12 yaşında evlatlık olduğunu öğrenerek evden kaçıp 4 kişinin tecavüzüne uğrayan ve kendini insan sınıfından ayıran Zargananın hikayesi. Fena kitap değil. Ama biraz topal. Yani çift zamanlı ilerleyen romanın, Zargananın evden kaçma sürecini ve geçmişini anlatan bölümleri gayet güzelken, günümüzde yaptıkları gerçeklik zemininden biraz uzak ve zorlama geldi bana.
Yine de okuduğuma pişman mıyım ? Hayır. Kitaptan bir alıntı şöyle:
--spoiler--
Zargana her şeyi seyretti. Üzüntüyü gördü. Hatta kadın yanından geçerken üzüntüye dokundu. Hayran kaldı. Saydam gözyaşlarına, kırışan yüze, abartılı hareketlere, gerçeği kabullenmemek için yapılan bedensel mücadeleye hayran kaldı. Derinden üzülen bir insan, gördüğü en büyük gösteriydi. Sevinen birini seyretmekten daha zevkliydi bu, çünkü gerçekle arasında bir sorun olmadığı için insanın kendisini o denli zorlaması gerekmiyordu. Mutsuzluklar, büyük şoklar yaşayanlar, kanser olduğunu öğrenenler, çocukları ölenler çok daha iyi bir performans gösteriyorlardı gerçeğe alışabilmek için. Profosyonel aktörler gibi çevrelerindekileri de inandırmak için uğraşıyorlardı. Tabii, son olarak da, mutsuzluk mutluluktan daha çok ses çıkarıyordu. On iki yaşındaki bir çocuk için önemliydi işin kulakları ilgilendiren bölümü. Çocukların çoğu renge ve sese doğru yürürdü. Zargana da öyle yaptı. Hayatı boyunca üzüntüye doğru yürüdü. Büyüyen her gözbebeğinde, titreyen her çenede, buruşan her alında daha da hızlandı. Ne istediğini biliyordu artık. Dünyanın kabuğu olacak kadar üzüntü. Siyah ve grinin hüküm sürdüğü o eşsiz üzüntü. Gözlerinin rengine yakışacak bir dünya.
--spoiler--
kimsenin birbirine bakmadığı, yalan, ihanet, şiddet, tecavüz, ve acımasızlıkla yoğrulmuş, yalnıza hayallerin göz göze geldiği bir hayattan intikam almanın en iyi yolu yaşamaktır. anlam aramak boşunadır ve her şeyin "hiç" e dönüşmesi gerekir.
(bkz: hakan günday-zargana)
unutmam ; gökdelenleri derinden tasvir eden bir kitaptı, gece vakti her şey susmuşken onların ışıklarıdır geriye kalan diyordu. başını oraya dayadığında duyduğun paranın sesiyken ; yere eğilip toprağa dayandığında geriye hayatın sesi kalırdı.
Hakan Günday hayranı olmama neden olan, çoğu kişinin nedense beğenmediğini söylediği benimse muazzam olarak nitelendirdiğim kitap.
--spoiler--
'' Zor değil dedi kendi kendine. insanları anlamak zor değil. Hepsinin de doğum izleri gibi karakter izleri var sağlarında sollarında. Biraz dikkatli bakmak yeter. Haritalara benzerler: ölçeklerinin nerede yazdığını bulana kadar korurlar esrarlarını. Sonra bir güneş kadar bilinir hayatları, sarışınlara benzeyen hayatları. Güzel ama aptal hayatları... ''
Zargana için ne söylenebilir veya hakan Günday için cevabı bizde saklı kimi hiç beğenmez zargana'yı kimide zargananın bir daha berline dönemeyeceğini bildikleri için kasvet içinde kalırlar.
az önce sözlüğe ilk girdiğimde şukelalanmış şu yazısı karşıma çıkan yazar : (#847939)
adam bastıra bastıra benim demiş ama yardıra yardıra çalmış be yazıyı. hem de kinyas ve kayra'dan. zaten belli bi hakan günday özentiliği olduğu.*
spolier
insanları anlamak zor değil.Hepsinin de doğum izleri gibi karakter izleri var sağlarında sollarında.Biraz dikkatli bakmak yeterli.Haritalara benzerler.Ölçeklerinin nerede yazıldığını bulana kadar korurlar esrarlarını.sonra bir güneş kadar bilinir hayatları.sarışınlara benzer hayatları.güzel ama aptal hayatları... spolier