genel olarak "din bir afyondur" felsefesini benimsemiş, takip ettiğim yazarlardan birisi. ayrıca kendimi etiketleme ihtiyacı duysaydım sağcı-solcu değil de müslüman olarak addedilmeyi yeğlerdim. günümüz siyasetinin yozlaştırdığı sağ-sol kavramlarıyla nitelendirilmenin ve nitelemenin çok rahatsız edeceğini sanmaktayım ve olabildiğince bu gibi etiketlerden uzak durduğumu belirtmek isterim.
dinini mantığıyla ve sorgulayarak seçmiş biriyim, atalarımdan kalan dini değil de kuran'da anlatılan peygamberin hayatıyla süslenen dini inancımla yaşamaya çalışıyorum. din doğmadır, beğenmeyen inanmaz! diyebilecek kadar sığ birisi de değilim. din doğma değildir, sadece bazı durumlarda inanç akıldan önce gelir. aklımın yetemediği hususlarda inancımın belirlediği kurallara göre oynarım. benim için asıl maksat inanmaktır bir dinde, sevgiye inanmaktır. eğer ki dogma dedikleri buysa varsın olsun, başımın üstünde yeri var.
insan olmanın gereğidir, öznelde insanı ve insani değerleri düşünmek. bir sosyalistte, hümanistte en imrendiğim noktadır bu. dini, mezhebi, soyu, sopu, ırkı, cinsi, milliyeti ne olursa olsun. önce insana yakışır bir şekilde insanca davranırım. bana öğretilen budur, bu benim dini inancımın gereğidir. olaya kişiler üzerinden değil fikirsel açıdan eleştirimi getirmeye çalışırım. kişilerden ziyade düşünceler önemlidir benim için.
tasavvufa kısmen karşıyım, tasavvufi bir yapım yok. insanlara verilen değer tasavvuftan ziyade dinimden gelen bir güzellik olduğunu düşünürüm. dinin kişiye özel bir inançtan çok toplumsal bir olgu olarak ele alınmasını daha doğru bulmaktayım.
ee, arkadaşın nickaltı ben kendimden niye bahsettim? kendimle ilgili bazı çıkarımlarına katılmadığımdan ve eleştirmek istediğimden niye olacak başka. şöyle ki hacı'nın -gözlemlediğim kadarıyla- şöyle bir tartışma mekanizması var:
öncelikle kendi fikrini söylerken araya öyle sihirli kelimeler yerleştirir ki din merkezli bir insanı müthiş biçimde kışkırtır. kabadayıların içine girip "var mı ulan bana yan bakan?" demek gibi. fikirlerini tartışabilecek, karşısında geçebilecek birilerini arar. tabi dini ve milli duyguları üst seviyede bir milletiz. hobaa! hep birlikte abanalım, tabi çoğu mesnetsiz iddialarla karşısına çıktığından savrulur gider. dişine göre bir rakip çıkarır ve üstüne üstüne gitmeye başlar. işte olay bundan sonra başlıyor. arkadaşı eleştirdiğim nokta buradan itibaren yani.
peki sonra ne yapıyor? karşısına aldığı kişinin sınırlarını belirliyor. bu adam ancak ve ancak bu kadardır, bu sınırları geçemez! deyip saldırmaya başlıyor. fikirsel olarak tabi. çoğu tartışmada böyle bir yönteme başvurmasıdır eleştirdiğim nokta. ama ya öyle değilse? veya ben mi çok pimpirikliysem... olur mu olur..
olsun, var olsun canı sağolsun. neler gördü bu gözler, neler. maksadımız aynı ise yollar farklı olsun be hacı derim ve yazımı burada bitirmeden önce birkaç ipucu daha vereceğim.
ilk nacizane tavsiyem zinani'yi takip etmesidir. böylece hangisine hacı hangisine bacı diyeceğini iyi bilirsin. nickaltında zinani imzalı entry yoksa erkeksindir ve kısmen abazasındır. bu bir sözlük gerçeği. o yüzden durmak yok hacıya devam!
ikinci tavsiyem de herkesi her zaman kaale almamasıdır.
Hiç kuşkusuz, 2 temmuz 1993 Sivas Katliamı şehitlerini anacağımız büyük gün olan 3 temmuz 2008 canlar kor içinde izmir zirvesi için elinden gelen özveriyi gösterip, zirve mekanına ulaşım konusunda bilgiler veren, ne kadar katılım olursa o denli bilinç artar mantığıyla hareket ettiğini gösteren ve o günkü onurlu buluşma adına şimdiden kendine apayrı bir gönül payı bulan güzel insan...
--spoiler--
kürdistan bağımsız olmamakla birlikte özerk bir yönetimle yönetiliyordu, tıpkı osmanlı'daki bir batı eyaleti olan eflak gibi, erdel gibi ya da boğdan gibi, kırım gibi.
--spoiler--
eğer adresini verir ise bir tarih kitabı alıp kendisine göndereceğim yazardır.
bir yanlış var. sözlükte de, sanal alemde de, gerçek alemde de sık sık düşülen bir yanlış. bir başkasının adına konuşma hakkını kendinde görmek yanlışı. bu yanlışa düşenler özünde iyi niyetli dahi olsalar, yaptıklarının yanlış olduğunu değiştirmez. bu yanlış biz türklerin kürtler hakkında onları temsilen söz söyleme hakkına sahip olduğumuz yanılgısı.
bugün kürtlerin büyük çoğunluğu pkk'ya destek vermiyorlar. bunun çok çeşitli nedenleri var elbette. pkk'nın kucaktan kucağa dolaşması, silahını başta kürtler olmak üzere masum insanlara da doğrultmuş olması, oturup devletle danışıklı dövüşlere girişmesi ve türkiye cumhuriyeti ile birlikte kürtleri canından bezdirmesi. ancak kürtlerin bugün büyük çoğunluğu bağımsızlıktan yanadır. bunun sebebi de pkk değil, hep dediğimiz gibi, pkk bir mesele değil, bir meselenin sonucudur, kürt meselesinin.
kürtler 1920'lerdeki milli mücadelede kaderlerini tayyin hakkını biz türklerle birlikte mücadele etmek yönünde kullandılar. kürtler türklerle ortak hareket etmeseydi, güneydoğu'da fransızları ve onların güdümüne girmeyi tercih etmiş ermenileri, doğu'da da çarlık rusyası'nı canından bezdirmeseydi, ingilizlerle masaya oturmakta isteksiz davranmasaydı eğer (birkaç istisna dışında kürtler ankara hükümetine karşı hareket etmemiştir, ki o istisnalar da gene bölgedeki ankara ittifaklı aşiretler tarafından bastırılmıştır. ki isyan etselerdi eğer o dönem ankara'nın güney yolu tamamen savunmasızdı) türk ordusu yunan ordusunun karşısına yek vücut olarak çıkamazdı, dahası güneydoğu'da kazanılan gerilla mücadelesinin en önemli neticelerinde olan ankara antlaşmasına imza atılamaz, itilaf devletlerinden fransa'yı yanımıza çekemez, ingiltere'yi yunanistan'la tek başına bırakamazdık. bunu iyi kötü tarih bilgisine sahip herkes biliyor zaten. peki ya sonra? karşılık olarak 80 yıldır burunlarından getirdik kürtlerin. hoş, ne bok yediğini devlet de pek bilmiyordu, kimi zaman ılımlı davranıyor, kimi zaman da toplu katliamlara kalkışıyordu.
tüm bunlara rağmen kürtler türklerle birlikte hareket ettiler. hedef tüm türkiye halkını sömüren devlet ve rejimdi, kürt halkı türk halkıyla mücadeleye devam ediyordu. 72'de ilk darbe indi, 80'de türk-kürt ittifakı bizzat devlet tarafından bıçak gibi kesildi. kürtler ve türkler birbirinden uzaklaşmaya başladılar, koparıldılar. devlet ve pkk da buna çok güzel hizmet etti son 20 yılda. en sonunda gelinen süreç de budur. iş asimilasyon boyutunu da aştı, toplu katliamlara, zorunlu göçlere kadar vardırıldı. bu noktada kürtlerin tamamı ankara'dan ümitlerini kestiler, artık türkiye cumhuriyeti'nden bir beklentileri kalmadı. ve artık süreç dönülmez bir noktaya girmiştir bana göre hem iç politikadaki beceriksizlik, hem de kontol dışı dış gelişmeler ile. bugün hoşumuza gitse de, gitmese de kuzey ırak'daki kürt yönetimi devlet olma yolunda, buna en büyük katkıyı da türk burjuvazisi veriyor. türkiyeli kürtler de biliyoruz ki bu sürecin dışında isteseler de daha fazla kalamazlar. çünkü kendi ülkelerinde yabancı durumundalar, kendi ülkeleri denen türkiye kürtleri tamamen yoksaymakta.
bugün gelinen ve geri dönülemez nokta bizim böyük devletimizin eseridir beyler. vatan bölünmez filan diyenlere sözüm, geçin bunları.. vatanı vatan yapan üstündeki insanlardır ve siz bu insanların bir kısmına sırf kimliklerinden dolayı ikinci sınıf insan muamelesini layık görürseniz bu vatan pekala bölünür. kürtler ikinci kez kaderlerini tayin hakkını yeniden gözden geçirme noktasındalar, onları buna iten de bizim devletimizdir, bu noktada biz türk halkının yapması gereken kürtler adına konuşmayı bırakıp, kürtlerin özgürce karar vermelerini sağlamak ve verdikleri karar hangi yönde olursa olsun buna saygı duymak olmalıdır. benim yaptığım sadece bu.
bunun duyulmaması normal, lisede kürt kelimesinin geçtiği tek kısım kürt teali cemiyeti çünkü. ancak duymayıp da dile getirenlere saldırmak yerine ''ya hakkat bu doğru mu la?'' diye bir durup araştırılması daha doğru olacaktır.