Donuk, takıntılı, safi, bazen ileri zekalı... Yalnız kesin bir şey var ki; zekayı tercih edeceğim tek şey aşktır ve aşk tek, bitmeyen, tezahürlerinin nesnesinde kendini sürdüren, bizleri o'na ulaştıracak yegâne şeydir.
bir kaç kelimeyi bir kaç cümle olarak baz alıp entryi gireceğim, kusura bakmayınız.
1 ) henüz 14-15 yaşındayken pek çok siyasi, felsefi ideolojileri silip süpürmekle beraber, nietzschenin kitaplarını okurdum.
yaşıtlarım ne alparslan türkeş, ne nihal atsız ne erbakan hocamı tanırdı. yanımdaki abdulhamit hanı tanımıyordu, diyeceklerim bu kadar. zaten iq ortalamasıyla gerizekalılık sınırını kıl payı atlatabilmiş bir millet için normal.
2) ülkenin gündemini derin takipteydim, tarihi kitaplar okurdum. halil inalcık kitapları okurdum.
onların 35 yaşında ulaştıkları bilgi seviyesine henüz gençliğimin ilk senelerinde ulaşabilmemden, daha çoğunun hayatı bile bilmediği yaşlarda bu denli realist, karamsar bir yapıya sahip oluşumdan ötürü kendimle hala gurur duyarım. ve övgüyle anlatırım.