Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesindeki iç mimarlık sempozyumuna terör olaylarından dolayı katılmaktan vazgeçmişti,onu orada dinlemeyi çok istiyordum.Ölüm korkusu yüzünden vazgeçti ama yine de ölüm buldu bir şekilde.idollerimden biriydi,ölümü bende büyük üzüntü yarattı,umarım gittiği yerde huzurla uyur.
bazı hocalarımızın beğenmediğini belli etme unsurudur zaha hadid.
anlamsız gibi görünen, amorf bir yapı tasarladığınızda alınan eleştiridir:
"zaha hadid gibi. hıh." "zaha hadid'e özenmişsin!"
zaha hadid gibi? keşke onun yakınından geçer bir düşünceyle bir bina tasarlıyor olabilsem öğrencilik hayatımda!
çok şükür ki bu mantalitede az kişi var üniversitelerimizde.
zaha hadid, amorf yapıdaki binalarıyla meşhur. yani dışardan bakıldığında heykel gibi görünen, hele ki biz türk insanının hiç bir şeye benzetemediği türden yuvarlak hatlı binalara imza atmıştır bu bayan. sanıldığı gibi, frank gehry gibi maketle de çalışmaz. her attığı adımın bir manası vardır, her kullandığı açıyı bir sebebe dayandırır. (frank gehry de dayandırır elbet ama dediğim gibi, adam maket yaparken "bu iyi" mantığıyla çalışan, farklı sistemi olan bir mimardır.)
kendisinin bir kaç eseri odamın duvarını süslemekte, heykel sanılsa da mutluyum, değiller. yaşanacak yerler oralar.
bu bayan; kartal kentsel dönüşüm projesini tasarlamakla meşgul şu sıra. arasıra belediyeyle bağlantıya geçerek projenin son halini bildiriyor vs vs. bizim gazetelerimizde de üç beş fotoğraf yayınlanıyor projeyle ilgili.
"amaan bu ne bee? kartal'ı ne yapcaklar böyle?"
gören de sultanahmet'ten bahsediliyor sanacak. kartal sanayi mahallesi orası be adam. tarihi yarımada değil.
kartal'ın nesi var ki koruması gerekiyor? villaların yanındaki fabrikaları mı koruyacaksın? ana yolda patlayan tanker yüzünden 2 sene önce insanlar öldü kartal'ın göbeğinde, sen kartal'ı mı savunuyorsun bana? 1920lerden kalma çokca bulunan köşklerini yıkmışsın kartal'ın, şimdi bostanlıklarını mı koruyacaksın?!
çok sinirliyim sözlük. bendeniz burayla uğraşıyorum son 4 aydır. burada yaşayan insanların fikirlerini de merak ediyorum, çok az insan olumlu bakıyor kentsel gelişim denen olaya. bıraksan yaşayacaklar o çöp yuvalarında; adalar manzaralı çimento fabrikalarıyla!
zaha hadid, kartal projesine farklı bir yönden baktı. soft grid adı verilen bir tanım getirdi buraya. yani yumuşak ızgara. abuk subuk parsellenmiş bölgeyi, düzenli hale getirerek yine amorf binalar tasarlanmasına karar verdi. bizim mimarlar odası gene açtı davayı. durur mu? sırf bunların davasına para gitmesin diye odaya kayıt yaptırmamayı düşünüyorum. neymiş, sanayi bölgesi çalışanları ne olacakmış. gebze'ye gidecekler paşa paşa. yerleşim yerinin ortasında fabrika görülmüş müdür? anlatılmıyor işte. bir de üstüne chp milletvekili dava açtı. değmeyin keyfimize.
e 5 ten geçecek olan anadoluray'ın kartal durağıyla, sahil arası.. iş merkezleri, konut ve aktivite alanları düşünülüyor. 2009da başlanmak üzere 20 küsür sponsoruyla imzası atılmış proje.
avrupa yakasının yoğunluğunun bir kısmının buraya aktarılması amaçlanıyor. istanbul bir metropol evet; ama çok dengesiz bir şehir. metropol anlamını taşıyan toplasanız 3 ilçe.
hele kartal, maltepe, pendik, sultanbeyli? üvey evlat. bildiğin köy. bırakın biz de gelişelim.
ekleme: olayın bir de başka boyutu var eklemeliyim. ibb'nin bu projeyi yabancı mimarlara emanet etmesinin altında yatan neden henüz açıklanmadı. umarım sonuç, bu konudaki tartışmaları unutturacak kadar başarılı olur.
kartal kentsel dönüsüm projesini tanıtmak için kullandığı modellemeleri mimari tasarım 3 dersimde jüriye getirsem, kafadan kalırım... böyle bir markadır...
bu kadının bürosunda çalışan mimarlar aylık 750 dolara afedersiniz eşşşekler gibi çalıştırılıyorlar. kocaman bir ekibi var, tasarıma ufak girdiler verdikten sonra hanımağa köşesine çekiliyor ve (yanılmıyorsam 300kişilik) ekip projeyi tamamlıyor. çoğu projeden hanımağanın haberi bile olmuyor. ama işte marka olmuş ya, 750 dolara ingilter gibi yerde, nefesin koksa da çalışırsın "zaha'yla çalıştım" diyebilmek için. tercih meselesi tabi.
Şuan öğrendim ve inanamadığım ölüm.
Gerçekten çok büyük bir kayıp. inanılmaz eserleri inanılmaz özgünlüğü derslere konu olmuş mimarlara ilham vermiştir. Ütopik yorumlamalarıyla aklımızda kalacak. Yolu ışık olsun ne diyimki.