insani duyguların doruğa ulaştığı andır. zaman zaman normal bir kişilik vardır, geriye kalan çoğu zamanda başka bir dünyadan geldiğine inandığın sadece kendinde bulduğun özellikleri yaşarsın. sana derler : "çocuğun olunca anlarsın bu çok güzel bişe", "bişe olunca anlarsın vs", "aha" bu varya bak öyle böyle değil yıllardır bunu sana demediler işte bunu kendin anlarsın "koç". sen yıllar boyu gördüğün ; aşkım, cicim, kuşum vs tarzı sözcükleri dile getirmeyi unutmuşsundur, zaten : " o ne lan öyle tuhaf tuhaf", diye içinden geçirdiğin şeyleri söylemezsin. ama içindeki mutluluk tarifi olmayan bir şeydir. sanki yeni öğrenilmiş bişeyi uygulamaya koyarsın ya o haz vardır ruhunda. yıllarca dünyada yaşadıktan sonra türlü türlü insan kişilikleri hakkında öngörülerin olmuştur. sonra ise : "lan aceba hepsi bu mu? hiç farklı bişe yok mu?", diye düşünürken bir anda artık küvezde büyümüş olan ya da uzaylılar tarafından getirilmiş bir insanla karşılaşırsın. "aha bak bu varya benim kız versiyonum" demekten kendini alamazsın. "yok öyle bişe koç dünyalı o". arada unutursun bunu, bu seferde inceden tırsmaya başlarsın "lan kaçırmasın beni bunlar ?", yok yok korkma seni sevmiyor galiba o, sevseydi zaten "seviyorum seni kazım", derdi. saçmalama "sebastian", sevmese uzay mekiğinden inip dünya araçlarına biner miydi?. tamam "aleksandır" haklısın. ama değişmeyecek tek bişe var, "aleksandır" bu sevgisini hiç kaybetmicek ve bunu düşünürken her zaman içi içine sığmayacak, "sebastian'a" gelince, uzaylı filan ama onunda kalbi var o da seviyor be "koç".****
hayatın bir köşesinde yaşarken çıkar gelir, yolda giderken uçan güvercin gibi;
oturuyorsun bir köşede: " dostuuum nabeerr?"; gülerek yaklaşan bir dost, sıcacık sesiyle sana doğru yanına oturacak edasıyla atılan adımlarla... " "aman allahım o da ne? o sıcacık gülümsemeyi yanağınla öperek karşılarken, dünyada o ana kadar karşılaşmadığın bir his, kim bu sıcaklığın arkasında duran çekingen?". hoş sohbet başlamıştır, hal hatır sorulmuştur, içindeki duygu nasıldır biliyor musun? küçükken hoşlandığın bir kıza giderdin hani, saçını çekerdin, çimdik atardın koluna, tepkisizlik bir acayiplikdi hani, umursamazdın bir çimdik daha bir saç çekme daha, ne güzel hoşlanıyorsun ondan, işte aynen öyledir içinde dalgalanan o duygu. "aaaa bu benim küçüklük arkadaşım tanıştırmayı unuttum dostum".
bir şeyler getir dostum, ne olursa olsun, tutuldum, konuşamıyorum resmen nasıl oldu anlamadım? içinden söylersin bunu garsona, sigaranı yakarsın içtiğin ile birlikte, "evet oluyor dostum, küçüklüğünde olduğu gibi", şımarıyorsun inceden, şakacıkdan iğneleyici
laflar başladı işte, " ooo saçına dokundun ne güzel, kıvırcık m bu? ne kadar güzel yaa, ne acayip ", çekiştir biraz durma, koluna çimdik atma saçını çek. * gülümsedi işte, tepki de verdi, tamamdır, şimdi acayipleş bakalım... "hooouupp" bakışlar değişti,
+ aaa orda bir adam var, hani beyaz saçlı şişko biraz biliyor musun?
- ( noluyor lan?)
/ evet biliyorum?
+ hee o benim babam, sigara içtiğimi görmediniz ama hahaha.
...
- ne güzel, canınızın sıkıntısı geçiyodur işte. ( ben de orda olabilirim artık hep)
/ evet iyi oluyor. ( benimle çok konuşuyor )
- ya sigaradan rahatsız oluyorsun ama kusura bakma içerim.
/ iyi öbür tarafa üfle işte.
- sana ne ya? "ehehe" istediğim yere üflerim, etraf dolu bak nolcak ?
/ içmesen olmaz.
-olur.
/ içersen iç.
- içmesem sanki faydası olcak burda sana.
/ olcak evet bir tane bir tanedir.
+ ben bir şey söyleyim mi siz varya yakında kesin çıkarsınız, demedi demeyin "eheheh", ben kaçtım hadi.
- ( ne dedi bu ya, offf salağa bak ne biçim utandım)
/ ( ????? )
daha önce hiç yaşamadın bunu, aşık oluyorsun işte inceden, yalnız kaldığında yetiyordun kendine, şimdi de olur ama bir dur bakalım, nasılda anlaştınız hemende, bak arkadaşın bile mutlu oldu. zaman geçmesin, daha ilk tanışma, arkadaşınla geldi, nasıl görüşeceksin bir daha, içinde dert oldu değil mi koç? "kalkma vakti geldi dostum" hadi dışarı çıkın, yürüyorsunuz biraz, "aaa resmen hayatın içinde kendi mutluluğuyla bütünleşmiş" attığı her adım duvarlara kazınmış yazılar gibi aklına giriyor, her şeyi kendinle alakadar ediyorsun, ne güzel.
hadi görüşürsünüz, ama unutma dostum o görüşmeyi iyi yap sonra birdaha göremeyeceksin onu, artık sana verdiği sözü unutacak, artık senin hatalarının affı olmayacak, anlar belki zamanla ama değil mi? bak o var birde.
zaman geçti o vakit geldi birliktesiniz evet, mutlu ol "koç". güzel günler güzel....
işte o kadar sadece "güzel günler güzel" kadar kısa bitti. çırpın çabala... olmadı değil mi? olmadı evet. "eeee?" yok artık kendini topla. tamam topladım sakin ol, rahatla, hava, kuş, güneş, ay, gece, bira, şarap, rakı... "noluyoo laan bitmemiş, bitirememişsin!". zaman geçti ora nere artık bir istediğin zaman göremeyecek kadar uzaktasın. "ooof o da çok uzun sürmedi" artık kendini zorlasan bile göremeyeceksin". nedenini biliyor musun? artık arada o kadar mesafe varki bu nasıl bir şansmış."koç" bırak hayatını yaşıyor, sıkma kimsenin canını, dinlemedin kimseyi işte ama bak "o" hala seni dinlemiyor. güvercin gibi 40 takla attın olmadı, ne yapmalısın? hala düşünüyorsun. o mutlu ama biliyorsun inceden ama, vardır elbette sıkıntıları, ama ne güzeldi değil mi? saçını çekmiştin onun...
sigarayı tam zamanında bıraktın tebrikler, "daha önce aklın neredeydi" bak ona teşekkür bile edemiyorsun! saçmalamayı bırakmaya çalışıyorsun artık farkındasın, az kaldı onu da becereceksin, ama o bilecek mi? olsun varsın be "koç" bakarsın bir gün saçını tekrar çekmene izin verir, bakarsın birde sana çimdik atar. * o değilde, erik nasıl olduysa havaya karıştı, ama çekirdeği duruyor, onunda içi boşalmış, aceba sevgide erik gibi havaya mı karışıyor? *
- sen, / o, + bir arkadaş.