hiç unutmam 27.11.2008 di bir başkası.. bir başka şehirde... bir telefonla yıkmıştı beni.o sevdigin diyordu...başkası ile çıkıyor diyordu... karşıdaki...hatta çıktıgı 40 yaşlarında evli diye sözünü tamamladıktan sonra,yaklaşık kırk gün içerisinde altı yedi kilo vermiştim...sigara bir paketten iki pakete çıkmış ve biyolojik varlıgım tüm beslenme uzmanı bik bik ler vesairelere aykırı sadece çay ve sigara ile yaşanabilecegini ispatladıgı zamanın üzerinden nerede ise on sekiz ay geçti. bu arada sizlerle... sözlük dostlarımla tanıştım... beni gerçekten isteyen bir sevdigim var...ayrıca nietsche nin dedigi gibi beni öldürmeyen acı dahada güçlendirdi...
Zamanın yarayı sarmak için birey tarafından kullanılması temelinde mümkündür.Birey harekete geçmedikten sonra geçen zamanın tek başına yara sarmasını beklemek anlamlı olmaz.
direkt olarak zaman değil de, zamanla unutmaktır yaraları saran. başımıza gelen hemen her türlü kötü olayı, her günün her saniyesi hatırlamamıza engel olan unutkanlığımıza çok şey borçluyuz.
yalandır. yıllardır bize dikte ettirilen, boşver zaman her şeyin yarasıdır diye söylenilip basit bir teselli cümlesi olarak kullanılan cümle.
zaman hiçbir yarayı sarmaz. yarayı saran insanın kendisidir. çünkü bir insan unutmak istemezse, ölene dek hatırlar. unuttuğunda da bunu zaman değil kendi kalbi yapmış olur.
yara sadece unutulması gereken şeyler değildir. unutulmaması gereken hatta unutulamayan yaralar, gerçekler vardır. hatırlamak iyidir. saran zaman değildir aslında, biz istemediğimizi zaman ile örtüyoruz... kendimizi kandırıyoruz sadece.
Zaman yaraları sarmaz. Yapmaz bunu. Sadece unutmayı öğretir. Unutabilmeyi... Kendi hayatının değerini hatırlatır tekrar. Onun senin hayatındaki değersizliğini... Kendi yıpratarak hiçbir şey elde edemeyeceğini farkettiğin an dönersin hayata. Senin canın acıtılamayacak kadar değerlidir çünkü. Bunu anlarsın.
zaman hiç bir şeyi sarmaz. sadece üzerini örter, siz deşersiniz ve onu oradan çıkarırsınız olmaz, zaman yine onun üzerini örter ver siz unuttuğunuzu sanarsınız.
yaralarınızı sarmak için illa bir olgu arayacaksınız durağan olmayan zamanı seçeceksiniz derman için,neden yaşamayı insan olarak devam ettiriyorsunuz diye sorar bir insanda çıkıp karşınıza; her yarayı saracaksan yarayı sadece kan ,yara kabuğu ,sızı ,acı olarak görüyorsunuz demektir ki bu eczanelerde satılan sargı beziyle sarabiliyorsunuz * hayat denilen imtahan yerinde kişinin kendi kazıdığı yaraları zaman olgusunun sarma düşüncesine gülenlerdenim çünkü insanım diyen hiç kimse zamanın yaraları sarmadığını iyi bilir çünkü zamanın kendi üzerine böyle bir misyon yüklendiğinin de haberi yoktur neden mi? *
ilaç gibidir zaman.Önceleri pek etki etmez sanırsın sonra yavaş yavaş bazı şeyleri unutturur sana, eskisi gibi net hatırlamazsın olanları. Sonra bakmışssın her şey geçmiş gitmiş mazide kalmış unutmuşsun. Kabuk bağlamış yaran acısı dinmiş. Ama o süreç çok acı verir işte dayanamayacağını sanırsın, yapamayacağını düşünürsün. Can Yücel'in de dediği gibi ''birgün kaldığın yerden başlayacaksın.''. O yüzden sana gerekli olan ''zaman'' sadece birazcık ''zaman''.
lise hayatını yani en güzel yıllarını askeri lisede çok kötü bir şekilde yaşayarak harcayan insanın, belli bir zaman sonra her şeyi unutmaya başlamasını açıklayan durumdur.
Her yarayı değil.
Bazen öyle yaralar vardır ki kanamaya devam eder lakin zaman o acıya alışmanızı sağlar sadece.
Aynı şiddette ağrı verse de, o' nu kanıksamışsınızdır artık, usul usul inlersiniz.
insan her ne duygu yaşıyorsa bu duygusuna alışır. en mutlu anına, en büyük acısına bile adapte olur. insan olmak bunu gerektirir. insan normalleştirir. sonra adına zaman her şeyin ilacı derler.