklimdan gecirip husu icinde dinliyorum.
"hakkında eşcinsel olduğu yönünde dedikodular var" gibi absürd bir ifadeye gerek olmayacak şekilde eşcinselliğini belli etmiş, muhafazakâr bir toplumda eşcinselliğini belli edecek her türlü ayrıntısı ile kabul görmeyi başarmış güzel sesli insan.
yeri doldurulamayan büyük sanatkar, kendisi tüm mal varlığını türk silahlı kuvvetleri mehmetcik vakfı'na bağışlamıştır.
trt tarafından da vefatının 12. yıldönümü vesilesiyle bir belgesel hazırlanmış, şu dakikalarda yayınlanmaktadır.
bugün ( 24 eylül 2008 ) tam 12. ölüm yıldönümü olan, rahmetle andıgımız, sanat güneşi lakabını sonuna kadar hak etmiş, büyük sanatçı... nur içinde yatsın.
dinlediğiniz anda tüylerinizi diken diken eden, aşk şarkılarını da, ayrılık şarkılarını da ayrı lezzette ama aynı güzellikte söyleyebilen harika ses. bir insan bunca şarkıyı, hayatında yaşamış olamaz. kimbilir belki böyle deli gibi de aşık olamamıştır hiç ama şarkıları o kadar içten söylüyor ki, o şarkıdakileri yaşamış hissi yaratıyor. bazı şarkılarını söylerken ağlaması, yüreğimizi öldürmeyi başarıyor. böyle bir duygu, böyle bir ses, böyle bir sanatçı ölmemeliydi diye düşünüyorum. mekanı cennet olsun.
"Benim arkadaşlarım; yüzlerini dahi görmediğim, bilmediğim, samimi ve vefakar arkadaşlarım; sizlerle karşı karşıya gelmek ve samimi bir hasbihalde bulunmayı arzulamak, senelerden beri içimi yakan bir ateşti. Bana yazdığınız mektuplara cevap alamadığınız zaman, emin olun en az sizler kadar mahzun olmuş, en az sizler kadar ben de kendime kızmışımdır..."
Fakat beni bu şekilde hareket etmeye mecbur tutan birçok sebepler var. Ne kadar isterdim bu sebepleri sizlere Jean Jack Rousseau gibi samimi bir şekilde itiraf etmeyi. Fakat mümkün değil. Ama diyeceksiniz ki, büyük filozof J.J. Rousseau her şeyini itiraf edebilmek cesaretini gösterdiği halde sen bu cesareti nasıl gösteremezsin. Haklısınız, ama bu bir cesaret meselesi değil. J.J. Rousseau her şeyini itiraf ederken kendisini bağlayan bir hatıra ve bu hatıraya karşı bir hürmeti yoktu. Benim ise her zaman içimde taht kurmuş eski bir hatıram ve bu hatıraya karşı ruhumun en ücra köşelerinden kopup gelen bir hürmet ve sevgim var. Hiçbir şey değilken, Bursa' nın düzensiz taşları üzerinde sadece Zeki olarak dolaşırken beni seven bir insanın belki hatırasına, belki de şahsına olan hürmetimden yazamam, itiraf edemem.
Aşktan korkan insanlar aşkını saklayanlardır. Ben ise aşktan korkmuyorum. Korkmadığım için de aşkımı itiraf etmekten çekinmiyorum. Birçoklarınız bana kızdınız ve yazdığınız mektuplarda beni aşktan, histen mahrum bir insan olarak itham ettiniz. Halbuki ben, bu en ağır ithamlarınızı bile büyük bir aşk içinde okudum. Sizler beni acı sözlerle iğneleyip derin sükun ve huzura kavuştuktan sonra acaba benim çektiğim ızdırabı duydunuz mu?. Aşk için yanaklarımdan süzülen yaşarlın dudaklarımda bıraktığı o tuzlu lezzeti sizler de bir an olsun hissettiniz mi, tattınız mı?
Bütün dünya edebiyatını tetkik ediniz ve en büyük sanatkarlar, aynı zamanda en büyük aşıklardır. Aşk, bir bestenin, bir şarkının, bir romanın, bir tablonun velhasıl bir eserin doğmasında en büyük amildir. Her var olan şeyin sebebi ve mahsulü bence aşktır ve en büyük aşık da Tanrı dır.
Peygamberine:
Sen olmasaydın, sen olmasaydın ben bu kainatı yaratmazdım; diyen Tanrı ;dan aldığımız aşkla, aşk için, aşka hasretiz.
Hürmet ve sevgilerimle aziz dostlarım ve muhterem okuyucularım.
kendi kıyafetlerini tasarlayabilen, sahnede ilk "T" çıkıntısını kullanan, sazlara tek tip kıyafet giydiren, radyo seçmelerinde bir çok kişi arasından sesi, adabı, davranışları ve yeteneği ile sıyrılan sanat güneşimiz.
çok sevdiğimdir..
sanki ailemdenmiş gibi hissettiğim , düşündüğümde uzaklarda olsam bile onun gibilerin olduğu bi vatanı özlediğim , dalga geçen hırtları öldürsem rahatlayacağımdır..
sadece televizyon kanalı olarak trt nin olduğu dönemdi benim için televizyonda çıkan en güzel şey zeki müren in şarkılarıydı. sesini duyduğumda televizyonunun başına koşardım. gerçekten mükemmel sese sahip ve alçak gönüllü sanatçı sıfatını sonuna kadar hak eden değerli insandır. allah rahmet eylesin öldüğünde çok üzülmüştüm.